beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Suna İlhan

facebook-paylas
AMELÎ KUR'AN
Tarih: 03-06-2026 20:59:00 Güncelleme: 03-06-2026 20:59:00


Asr-ı saadetin ardından bazı ibadetler şeklen yapılmaya başlandı ve o gün bugündür, konuya hassasiyetle eğilenler tarafından eleştiriler yapılageldi. Bunlardan birisi de "Kur'an'ın kıraatinin öne çıkarılması ve uygulama noktasındaki ihmal"dir.

Mevzu oldukça derin ve çok su kaldırır. Ancak biz, konuya dikkat çekmek istiyoruz. Dolayısıyla ihtar sayılan bir hadisle girizgâh yapıp devam edelim.

​"Ümmetimin münafıklarının çoğu, Kur'an okuyucuları (kura) içinden çıkar." (Buhârî)

​İbn Mesud (ra) şöyle demiştir:

"Kur'an, kendisiyle amel edilsin diye indirilmiştir. İnsanlar ise sadece okumayı amel kabul eder oldular. Onlardan biri, Kur'an'ı Fatiha'dan sonuna kadar hiçbir harfini eksiltmeden okur da onunla amel etmeyi terk eder."

​İbn Mesud'un (ra) tespiti, bugünün Müslüman dünyasındaki "harf takıntılı ama ahlak yoksunu" dindarlık modelini yüzyıllar öncesinden deşifre eder.

​Hasan-ı Basrî (ö. 110/728)'nin sözü ise, bazı geleneklerin ucunu göstermesi açısından mühim bir tesbit. 

"Sizler Kur'an'ı belirli bölümlere ayırdınız; bu bölümleri okumayı asıl hedef ve ulaşılacak merhaleler haline getirdiniz. Geceyi de o hedefe ulaşmak için bir vasıta yaptınız. Gece gündüz bu vasıtayı kullanıp o merhaleleri katetmeye çalışıyorsunuz. Oysa sizden öncekiler, Kur'an'ı Rablerinden kendilerine gelen birer risale (mesaj) olarak görüyordu. Gece olunca onu düşünerek okur, gündüz ise hükümlerini harfiyen yerine getirirlerdi."

​Hasan-ı Basri'nin "Risale (Mektup)" benzetmesi çok güçlü bir teşbihtir. Bir insan, sevdiğinden veya devlet başkanından gelen bir mektubu sadece "ne güzel yazılmış, ne harika bir font kullanılmış" diyerek rafa kaldırmaz; açar, emirleri uygular. Kur'an'a "okunacak bir kutsal nesne" değil, "yaşanacak bir mektup" olarak bakılması gerektiği vurgulanmıştır.

​Eski âlimlerden biri de şöyle demiş:

"Bir kul bir sûreyi okumaya başlar, melekler okuması bitinceye kadar ona dua eder. Bir başkası da Kur'an'ı açıp okur; fakat bitirene kadar melekler kendisine lanet eder." Ona, "Bu nasıl olur?" diye sorulduğunda şu cevabı verir: "Kul, ayeti okurken onun yasaklarını yasak, haramlarını haram, helallerini helal kabul edip hayatına uygularsa melekler ona dua ve istiğfar eder. Aksi durumda (okuduğuyla çelişirse) melekler ona lanet eder."

​Meleklerin lanetinin anlatıldığı bu kıssa ise, dinî pratiklerdeki iki yüzlülüğü vurucu bir dille anlatır. Kul, faizi haram kılan âyeti huşu içinde okuyup ardından faizli işlerine devam ediyorsa, Kur'an onun yüzüne vuruluyor demektir.

​Yukarıdaki nakiller, Ebû Tâlib el-Mekkî'nin Kûtü'l-Kulûb (Kalplerin Azığı) isimli eserinin 1. cildinin 250. sayfasında yer almaktadır. Benzer pek çok rivayet bulunmakla birlikte, maksadın izahı açısından bu kadarı kâfidir.

​Maalesef bizler, yüzyıllardır Kur'an'ı sadece belirli bölümlere ayırıp "Yâsîn cüzleri" okumakla yetindik. Mushafın en çok eskiyen sayfaları hep Yâsîn Sûresi'nin olduğu yerler oldu. Hanımlar arasında "Yâsîn günleri" düzenlendi; cenazeler, mevlidler ve merasimler "Yâsîn, Tebâreke ve Amme" üçlüsünün içli, biraz da gösterişli okunmasıyla geçiştirildi. Ancak o sûrelerde ne anlatıldığını, hangi mesajların verildiğini, bizden ne istendiğini hiç anlamadık. İslâm, "hayat dini" olmaktan çıkarılıp "ölüm ve merasim dini" haline getirildi.

​Dil bilmemek bizim için bir bahaneydi belki; lâkin onlarca tercüme, fıkıh, akaid, tefsir ve hadis kitabı cilt cilt bu mesajları anlatıyordu. Biz bütün mesaiyi "güzel okumak" üzerine harcadık. Hâlbuki asıl olan, onun "güzel yaşanmasıydı". Bu durum, kıraatin (okumanın) önemsiz olduğu anlamına kesinlikle gelmez; hâşâ, böyle anlaşılmaktan Allah'a sığınırım.

​Nitekim "Rabbinin nimetine gelince, onu zikret (an/anlat)" (Duhâ, 11) ayetinin tefsirini, "Kur'an kıraat ederek onu zikret" şeklinde yapan âlimler olmuştur. 

