beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Eyüphan Kaya

facebook-paylas
Diyanet teşkilatı nicel olarak büyük de nitel olarak nasıl acaba?
Tarih: 21-10-2026 19:49:00 Güncelleme: 21-10-2026 19:49:00


Toplumda genel olarak en iyilerimiz toplum nezdinde Din adamlarımızdır. Selam ve dua le barışık ve Allah u ekber nidalarıyla duygularımıza hitap ettikleri için.

Acaba bu hüsnü niyet yetiyor mu?

Her Din Görevlisi Müslüman olduğuna göre toplumdaki karşılığı yeterli mi? Din görevlisi diğer memurlar gibi “Ben Ezanımı okuyorum, namazımı kılıyorum benim vazifem bu kadar” diyebilir mi?

Bir Müslüman olarak emri bil maruf nehyi anilmünker(iyiliği emretmek, kötülükten men etmek) vasfımı ne kadar yerine getiriyorum, diye sorması gerekmiyor mu?

Bazı Müslümanlar ben büyük günahlardan da kaçıyorum, İslam’ın beş rüknünü de yerine getiriyorum, daha ne yapayım diyebilir m?

 

Aslında bir Müslüman için günahlardan uzak durmak kolay, zor olan yapması gereken vazifeleri yapmamak, hani yüce Allah(c.c.) İnşirah suresinde “boşta kalınca hemen başka bir işe dikil ve Rabbına yönel” diyor ya. Bu ayetin ifadesine ve talimatına göre daima hayırlı bir işle uğraşmak gerekmiyor mu?

 

Din görevlisinin kendine sorması gereken en önemli soru bu olsa gerek, Devlet bana bir cami tahsis etmiş, yeryüzünde Allah’ın evleri, Beytüllahın birer şubesi olan bu mukaddes mekanların hakkını veriyor muyum?

 

Gelin hayatın tecrübesinden birkaç örnek paylaşalım bakalım nasıl karşılayacaksınız?

 

*Birgün Cumhurbaşkanı külliyesindeki Millet camisine öğle vakti namaza gitmiştim, ezan okundu, sünnet kıldık, ortada imam gözükmüyor, bir duraksama yaşandı, acaba imam var mı yok mu diye merak ettim,  sonra bir baktım İmam imam odasından çıktı ve direk mihraba geçti, namaz sonrası onunla tokalaştım kendimi tanıttım ve dedim ki,

-Muhterem hocam bu camiye gelen ikinci defa ya gelir ya gelmez, bir hoş geldiniz deseniz, hal hatır sorsanız, bir çay ikram edip gelenlerle hasbi hal etseniz iyi olmaz mı?

Kısa bir cevap verdi,

-Bir az aşağıda kütüphanede çorbamız var, dedi

 

*Diyarbakır’da da ona benzer bir hadise yaşadım, Sahaddin-i Eyyubi külliyesinde İslam Birliği temalı bir konferans vardı, konferansın bitimi ikindi vaktine denk gelince yüzlerce katılımcı camiye yöneldi, yine ezan okundu, sünnet kılındı, ortada imam yok, bir de baktım ki imam odasından çıkıp mihraba geçti ezan duasını okuyup Allah u ekber diyerek namaza başladı.

 

Halbuki niyet etmeden önce mihrapta olsaydı, kalkarken, “maşallah, maşallah bu ne güzel cemaat, siz tebrik ediyorum birçok ilden konferansa geldiniz, ondan sonra da namaza gelmişsiniz, inşallah sizin gibi gayretli Müslümanların kalbi, kavli, fili dualarıyla İslam birliği oluşacak, o günleri görmeyi Allah hepimize nasip etsin.” Deseydi ne kadar iyi olurdu değil mi?

 

*İki yıl önceydi Malazgirt Zaferi faaliyetlerine katılmak için gece yolculuğu yapınca şafak öncesi ülkenin dört bir yanından gelen binlerce kişi Veys-ül Karani de bir araya geldik, cami tıklım tıklım, bir o kadar da dışarıda olanlar var tabi. Ezan okudu mihrapta imam yok, kametle birlikte mihraba geçen imam ezan duasını okuyup namaza başladı, ben yine kahrolmuştum.

 

Halbuki en az 10-15 dakika önce camide olsaydı, bir az da Malazgirt zaferinin öneminden bahsedip gelenlere hoş geldiniz, Allah hayrınızı kabul etsin deseydi ne iyi olurdu değil mi?

 

Tabi bunun kat katı iyi hocalarımız da var, unutmayalım bir imamın irşad konusundaki vazifesi beş vakin namazından daha önemidir. Beş vakit namazı maaş karşılığı yapıyor irşad görevi ise Müslümanlığın gereği olarak yerine getiriyor/getirmelidir. Ne diyor Resuli Ekrem(sav) “Bir insanın eliniz üzerine hidayete ermesi dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” Bu ümmetin çocukları sokaklarda ve çoğu caminin yolu ile buluşmamışken bir Müslüman, hele ki bir din adamı ilgisiz kalabilir mi?

 

Bundan dolayı diyorum ki bir din görevlisi dinin gereği gibi yaşamalı, ona göre konuşmalı, bir eylem planı içinde irşad faaliyetlerini yapmalıdır.

 

Diyanet Teşkilatı yetkilileri sahaya inmiş personelle hasbi hal ediyor, bu güzel ama acaba ele alınan konular neler? Eğer maaşlar konuşuluyorsa lojman var yok meseleleri konuşulacaksa, amir memur meseleleri ele alınacaksa vay halimize!

 

Din görevlisi bir Müslüman edasıyla köyüyle, mahallesiyle hem hal olacak/olmalıdır. Cami dışında da insanlarla belli eylem planı içinde iletişim içinde olmalıdır.

Bir hafta için de hangi eve misafir olabildim, kaç tane gençle oturup çay içebildim, kaç tane iş yeri bir Mümin edasıyla ziyaret ettim? Teheccüd vaktinde insanların hidayeti için hem genel, hem özel dua edebiliyor muyum? Çalıştığım cami civarında bir ayda, bir yılda kaç insan İslam’a ısındı, camiye kazandırdım?

 

Sürçü lisan ettiysem af ola…



Bu yazı 65 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI