beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Suna İlhan

facebook-paylas
ŞEKİL-ÖZ ÇELİŞKİSİ
Tarih: 22-05-2026 19:40:00 Güncelleme: 22-05-2026 19:40:00


​Tasavvufla hemhâl olan bazı hanımlarda, nâmahrem (yabancı) bir erkeğin artığı olan su ve benzer içecekleri tüketmeme yönünde ameli bir hassasiyet mevcuttur.

​Söz konusu sağlık ve hijyen olduğunda bu konuda cinsiyet ayrımı yapılmayacağı muhakkaktır. Bilakis tasavvufta, (özellikle nefsini terbiye etmek isteyen mürid için) başkasının artığını yemek veya içmek, kibrin kırılması açısından tavsiye edilen bir yöntemdir. Ancak "yabancı erkekten artan sıvıyı kadının tüketmemesi" yönündeki özel uygulamanın arkasında şu kültürel ve tasavvufi yorumlar yatar:

- ​Manevi Sirayet (Hâl Geçişi) İnanışı: Tasavvuf psikolojisinde ve bazı batıni yaklaşımlarda; insanın ağız yoluyla tükürüğünün geçtiği gıdalara manevi enerjisinin, ahlâkının veya o anki ruh halinin (öfke, şehvet, gaflet vb.) sirayet edebileceğine inanılır. Kadın ile erkeğin manevi ve fıtri yapısı farklı olduğundan, yabancı erkeklerin artığının kadına manevi bir ağırlık ya da gaflet verebileceği düşünülmüştür.
Yani, "yediğin yemeğin helalliği kadar, onu pişirenin ve ona temas edenin ruh hali de önemlidir" (himmet ve feyz geçişi) kuralı vardır.

-​Haya ve Edep Ölçüsü: Geleneksel Türk-İslam toplumunda kadın-erkek ilişkilerinde yüksek bir haya ve mesafe (haremlik-selamlık) gözetilirdi. 

Bir kadının, yabancı bir erkeğin doğrudan temas ettiği bir sıvıyı tüketmesi edebe aykırı bulunurdu. Bu durum, zamanla yerleşik bir "terbiye kuralı" haline gelmiştir. Bugün karşılaştığımız benzer tutumlar da bu ruhu yaşatma çabasının birer yansımasıdır.

​Fakat sadece su içme gibi basit bir amelde bile bu kadar hassas davranan bazı sûfî ehlinin; Allah’ın kesin olarak haram kıldığı dedikodu, suizan, tecessüs, insan-zaman-mal israfı, mümin kardeşine nefsani hislerle buğzetme, kibir, yalan ve iftira gibi ahlaken kötü, kitap ve sünnette zemmedilmiş davranışları rahatlıkla işlemesi nasıl bir tezatın ürünüdür?

​Sadece edebe hizmet eden bir detayda "farz titizliği" gösterip, İslam'ın temel kaideleri hususunda veya Peygamber Efendimiz’in (sas) tamamlama gayesiyle gönderildiği "güzel ahlâk" alanında oldukça tavizkar davranmak hangi tarikatın ya da tasavvufun emridir?

Cüneyd-i Bağdadi’nin dediği gibi: "Tasavvuf güzel ahlâktır. Kim ahlâkta senin önüne geçerse, tasavvufta da önüne geçer." 

​Tasavvufun temeli; Kitap ve Sünnet’e dört elle sarılmak, heva, heves ve bidatlara tabi olmamak, Yaratan'dan ötürü yaratılanı mazur görmek, nefsin terbiyesi ve ruhun tasfiyesi için zikre devam etmek ve keyfi tevillere sığınmayı bırakmaktır. Kısacası tasavvuf, emir ve nehiylerin (yasakların) altında sabretmektir.

Edepte zirveyi zorlarken, farzı ve haramı çiğnemek nasıl bir akıl tutulmasıdır?

"Artık su" meselesi sadece bir örnek. Bu ve benzeri davranışlar, İmam Gazali’nin İhyau Ulumiddin’de bahsettiği "Gurur (Aldanış) Ehli" kavramına tam olarak uyuyor. Yani küçük bir sünneti işlemek için büyük bir haramı irtikap edenlerin yanılgısı.

​Dolayısıyla sadece mutasavvıfın değil, sıradan bir Müslümanın da emirlere uyması ve nehiylerden sakınması Allah’ın emri, Peygamber Efendimiz’in sünneti, asfiyanın ise âdetidir.

​Müslümanın ayağı; Resûlullah Efendimiz (sas) ve O'nun yolunu takip eden ulema ile mürşid-i kâmillerin izinde olmalıdır. 

İzlerin karıştığı bu çağda; farz nedir, sünnet ve edep nedir, haram nedir, mekruh ve mübah nedir bilmek, idrak etmek ve hayatın temelini bu ölçülerle örmek lazımdır.

Gününüzde bilgiye erişim kolay ancak "irfan" ve "idrak" eksik.​ 

"Şekil-öz", "zâhir-bâtın" dengesini iyi ayarlamak gerekiyor. 

Görsel ibadetler bize daha cazip geliyor çünkü kibirlerimizi okşuyor, enaniyeti yükseltiyor. Bilerek veya bilmeyerek: "Bakın ben ne kadar takva sahibiyim" mesajı veriyoruz. Ancak dedikodudan uzak durmak, nefsle yüzleşmek içsel bir acı ve mücahede gerektirdiği için bundan kaçıyoruz.

Allah bizi, bizim fitnemizden korusun.

(İstisnalar kaideyi bozmaz.)



Bu yazı 10 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI