beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...



Kaya: “İnsanlık Aleminin Allah ile barışık yaşama zamanı gelmiştir.” Dedi.

ÖNDER Diyarbakır adına ‘Veda Hutbesi’ temasıyla Cuma sohbetlerini yapan Genel Yayın Yönetmenimiz Eyüphan Kaya bu Cuma Kayapınar Gavsi Geylani camisindeydi.

facebook-paylas
Tarih: 19-09-2026 08:59

Kaya: “İnsanlık Aleminin Allah ile barışık yaşama zamanı gelmiştir.” Dedi.

Kaya: “İnsanlık Aleminin Allah ile barışık yaşama zamanı gelmiştir.” Dedi.

ÖNDER Diyarbakır adına ‘Veda Hutbesi’ temasıyla Cuma sohbetlerini yapan Eyüphan Kaya bu Cuma Kayapınar Gavsi Geylani camisindeydi.

Kaya, Özetle şunları dile getirdi;

Bilinmelidir ki “cennetin yolu camiden geçer”, iyi ki varsınız iyi ki camidesiniz. Allah sizden de, anne babalarınızdan da, eş ve çocuklarınızdan da, öğretmenlerinizden de razı olsun.

Bu seneyi Diyanet Mevlidi nebi yılı olarak ilan etmişti, ben de acizane kardeşiniz olarak Veda Hutbesi üzerinde Peygamberimizi anlatıyorum.

Malumunuz insanlar inanç açısından iki kısımdır, bir kısmı ehl-i iman bir kısmı ehl-i davettir. Ehli iman, bir disiplin içinde imanını korumaya çalışırken, diğer kimselerin ne zaman iman edeceğini bilemiyoruz.

İnançta zorlama yok.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, “Kafire kem gözle bakma iman üzeri ölmeyeceği ne malûm?” der. Tabii bir de bunun mefhumu muhalifi de var, bizim iman üzere ölüp ölmeyeceğimiz ne malûm.

Bir defa “İman ettim” demekle iş bitmiyor, imanını korumak için daima havf ve rıca arasında takva atmosferi içinde yaşamak lazım.

Hz.Muhamme’de(sav) inanmayanların başı boş sanmayın onlarında kendince rehberleri var, belki de bizden daha çok birilerinin peşinde koşuyorlar, ama elhemdulillah biz Allah resulünün yolundayız. Üstelik tüm Peygaberlere inanıyoruz, Yahudiler ve Hristiyanlar gibi yarı yolda da kalmıyoruz.

*İnsanlık aleminin Allah ile barışma zamanı gelmiştir.

Hz.Muhammed(sav), Veda Hutbesi'ni ölümü beklediği bir hâlet-i ruhiyyede irad etmiş.

İlki; O sene Ard hadisesi iki defa gerçekleşmiş. Ard ; yılda bir Ramazan ayında Hz.Muhammed(sav) Kur’an-ı Kerim'i baştan sona kadar okur, Cibril-i Emin kendisini dinlermiş. Bir defa da Cibril okur, Peygamberimiz(sav) dinlermiş. Bu defa Cibril (as) bir daha tekrarını isteyince Resul-i Ekrem "Bu benim yakında ölmeme işarettir." demiş.

İkinci bir işaret, Nasır suresi nazil olduğu zaman, Resul-i Ekrem demiş ki eğer bana istiğfar ve tesbih kaldıysa ölümüm yakındır. Kızı Fatıma’sına bunu söyleyince çok üzülmüş sonra ona “ailemden en erken sen bana ulaşacaksın demiş ve Kızı müferreh olmuş. Gerçekten Peygamberin vefatından birkaç ay sonra Hz.Fatıma(ra) da vefat etmiş.

632 Yılı 8 Mart, Hicrî Takvim'e göre 10.yıl, Zilhice’nin dokuzunda yüz bini aşkın sahabeye seslenince; “Ey İnsanlar!..Sözümü iyi dinleyin, burada olanlar burada olmayanlara iletsin, umulur ki onlar daha iyi uyarlar, seneye burada buluşacağımızı sanmıyorum.” demiş.

Bu üç tespiti bir arada düşündüğümüz zaman Veda Hutbesi aynı zamanda insanlar için bir vasiyetname hükmündedir.

Veda Hutbesine göre;

Faizin her türlüsü kaldırılmıştır, faiz ile muamele etmek Allah'a ve Resulü'ne savaş açmakla eşdeğer bir günahtır. Faiz tıpkı bir elektrik süpürgesi gibi milyonların cebinden paraları toplayıp zenginlerin kasasına bırakıyor, insanlık bir an evvel bu faiz sisteminden kurtulması lazım. Üstat Bedizzaman’nın dediği gibi; Faiz demek “Sen çalış ben yiyeyim” demektir.

Irkçılığın yanlışlığını dile getirdi.

Hepimiz Ademin çocuklarıyız Adam de topraktandır Ne Arab’ın Aceme, ne de Acemin Arap’a üstünlüğü vardır, ne siyahın beyaza, ne de beyazın siyaha üstünlüğü var, üstünlük ancak takvadadır.

*Takva öyle bir ölçü ki Allah’ın dağında yaşayan bir çoban da, Ankara’nın dehlizlerinde yaşayan bir Bakan da ulaşabilir, takva kapısı herkese açıktır.

Bir gün sahabeler oturmuş “Ben filanın oğlun filan” diye soylarıyla kendilerini tanıtıyorlarmış,.Sıra Selman-ı Farisî’ye gelince “Ben Selman ibn-il İslam” (Ben İslam’ın oğlu Selman'ım)" der.

Bu konuşmaya vakıf olan Hz.Ömer(ra) da diyor ki; “Ene Ömer ehu Selman (Ben de Selman’ın kardeşi Ömer’im).

Bir gün beyaz tenli biri bir siyahîye aval aval bakıyor.

Siyahî olanı diyor ki "Hayırdır arkadaş, sen boyayı mı beğenmedim yoksa boyacıyı mı?. İnanın her ikisinde suçum yok, boya da Allah’ın boyacı da Allah." Beyaz adam özür diler ve birbirine sarılarak helalleşir.

*Ebazer-ı Gaffari Balal-i Habeş efendimize “ kara kadının oğlu” diyor, Bilal Ebazeri Hz.Peygambere(sav) şikayet ediyor. Resul-ı Ekrem Ebazer’e, “ya Ebazer galiba sende cahiliyeden kalma bir ahlak kalmış.

Bu yanlış hitaptan pişman olan Ebazer başını yere koyup “vallahi Bilal suratıma basmadan ben başımı yerden kaldırmayacağım”, Bilal da diyor ki; “kaldır başını, ben Allaha secde eden başa basamam”, birbirine sarılarak helalleşiyorlar.

Veda hutbesinde kadınların erkeklere Allah’ın emaneti olduğunu söylüyor. Kitabımda üç kadını rol model olarak kitabımı aldım.

Hz.Hatice(ra):

Hatice(ra) bir iş kadınıydı, hali vakti yerindeydi, buna rağmen Muhammed(sav) Hira mağarasına inzivaya çekilirken Hatice(ra) ona ara sıra yemek ve elbize götürürmüş, bu davranışı o kadar çok Allah’ın hoşuna gitmiş ki Cibril-i Eminle Hz.Hatice’ye selam göndermiş.

Allah’ın selamı karşısında “Allahümme entesselam, ve minkesselam,fe heyyena bisselam, tebarekte rebbena ve tealeyte ya zelcelali vel ikram. Diyor.

Hz.Hatice o kadar güzel bir eda ile selamı alıyor ki, ümmeti mühammede Namaz tesbihatına layık görülüyor.

Hz.Aişe(ra):

Genç, zeki ve alim… ondan olmasaydı fıkıh eksik kalırdı dense yeridir. Hem Hz.Peygambere muti’, hem de hakkına sahip çıkmasını bilecek kadar cesurdu.

Hz.Fatıma(ra):

Takva ehli, bir iyilik abidesiydi. Peygamberimizin “Babasının annesi” diyerek ayakta karşıladığı biricik evladıydı. Keşke Merhum Ali Şeriati’nin onun hakkında yazdığı "Fatıma Fatıma’dır” alı kitabı okuyabilseydiniz.

Ne yazık ki biz kadınlarımıza böyle rol model insanları gösteremediğimiz için başkasının modasına uyuyorlar. Ne demişler “hayat boşluk kabul etmez”

Kadınlarımıza hürmetle, muhabbetle muamele etmeliyiz.

“Size Kur’an ve Sünnet bırakıyorum” demesini biraz irdelemek isterim.

Yüce Allah Kur’an-ı kerimi hafızların dili üzerinde muhafaza etmiştir. Allah hafızlarımızdan da anne babalarından da razı olsun. Şayet Kur’an bazı yarım yamalak hocaların elinde kalsaydı kim bilir şu anda elimizde kaç çeşit Kur’an olurdu.Yok şu ayet akla uymuyor, şu ayet anlaşılmıyor..vs.

Dünyada milyonlarca hafız var, bizde de 170 bin civarında hafız-ı Kur’an var, ama dünya ortalamasının altındayız.

*Kur’ana karşı yanlış yapma cesareti olmayan bazı zayıf karakterli kimseler ki ben bunların çoğunun  bilinçli bu olarak çalışmayı yaptıklarına inanmıyorum.

Peygambersiz İslam’ı savunanlar, ya cahildir yada birilerinin adına bu işi parayla yapıyorlar.

Cahil insan cesaretli olurmuş.

*Peygamberimizin hayatı, Kur’anın yaşama modellenmiş halidir. Peygamberi devre dışı bırakarak İslam’ı yaşayamayız.

*Kur’an-ı Kerim, neyi yapmamız gerektiğini emreder, Peygamberimiz nasıl yapacağımızı gösterir.

*Yeni atanmış bir Hakim düşünün, davaları karara bağlarken “Ben yasa tanımam, Anayasaya göre karar veririm.” derse ne kadar komik duruma düşer değil mi?

Üstad Bediüzzaman diyor ki; Öğretmeni olmayan kitap, kağıttan ibarettir. Kur’an’ın öğretmeni, mübeyyini Peygamberimiz(sav)'dir.

Ben İlahiyat ve Fen alanında çalışıyorum. Hiçbir Fen Bilgisi Öğretmeni, öğrencisine “Evladım al kitabı, git deney yap" demez, tam tersine kitapla birlikte başında durur, deney yapması için ona rehberlik yapar.

İşte Peygamberimiz, bizim için böyle örnektir.

*Unutmayınız ki Kelimeyi Tevhid, Lailahe ilellaah Muhammedü'n- Resulüllah'tır.

Resulu devre dışı bıraksanız, "Namaz", "Oruç", "Hacc" gibi ibadeti dahi yapamazsınız.

Ayrıca 24 Ekim 1923 yılında Reiül evvelin 12’sine yani peygamberimizin veladet gününe denk geldiği için BMM’i tarafından resmi bayram ilan edilmiş ve 13 yıl kadar bu gün bayram olarak kutlanmıştır. Tekrar bayramımızı istiyoruz” ifadesin kullandı.

Ahmed-ı Xani’den bir beyitle sohbetimizi bitirelim. Diyerek

Nevbahar’dan şu beytle sohbetini tamaladı.

“Bı dua me dı bîr bînên fatha jımera büxînın” (Bizi dualarla anın bize Fatihalar okuyun.)

Dolaysıyla dua edelim, aile efradımıza dua edelim, koşularımıza dua edelim, Akrabalarımıza dua edelim, İslam dünyasına, hatta insanlık alemine dua edelim. Bu seçkin cemaatin içinden kimin Allah katında nazı para ediyorsa onun yüzü suyun hürmetine Allah hepimizi af ve mağfiret etsin. Dedi.




Kaynak: Musluman Dunya

Editör: Editör

Bu haber 152 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DİYANET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI