|
Tweet |
Öğretmen Elif Livan İmam-Hatip Orta okulunda Kur’an-ı Kerim okuma yarışmasının il finali yapıldı. Okul Müdürü Davut Gümüş beyin koordinesinde yapılan bu yarışmada;
Birinci, Kulp Barış İmam Hatip Orta okulu öğrencisi Gülistan Bozkurt,
İkinci, Bağlar Gömmetaş İmam-Hatip Orta okulu öğrencisi Şüheda doğru,
Üçüncü, Kayapınar Taha Can Aydın İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Seda Nur Meter dereceye girdiler.
İl birincisi ödülünü Kadim Dostlar adına eğitimci yazar Eyüphan Kaya’nın elinden aldı, diğer ödülleri de şube ve okul müdürleri tarafından verilerek faaliyet sona erdi.
Ödül töreni öncesi kısa bir konuşma yapan ÖNDER Diyarbakır Okul Aile Birliği Birim Başkanı Eyüphan Kaya Veda hutbesinden esinlenerek şu kısa konuşmayı yaptı.
“Allah’ın selamı üzerinize olsun, Allah sizden de anne babalarınızdan da öğretmenlerinizden de razı olsun, iyi ki varsınız, iyi ki buradasınız.
Peygamberimiz(sav) “En hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerdir” buyuruyor, siz de bu iki gruptan birinde yer alanlardansınız ki buradasınız, ne mutlu size.
Tarih boyunca peygamberlere inanan olmuş, inanmayan olmuş. İnanç konusunda Allah kullarını özgür bırakmış, ama iman edenlerin mesuliyeti var. Öyle “iman ettim” demekle iş bitmiyor, imanımızı muhafaza etmek için belli bir disiplin içinde yaşamalıyız. Peygamberimiz(sav) bu yaşam biçimini haf ve rica arası bir hassasiyet olarak ifade ediyor.
Yani ne Allah’tan umudumuzu kesebiliriz ne de “ben iman ettim artık cennetliğim” diyebiliriz. Daima Allah’ın emrettiği tarza uygun bir yaşam biçimimiz olmalı. Gevşediğimiz anda insi ve cinni şeytanların istilasına uğrayabiliriz, Diyarbakır güneşine bırakılmış buz parçası gibi imanımız erir gider.
Ayrıca Mevlana celalettin-i rumi diyor ki; “kafire kem gözle baka iman üzeri ölmeyeceği ne malum”, bir de bunun “mefhum-i muhalifi” var; bizim iman üzeri öleceğimiz ne malum. Dolayısıyla dikkatli olmak azım.
Ben bu sene Veda Hutbesi üzerinde çalışmalar yapıyorum. Veda hutbesinde Peygamberimiz; Size Kitabüllahı ve sünnetimi bırakıyorum demiş.
Malumunuz Kur’an’ın ilk hafızı Resul-i Ekrem(sav)’dir. Yüce Allah kelamını hafızların dili üzerine muhafaza ederek günümüze kadar getirmiştir.
Kur’an-ı Kerim bazı eksik hocaların insafına kalsaydı kim bilir şimdi kaç çeşit Kur’an elimizde olurdu.
Peygamberimiz(sav) diyor ki: “Gök yüzünde yıldızların parladığı gibi yer de iki tür ev parlıyor: biri içinde hayırla muamelede bulunan yetimin mutlu olduğu ev, ve Hafız-ı Kur’an kimsenin içinde yaşadığı ev” maşallah.
Yeryüzünde milyonlarca hafız var, ülkemizde ise 150 bin hafız var, hala dünya ortalamasının altındayız.
Peygamberin hayatı Kur’anın yaşama modellenmiş halidir.
Kur’an neyi yapmamız gerektiğini emreder, Peygamberimiz nasıl yapacağımızı gösterir. Yani Kuranın öğretmeni Peygamberimizdir(sav).
Ben Fen hocasıyım, hiçbir Fen öğretmeni öğrencisine “evladım al kitabı git deney yap" demez tam tersine kitapla birlikte başında durur deney yaması için ona rehberlik yapar, işte Peygamberimiz bizim için böyle bir örnektir.
Bir Hakim düşünün daha yeni atanmış diyor ki “ben yasaları tanımam ben anayasaya göre hüküm veririm” ne kadar komik duruma düşer değil mi? Bu Kur’aniyun dediğimiz peygamberi tanımayanların hal de budur.
Bediuzzaman(ra) diyor ki; Öğretmeni olmayan bir kitap kağıttan ibarettir” dolayısıyla, Kur’an’ın öğretmeni, mübeyyini Hz.Muhammed aleyhisselatu vesselamdır.
Namaz konusunda Peygamberimiz diyor ki “benim namaz kıldığımı gördüğünüz gibi namaz kılın” buyuruyor değil mi?
Resulu devler dışı bıraksak, Namaz, Oruç, Hacc gibi ibadetleri dahi yapamayız.
İyi kötü her kesin arkasında gittiği birileri vardır, ama biz peygamberin izindeyiz, ne mutlu bize.
Peygambersiz İslam’ı savunanlar ya bilgileri eksiktir, ya da siyonistlerin paralı adamlarıdır.