Yine Resûlullah (sas), Ebû Mûsâ el-Eş'arî'nin kıraatini dinledikten sonra, 

"Ona Dâvûd (as) soyunun güzel seslerinden bir sadâ verilmiştir" buyurmuştur. Bu övgü Ebû Mûsâ'ya ulaştığında, "Ya Resûlullah, sizin dinlediğinizi bilseydim, sesimi sizin için daha da güzelleştirirdim" demiştir.

​Kur'an okumak da tek başına bir ibadettir; ancak bu ibadet, Kur'an'ın hayata tatbik edilmesinin çok önüne geçen bir meşgale haline geldi. Emirlerini hayata geçiremeyen bizler, sadece okuyarak vicdanlarımızı rahatlatır, teselli bulur olduk. 

Hz. Aişe (r.anha), "O'nun ahlâkı Kur'an'dan ibaretti" diyerek, ameli Kur'an'a ve Kur'an'î ahlâka vurgu yapmıştır. 

Dengeli bir üslup korumamız gerekir. Yani mesele "Kur'an'ı güzel okumayalım" meselesi değil, "güzel okuduğumuz şeyle aramıza duvar örmeyelim" meselesidir.

Gariptir ki ​hayatımıza yön vermesi gereken âyetlerden bazıları da, bizim neredeyse ezberden okunduğumuz "belirli gün ve gecelerde okunan sûreler"de mevcut. Bakar kör olduğumuzun acı bir tablosu gibi. 

İşte onlardan birkaç tanesi:

"Onlara, 'Allah'ın size lütfettiği rızıktan hayra sarf edin!' denildiğinde, inkârcılar müminlere şöyle derler: 'Allah'ın, dilediği takdirde doyuracağı kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içindesiniz, başka değil!'" (Yâsîn, 47) Bu âyetler sosyal adalet ve infak bilincine işaret ediyor. Kapitalist dindarlığı, "Allah doyursun" diyen sosyal adaletsizliği reddediyor. 

 "Ey Âdemoğulları! Ben size, 'Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık bir düşmandır; sadece Bana kulluk edin, dosdoğru yol budur!' demedim mi?" (Yâsîn, 60-61) diyerek, kulluk sözleşmemiz hatırlatılıyor.

Bu güzelim sûreyi sadece ölülerin arkasından okunulan bir dar bir alana sıkıştırmak, dirilerin o âyetlerle canlanmasını engellemiştir.

​"Sözünüzü ister gizleyin ister açığa vurun; bilin ki O, kalplerin içinde olanı çok iyi bilir. Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, her şeyden hakkıyla haberdardır." (Mülk, 13-14) Allah'ın ilmi ve O'na karşı "murakabe" halinde olmanın önemi vurgulamış. Kamusal alanda dindar görünüp gizlide her türlü cürmü işleyenlerin "vicdanî röntgenini" çeken müthiş bir uyarıdır. 

​"Şüphesiz cehennem bir gözetleme yeridir; azgınlar için bir varış yeridir. Orada çağlar boyu kalacaklardır. Orada ne bir serinlik tadacaklar ne de bir içecek; sadece kaynar su ve irin! Yaptıklarına tamı tamına uygun bir ceza olarak..." (Nebe, 21-26) Bu âyetlerde ise ahirete iman ve tercihini cehennemlik amellerden yana yapanların karşılaşacağı, ilâhî ve adil bir ceza işlenmektedir. 

​ "Onlara, 'Yeryüzünde fesat çıkarmayın' denildiğinde, 'Biz ancak ıslah edicileriz!' derler." (Bakara, 11) Münafıklık ve toplumsal yozlaşmanın asırlardır kullandığı mazeretler...Günümüzün en büyük hastalıklarından biri olan, "ıslah ediyoruz" diyerek dünyayı, çevreyi ve ahlâkı fesada uğratan modern münafıklık ve küfür tipini ortaya koyar. (Nitekim itrail savunma bakanı tam da böyle bir cümle kurmuştu.)

Kur'an'ın okunmasındaki temel amaç, onun anlaşılması, hayata geçirilmesi, güzel ahlâka dönüşmesi ve toplumsal nizami sağlaması (adaleti, infakı, dürüstlüğü...inşa etmesi), bunun için de en doğru şekilde teleffuz edilmesi ve okuma esnasında sesin güzelleştirilmesidir. Ancak, tecvid, mahreç ve hatim gibi unsurlar asıl amacın çok ötesine geçti. Esas olan rafa kalkarken şekilcilik yayıldı ve esas gibi algılandı. 

Hülâsa; Müslüman coğrafyanın bugünkü geri kalmışlık, zulüm ve ahlâk krizinin yegâne reçetesi "Kur'an'ı hakkıyla anlamak"tır. Hem kendi iç dünyamızda hem de insanlık karşısında bu vebalden kurtulamayız.

​Allah Teâlâ, Kur'an hürmetine bizi gafletten, nefse ve şeytana köle olmaktan kurtarsın. (Âmin).

(Sözüm, önce kendi nefsime ve ilimle iştigal edip amelden yoksun olanlara. Kur'an'la yalnızlığını gideren ve onu kıraat ederek manevî derinliklerde kaybolan samimi yaşlı ve fazlasına gücü yetmeyen kimselere değil.)



Bu yazı 10 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI