|
Tweet |
Yüzyılı aşkındır, dört parçaya ayrılan Kürtler her bir parçada kendi öz vatanında itilip kakıldılar.
Saddam gitti, Esat gitti, Şah Rıza Pehlevi gitti, Türkiye Cumhuriyeti’nin eski karanlık ruhu da yok oldu ama Kürtler ortada duruyor, tabi bu süre içinde birileri Kürtlere sağdan soldan hücum etti şahsiyetleriyle oynamaya çalıştılar, fakat bana öyle geliyor ki Kürtler inanç ve şahsiyetine dönecekler. Unutmayın Kürtlerin olmazsa olmaz iki değeri var; Dini ve namusu, bu iki değeri önemsemeyen Kürt büyük ihtimalle genetiği bozuktur. Unutmayalım ki bir toplum İnanç ve kültürünü kaybederse yok olmaya mahkumdur.
Bediüzzaman Kürdü tavsif ederken diyor ki; Kürt Mütedeyyindir, Sadıktır, Cesurdur. Yani iki kelime Kürtçe konuşmakla Kürt olunmaz, evet her dil Allah’ın bir ayetidir ama hak hukuku sadece dile bağlarsanız Kürtçe de, yeryüzünde konuşulan 6000 küsur dillerden biri olur o kadar.
Şahsiyetten arınmış bir dil bir milleti karakterize etmez. Öyleyse bu kadarlık zahmetten sonra zaman toparlama zamanıdır.
DEM siyaseti dış baskılardan kurtularak Kürtlerin değerleriyle barışık duruma gelmeli, şu marjinal Türk solunun etkisinden kurtulmalıdır. Adını dahi ağzıma almak istemiyorum ama gider ayak bir doğru ifade kullandı Öcalan; “Kürtler ve Türkler için bin yıllık değerleri üzerinde anlaşın” dedi. Çünkü şu son yüzyıl kirli bilgi ve gereksiz zulümlerle doludur.
Bir insan düşünün;
*Şapka kanununu normal görüyor,
*Harf inkılabımı alkışlıyor,
*Allahuekber nidalarıyla şahadete koşan insanların şehadet şerbetiyle kurtardığı bu ilkede İslam’ı tanımayan yasa ve anayasalarla idare edilmeye hoş görü ile yaklaşıyor,
*Anıtkabir’e hesap vermeyi normal buluyor,
*Tüm devlet memurlarının ve dahi vekillerin, bakanların, cumhurbaşkanlarının Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık yeminini okudukları bir sistemi devlet ile eşleştirdikleri kimselere adam denir mi?
Bunu Atatürkçülük ile yan yana getirmeye kimin hakkı var? Kemalist sistemin arkasında saklanan kanı bozuk kimselere “dur” demediğimiz müddetçe ülkemize huzur gelmez, bu böyle biline.
O zaman bu yüz yılın değerlerinden bize hayır yok, ama 1017’den yola çıkarsak, 1453 ile taçlandırırsak, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki mukaveleden ilham alsak, kurtuluş savaşındaki kardeşlikten dem vursak işimiz kolaylaşır.
Kürtlerin AK Parti’lisi, HÜDA-PAR’lisi, HDP’lisi, HAK-PAR’lisi hep beraber bir araya gelerek, Kürtlerin hak ve hürriyetleri üzerinde ortak hareket edebilirler.
Hiçbir kürdün başka bir kürde yan bakmaya hakkı yoktur. Bediüzzaman’ın Kürtlere tavsiyesi; okuyun, okuyun, okuyun, elele verin, elele verin.
Zaman ikna zamandır. Bazı korkak insanların bölünme ve ihanet üzerine Kürtleri öcü gibi görmesi de ayrı bir hastalıktır.
Kürtler üzerinde yapılan iki anket var elimde; ikisinde de “ayrılmayı istiyor musunuz?” sorusuna verdikleri cevap oran olarak aynı.
%85 birliktelikten yana, %10 fark etmez diyor, %5 bağımsız bir Kürdistan devleti istiyor, bundan daha makul bir sonuç beklemek akıl karı değil. Maalesef 300 yıldır bu milliyetçilik belası insanlığın başına bela olmuş, isteseniz de milliyetçileri sıfırlayamazsınız, varsın onlar da öyle düşünsün ne zararı var?
İddialı bir söz söylüyorum; Kürtlere kalsa bu ülkenin bölünmesine müsaade etmezler. Kürtler bu ülkenin sigortasıdır.
Vesselam