beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Suna İlhan

facebook-paylas
AREFE GÜNÜ
Tarih: 26-05-2026 22:55:00 Güncelleme: 26-05-2026 22:55:00


​Yarın Kurban Bayramı...

​Hemen her yerde karşımıza çıkan paylaşımlar; Zilhicce’nin ilk on gününde tutulan oruçları, özellikle "terviye" dediğimiz dünkü günü ve bugünkü "Arefe günü" oruçlarının faziletlerini hatırlatıyor.

​Bu mübarek günlerde yapılan ibadetlere verilen sevapları algılamakta zorluk çeken; Allah’ın (cc) kullarına karşı ne kadar bağışlayıcı ve cömert olduğunu unutup, "Olur mu canım? İki sene günah işle, bir gün oruç tut, ödeşelim! Bu saçma hikâyelere inanan kaldı mı hâlâ? Allah adildir, adam kayırmaz" veya "Senelerce alkol al, zina yap, hırsızlık yap; sonra git Arefe günü oruç tut, günahın silinsin. Böyle saçma şey mi olur?" diye düşünenler için küçük bir kıyas yapalım:

​Bir adam düşünün; senelerce alkol alıyor, eşini aldatıyor. Sonra gidip bir kuyumcudan tektaş yüzük veya çiçekçiden bir buket çiçek alarak eşine gidiyor: "Canım karıcığım, nefsime uydum. Bir daha yapmayacağıma tövbe olsun. Seni çok seviyorum, biliyorum ki sen de beni seviyorsun, affet!" diyerek özür diliyor ve hediyesini takdim ediyor. Kadın da onu affediyor. Şimdi bu durum, dışarıdan bakan biri için ne kadar "saçma", değil mi?

​Ya da senelerdir babasıyla dargın olan biri, bayram günü gelip babasından özür diliyor, elini öpüp boynuna sarılıyor. Orada bulunan herkes gözyaşlarını tutamıyor. Baba ve evlat, sanki hiç darılmamışlar gibi muhabbet içinde yemek yiyip çay içiyorlar. Bu manzara da çok "saçma", değil mi?

​Başka bir örnek... 

Tarlada kırık dökük bir demir, altın veya tunç parçası buluyorsunuz. Eğer antikadan az çok anlıyorsanız hemen bir antikacıya veya kuyumcuya koşuyorsunuz. Onlar elinizdeki şeyi görünce gözleri parlıyor; sizin sıfatınıza, üstünüze başınıza bakmadan hatırı sayılır bir parayı elinize sayıyorlar. Siz neyin ne olduğunu tam bilmeseniz de onların o nesneye yüklediği "anlam" çok büyük. Değerlendirmeyi sarraf yapıyor, siz ise kazancınıza bakıyorsunuz. Hatta bu eski püskü şeylerin sergilendiği devlet müzeleri var; üstelik insanlar bunları sadece görebilmek için üste para veriyorlar.

​Sizce bunlar da mı "saçma"?

​Ama geçmişte de günümüzde de bunları yaşayanlar hep oldu, gelecekte de olacak. Hata ve af, kıyamete kadar birbiriyle mücadele etmeye devam edecek. Az bir gayrete, her zaman büyük bağışlar yapılacaktır. Hatalı olan taraf eğer gerçekten seviyor ve pişmansa affedilme yollarını arar, sebeplere sarılır. Seven ve affetmeye meyilli olan ise özür dileyenleri bağışlamak için bahane arar. Çünkü onun gözünde karşı tarafın hâlâ sevilecek bir yönü vardır ve bu af, o sevginin hatırına gerçekleşir.

​Allah Teâlâ’nın kullarına olan merhameti, bir annenin evladına olan şefkatinden kat kat daha fazladır.
​Bu tür ibadetlere teşvik eden (tergib) hadisler; genellikle samimi bir tövbe zorunluluğunu barındırır ve kul hakkı dışındaki manevi dereceleri kapsar. Nitekim bir hadis-i şerifte, "Terviye günü eline, diline ve gözüne sahip çıkarak oruç tutana şu kadar sevap verilir" buyrulur. Günümüz dünyasında insanın bu uzuvlarını günahtan (yalandan, gıybetten, gönül kırmaktan ve haramdan) koruyabilmesi zaten tek başına bir "er kişilik" hâlidir ve büyük bir ödülü hak eder.

​Samimi bir Müslüman, ödül veya ecir peşinde koşan bir tüccar gibi değildir; o aslında yalnızca Allah’ın rızasını arar. Nerede bulursa, neye gücü yeterse oradan yoluna devam eder. 

​Nasıl ki altının kıymetini sarraf, tarihin kıymetini küratör veya arkeolog biliyorsa; ibadetin kıymetini de ancak "âbid" (kul) bilir. Sebep ne olursa olsun, insanların manevi yolculuğuna taş koymak can acıtır. Bırakın, herkesin yolu açık olsun. Oruç tutabilen tutsun, tutamayan da tutana saygı duysun.
​İyi ki ecirleri ve sevapları kullar dağıtmıyor, değil mi? Öyle olsaydı ne kadar cimri ve hasetçe davranırdık!

​Seven, sevdiğine dünyaları bağışlar. Allah’ın kimi, niye sevdiğini ise biz bilemeyiz. Umut dünyası işte... Yapabileceğimiz her hayrı yapmaya gayret edelim. Belki de Rabbimiz sadece bu gayretimizi görmek istiyordur, kimbilir? Tıpkı bir öğretmenin; başarısız ama gayretli ve güzel ahlaklı öğrencisine "kanaat notu" vererek onu geçirmesi gibi... Talebenin hangi hareketiyle öğretmenin gözüne girdiğini kimse bilemez.

​Her şeyin başı da sonu da sevgidir.
​Hadislerin elbette mevzu (uydurma) veya aşırı abartılı olanlarını ayırt etmek gerekir. Ancak hepsine toptancı bir şüpheyle bakmak, bu yolda gecesini gündüzüne katan muhaddislere haksızlık ve büyük bir iftira olmaz mı?

​Birazcık insaflı olalım.

​Rabbim tuttuğunuz oruçları, ettiğiniz duaları kabul buyursun.



Bu yazı 17 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI