|
Tweet |
Osmanlı İmparatorluğunda 18.Yüzyılda başlayan “Batılılaşma Hareketleri” ile ifsat edilen beyinler, Jön Türkler ile zirve yaparak; İmparatorluğun yıkılmasınaneden olmuştur. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de “Batılılaşma Felsefesi” ilkeleri üzerine bina edilmiştir.
Yüz yıldır batılı laik sistem üzerine eğitimini ve tüm kurumlarını yapılandıran “Kemalist Sistem” gelinen durum itibarı ile iflas etmiştir. Aslında bu iflas 1940’lı yıllarda başlamıştı! Ancak 1950 seçimlerini “bu milletin mukaddes değerlerine” barış ilan eden Adnan MENDERES, bir süreliğine erteleyebilmiş ise de, beyinleri laik düşünce ile ifsat edilen askeri dikta tarafından yapılan 1960 askeri darbesi ile başbakan Adnan Menderes ve iki bakanın hayatına malolmuştur…
Daha sonraki her on yılda bir yapılan(1971, 1980 ve 1987) darbeleri ile “Laik Sistem” cebri olarak ayakta tutulmaya çalışılmışsa da, ekonomik ve sosyal olarak büyük buhranlara neden olmuştur. Bu buhranlar, yapılan seçimlerde siyasi figürlerin, toplumun mukaddesatına uygun bazı eylem ve söylemleri ile kısmen aşılmıştır…
Son yüz yılda bu milletin inanç değerlerine yönelik planlı ve sürekli saldırılar, yine imanlı ve cesur milletimizin feraseti ile bertaraf edilmiştir. Bin yıldan ziyade İslam medeniyetine baytarlık yapmış ecdadımız ve şehitlerimiz hatırına; yüce Allah’ın bir lütfu olarak, imanlı milletimiz ayakta kalabilmiştir. Milletimizin sağduyulu ferasetiyle iktidara gelen muhafazakâr hükümetler de; laik eğitim sistemi ile; çocuklarımızın ve gençlerimizin zihinlerini ifsat etmeyi engelleyemediği gibi, gelişen teknoloji ve sosyal medya ile, ifsat boyutu giderek büyümektedir maalesef…
Genel bir kaide olarak: “Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmiş ise, diğerlerinin de doğru iliklenmesi beklenemez! Binaenaleyh, İslam kültür ve
medeniyeti kodlarına sahip olan toplumumuza, cebren ve hile ile dayatılan
“Laik ve Kemalist” eğitim modelinin kurbanı oluyor çocuk ve gençlerimiz…
Eğitim Sistemimiz, İslami ahlak ilkeleri ile donatılmaz ise; okullarımızdaki
şiddet vakaları son bulmayacaktır. Çünkü insanın tabiatında olan kötü huyları ancak Allah sevgisi ve korkusu ile engellenebilir. Yoksa her bireyin başına bir güvenlik görevlisini bıraksanız da, bu vakaları önlemek mümkün değildir Zira güvenlik görevlisinin de zaafları mutlaka olacaktır…
İstiklâl şairimiz M.Akif Bey’in yıllar önce kaleme aldığı dizelerde:
“Muallim dediğin çekirge orduları; Çıkarsa ortaya hesap edin zararı…
Biz eğitimcilere bir öz eleştiri mahiyetindeki sözlerini çok iyi irdelemek
gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde öğretmen odalarında eğitim sorunları ve çözüm önerileri babında çok az kafa yorulduğuna şahit oluyoruz!
Muallimlerimizin yaklaşık yüzde ellisi dersi bitirip, oyun salonlarına
koşmaktadır. Denetim sisteminin devre dışı bırakılması nedeniyle; planlı
programlı ders işleyen öğretmenlerimizin sayısı çok az sayıdadır. Hükümetlerin uyguladığı yanlış politikalarla; öğretmenlik mesleğinin saygınlığı da kalmamıştır maalesef!
Yine merhum Akif, muallimlerin sahip olması gereken özellikleri:
“Muallim dediğin olmak gerektir; imanlı, edepli, liyakatli ve vicdanlı…”
Bu gün muallimlerimizin yüzde kaçı bu özelliklere sahiptir? Geçekten biz sınıf ortamında, öğrencilerimizin gönlüne girebiliyor muyuz? Olumsuz davranışlara sahip öğrencilerimizi ne kadar rehabilite edebiliyoruz?
Hakk ve Kardeşlik Hareketi olarak; Eğitim Sistemimizi, “ideolojik ve
dayatmacı uygulamalardan” arındırarak “ahlaki, akılcı ve bilimsel” ilkeler
üzerine bina etmemiz gerektiğini düşünüyoruz…
Şanlı Urfa ve Kahraman Maraş’ta yaşanan vahim olaylarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize yüce Allah’tan rahmet, yaralı olanlara acil şifalar dilerken, kederli ailelerine sabır ve başsağlığı dileriz.
Yüce Rabb’im, milletimize bir daha bu tür vahim hadiseler yaşatmasın
inşaallah.
17.04.2026 Yasin YILDIZ
Hakk ve Kardeşlik Hareketi
Diyarbakır İl Başkanı