Muhterem okurlarım zaman zaman camilerle ilgili yazılarım oluyor, cami sadece ibadet yeri değildir diye düşüncelerimi İslami havanın atmosferinde anlatıyorum.
Malumunuzdur ki cami minaresiyle, mimarisiyle, minberiyle, mihrabıyla İslam’ın hayat bulduğu bir mekandır. Bunun farkına varan hayır severlerimiz artık camileri inşa ederken birçok ihtiyaca cevap verecek mimaride yapıyorlar.
Cami, sulh ve selamet yeriyse,
Sosyal yardımlaşma ve dayanışma yeriyse,
İstişare yeriyse,
Talim terbiye yeriyse,
Kimsesizlerin sığınağıysa…
Her fırsatta camiye el uzatmak boyun borcumuzdur.
O camiler ki yeryüzünde Allah’ın evleri, Beytüllah’ın birer şubeleridir. Bu mukaddes mekanlara sahip çıkmayacağız da nereye el uzatacağız. Kur’anın ifadesiyle “Camiyi ancak Allah’a inanan ve ondan korkanlar yapar.” Diyarbakır Salahaddin-i Eyyubi Külliyesi Hacı İhsan Aslan beyin öncülüğünde yapılan ve birçok ihtiyaca cevap verebilen bir muteber eserdir. Bu münasebetle bu Külliyenin yapılmasına vesile olan şehrimizin mümtaz şahsiyeti Hacı İhsan ağabeyimizi tebrik ediyorum. Dünyada da ukbada da kendisinin yaptığı sevapların başında gelir diye düşünüyorum.
Bay-bayan mescidinin yanı sıra,
Devasa bir konferans salonu,
Konferans salonun hemen önünde sergi salonu,
Diyanet Vakfına verilmiş yatılı kız kuran kursu,
Yenişehir ilçe müftülüğü,
İlahiyat akademisi,
Otoparkı ve muhtelif eğitim faaliyetlerinin olduğu halk eğitime ayrılmış birimler….
Ve daha nice hizmetlere ev sahipliği yapılabilecek ham alanları, belki bir tarafından taziye evi, diğer tarafından Mescid-i Aksa yerleşkesinin minyatürü ve hatta diyanet kafe ve manevi nitelikli/motifli metanın pazarlandığı dükkanlar…
Yani şehrimizin medarı iftiharı bir eser, Ulu camimiz ile kardeş ma’bed, onun modern yüzü de denilebilir.
Bu cami temeli atıldığında bazı kimseler, “Buraya kim gelecek? bu devasa camiyi burada yapmaya gerek yok…” gibisinde ifadeler kullandılar ama elhemdulillah Cuma günleri camimiz bayıyla bayanıyla camiyi dolduruyor.
İlk cumaya gittiğimde nerden geldiğini bilemediğim binlerce insanın fevç fevç camiye akın ettiğini görünce gayet memnun olmuştum ve o zaman bir yazı yazmıştım “Sen camiyi yap, Allah doldurur” o zamanki il müftümüz Lütfü İmamoğlu hocamız arayıp bana teşekkür etmişti.
Malumunuzdur tuvaletleri paralı olmayan camilerin suyu ücretsizdir, bir ihmal sonucu Caminin Yaptırma Derneğinden kalma bir miktar borcu yüzünden suyu paralı devam ediyordu, ondan hizmet alan kurumlar da Yenişehir Müftülüğü dışında dert edinen yoktu, halbuki bu küçük meblağ ödenip her kurumun saati ayrı bağlansaydı zaten caminin suyu ücretsizdir.
Maalesef bilgilendirme eksikliğinden dolayı bir sıkıntı yaşandı, durumu Camiyi yapan Ali İhsan Arslan ağabeyimize izah ettik, sağolsun ilgilendi, bu sorunu ona yansıttığımız için bizi mazur görmesini bekliyoruz, ama başka türlü de sorun çözülmüyordu, ayrıca Bil Koleji Mütevelli Heyeti Başkanı Yunus Oruç’a da teşekkürlerimi arz ediyor, işin ciddiyeti fark edip bize zaman ayırdı, bu borcun ödenmesi için katalizör oldu.
Bazen diyorlar ki devlet İslam için, İman için ne hizmet etmiş, ben de yiyorum ki biz neyi hak ettik de Allah vermedi? Şu anda Müslümanların vurdum duymaz hali endişe vericidir, Allah rızası için zaman, fırsat, imkân ve kabiliyetini pek kullanmıyorlar.
Ben ile Abdullah Balkaş kardeşim iki aydır bu meseleyi kendimize dert etmişiz, DİSKİ/Diyanet arasında mekik dokuyorduk, yaptığımız çalışma sarf ettiğimiz emek kalbi, kavli ve fiili dua yerine geçti ve sorun çözülme aşamasına geldi elhemdulillah. Ayrıca DİSKİ yetkililerine de müteşekkiriz, bu borcun ödenmesi için gerekli kolaylığı sağladılar.
Duyarlı vatandaşlarımız, nitelikli Müslümanlarımız oldukça inşallah hayatımız kolaylaşacak, lisani hal ile örnek Müslüman olacağız ki yakın zamanda bu halk sesimizi kalben duyacak.
Dolayısıyla diyorum ki Salahaddin-i Eyyubi külliyesi hepimizin, ona sık sık uğrayalım, hem imkanlarından faydalanmak hem de gerekirse sorularına el atmak boyun borcumuzdur.
Selam ve selametle kalın.