El birliğiyle çürüttük koca bir nesli ve dahi kendimizi.
Öyle orayı burayı, onu bunu suçlayarak işin içinden çıkamayız ve kendimizi temiz gösteremeyiz. Nihâyet bunun hesâbını da bedelini de biz ödeyeceğiz.
...
Benim Osman Ağabeyim sabahın yedisinden uyanır düşer derd-î maîşet peşine.
O iş, bu iş koşturur, on on iki saat çalıştıktan sonra nihâyet eve gelir. Yorgun argın yemeğini yer, çayını içer kalan yarım saat bir saat zamanını da kanepede uzanarak reals videoları izlemekle geçirir.
Çocuklar o gün ne yapmış ne etmiş kimin umurunda.
Toplasan çocuklarıyla günlük yüz kelime konuşmayan Osman ağabeyimin bu kelimelerin arasında kullandığı cümlelerden biri de " oğlum/ kızım öğretmeniniz sizi dövüyorsa mutlaka babanıza söyleyin" diye de tembihi oluyor.
Ya Melek ablama ne demeli? Ablam sabah çocukların beslemesini bir güzel hazırlar, üstlerini başlarını yıkar doğru okula gönderir.
Günün on yedi saati orayı burayı, o kenarı bu kenarı büyük bir titizlik ile siler süpürür.
Neredeyse namaz kılmaya vakit bulmayan melek ablamın hayatının neredeyse bütünü böyledir. Evet olmalı ve olması şart elbette lâkin benim melek ablam kanepeye, koltuğa, halıya çay şeker dökmesin diye azarlayıp kızdığı çocuklarının ahlâkî durumlarına pek bir kayıtsız.
Doğru ya(!!!) sokakta küfürlü konuşmuş ona buna sataşmış ne önemi var.
...
Ya bizim devlet babamız öğretmenlerin matematik ve Türkçe ile beraber eğitim dersini vermesi için muhteşem bir müfredat uyguluyor.
Tarihi belgesel, ahlâkî konular, nezaket ve erdemli meseleler maşallah ki tadından geçilmez.
Ahlâkı yozlaştıracak siteler, Ergen gençleri özendirecek mafya dizileri, fuhuş ve ifşa programlarının tümünü de serbest bırakarak bu eğitimi destekliyor.
...
Hele ceza hukukumuz bir muhteşem işliyor ki anlatamam.
Hırsızı arsızı, Boşanma aşamasındaki eşini kesen katili, zorba akranlara bir daha aynı suçlarını tekrar etsin diye bütün kolaylığı sağlıyor.
"Ancak nâmûsluyu ve düşünürü" vatan haini diye damgalayıp derdest etmekte de pek meşhur.
...
işverenimiz, işçimiz, amirimiz, memurumuz hepimiz her birimiz tam anlamıyla adâlet ile hükmetmemekte de pek bir mahiriz
...
Hâsılı erenler kimse masal anlatmasın el birliğiyle her birimiz bir köşesinden tutup uçurumdan aşağı artık memleketimizi. Evet nerde kalmıştık "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE".