beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Ahmet Yoldaş

facebook-paylas
İSTİŞARE: AKLIN BEREKETİ, AİLENİN HUZURU, ÜMMETİN GÜCÜ
Tarih: 05-09-2026 12:11:00 Güncelleme: 05-09-2026 12:11:00


İnsan tek başına her şeyi göremez, her şeyi bilemez ve her zaman doğru karar veremez. Ne kadar bilgili, tecrübeli ve basiretli olursa olsun insanın görmediği bir taraf, düşünmediği bir ihtimal mutlaka vardır. İşte İslam'ın insan hayatına kazandırdığı büyük nimetlerden biri istişaredir.

İstişare; bir mesele hakkında ehil insanların görüşünü almak, farklı düşünceleri dinlemek, doğruyu birlikte aramak ve sonunda en isabetli kararı vermeye çalışmaktır. İstişare, zayıflık değil olgunluktur. Kararsızlık değil basirettir. Hele hele "Ben bilirim, benim dediğim doğrudur." anlayışının panzehiridir.

Kur'an, müminlerin vasıflarını anlatırken şöyle buyurur: "Onların işleri, aralarında danışma iledir." (Şûrâ, 42/38)

Demek ki istişare, müminin hayatında rastgele başvurulan bir yöntem değil; Kur'an'ın övdüğü bir hayat ve yönetim ilkesidir.

 

Peygamber Efendimiz İstişare Etti

Belki de istişarenin önemini anlamamız için en çarpıcı nokta şudur:

Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), vahiy ile desteklenmesine rağmen ashabıyla istişare etmiştir.

Yüce Allah, Uhud Savaşı sonrasında meydana gelen sıkıntılara rağmen Peygamber Efendimize şöyle buyurmuştur:

"...İş konusunda onlara danış. Kararını verdiğin zaman da Allah'a tevekkül et."
(Âl-i İmrân, 3/159)

Burada çok büyük bir ders vardır. Uhud'da istişare edilmiş, fakat kararın uygulanması sırasında bazı sahâbîler emre aykırı davranmıştır. Buna rağmen Allah Teâlâ, "Bir daha istişare etme." buyurmamıştır.

Aksine yine: "Onlara danış." buyurmuştur.

Demek ki istişareden sonra ortaya çıkan bir hata, istişare kurumunun yanlış olduğunu göstermez. Yanlış olan, istişareyi terk etmektir.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Bedir'de, Uhud'da ve Hendek'te ashabının görüşlerini değerlendirmiştir. Hendek Savaşı'nda Selmân-ı Fârisî'nin hendek kazılması yönündeki önerisi kabul edilmiş ve bu fikir Medine'nin savunmasında önemli rol oynamıştır. Diyanet'in siyer yayınında da Peygamberimizin savaş stratejileri konusunda sahâbeyle istişare ettiği ve Selmân-ı Fârisî'nin önerisinin kabul edildiği aktarılmaktadır.

 

AİLEDE İSTİŞARE: BÜYÜK İMTİHANIMIZ

İstişare denilince yalnızca devlet yönetimini, dernekleri veya büyük meseleleri düşünmemeliyiz.

İstişarenin ilk mektebi ailedir.

Çünkü aile, toplumun temelidir. Evinde istişare kültürü olmayan bir insanın toplumda istişare kültürü oluşturması kolay değildir.

Kur'an, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail arasında geçen çok önemli bir konuşmayı anlatır. Hz. İbrahim, gördüğü rüyayı oğluna aktararak:

"Yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum. Bir düşün, senin görüşün nedir?" (Sâffât, 37/102) der.

Burada üzerinde düşünülmesi gereken çok önemli bir incelik vardır: Hz. İbrahim, Allah'ın emrine teslimiyet konusunda tereddüt etmiyordu. Fakat oğluyla konuşuyor, onun gönlünü alıyor ve onu karar sürecine muhatap ediyordu.

Bu, anne-babalara büyük bir eğitim dersidir.

Çocuğunun fikrini soran baba, çocuğuna sadece söz hakkı vermez; ona sorumluluk da kazandırır.

Ailede ev alınacaksa konuşalım. Taşınılacaksa konuşalım. Çocuğun eğitimi, evlilik kararı, aile bütçesi, büyük bir harcama veya önemli bir mesele varsa birbirimizi dinleyelim.

Elbette ailede her karar oylama ile alınacak değildir. Ailenin sorumlulukları ve görevleri vardır. Fakat sorumluluk sahibi olmak, eşinin fikrini küçümsemek anlamına gelmez.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Hudeybiye'de Ümmü Seleme validemizle yaptığı istişare bunun en güzel örneklerindendir. Sahâbîlerin kurbanlarını kesmekte ve ihramdan çıkmakta tereddüt ettiği sırada Ümmü Seleme validemiz, Peygamberimize önce kendisinin kurbanını kesmesini ve tıraş olmasını tavsiye etmiş; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de onun tavsiyesini uygulamış ve sahâbe onu takip etmiştir. Bu olay Sahih-i Buhârî'de yer almakta, Diyanet'in siyer yayınında da özetlenmektedir.

Buradan şu sonucu çıkarmalıyız:

Bir kadının görüşünü dinlemek erkeğin otoritesini azaltmaz; aksine ailede hikmetin ortaya çıkmasına vesile olabilir.

 

İSTİŞARE SADECE BÜYÜKLERİN HAKKI DEĞİLDİR

Ailede çocukların da yaşlarına ve anlayışlarına uygun meselelerde dinlenmesi gerekir.

"Sen daha çocuksun, sus!" anlayışıyla büyüyen çocuk, zamanla ailesiyle konuşmayı bırakabilir.

Ama fikri sorulan çocuk: "Ben bu ailenin bir parçasıyım." duygusunu kazanır.

Gençlerin fikirlerini dinlemek, onların her söylediğini kabul etmek değildir. Dinlemek başka, kabul etmek başkadır.

Önemli olan çocuklarımızı susturmak değil, onlara doğru düşünmeyi öğretmektir.

 

İSTİŞARE İLE MEŞVERET

İstişare ve meşveret birbirine çok yakın kavramlardır.

İstişare, bir konuda görüş almak ve fikir alışverişinde bulunmaktır. Meşveret ise bu danışma ve görüş alışverişinin daha düzenli, toplu ve kurumsal biçimde yapılmasını ifade eder. Kur'an'daki "şûrâ" kavramı da danışma ve ortak değerlendirme anlam alanına sahiptir.

Bu nedenle ailede istişare, dernekte meşveret, toplumda şûrâ kültürü diyebiliriz.

 

İSTİŞARE YAPILMAZSA NE OLUR?

İstişarenin olmadığı yerde zamanla benlik büyür.

"Ben bilirim."

"Ben karar veririm."

"Benim söylediğim olacak."

"Kimse bana akıl veremez."

Bu anlayış önce insanın çevresini, sonra ailesini, sonra kurumunu yalnızlaştırır.

Ailede istişare yoksa eşler arasında kırgınlıklar artabilir. Çocuklar anne-babadan uzaklaşabilir. Derneklerde ortak akıl kaybolabilir. Yöneticiler kendi çevrelerinin dışındaki sesleri duyamaz hâle gelebilir.

En tehlikelisi de insanın yanlış yaptığını fark edememeye başlamasıdır.

Çünkü insan kendisini sürekli doğrulayan insanlarla çevriliyse, hatasını görecek aynaları da kaybeder.

SAHABE BİZE NE ÖĞRETİYOR?

Hz. Ebû Bekir'in hilafetinde ve Hz. Ömer'in yönetiminde önemli meselelerde sahâbenin ileri gelenleriyle görüş alışverişinde bulunulduğu görülür. Hz. Ömer'in özellikle devlet işlerinde farklı görüşleri dinlemesi, gerektiğinde kendi kanaatini gözden geçirmesi, şûrâ anlayışının sahâbe dönemindeki önemini gösterir.

Bu bize şunu öğretir: Yönetici olmak, her şeyi bilen olmak değildir.

Asıl yöneticilik, doğru insanları dinleyebilmek ve doğru görüş ortaya çıktığında kendi görüşünden vazgeçebilmektir.

 

İSTİŞARENİN ON ALTIN KURALI

  1. Niyet Allah rızası olmalıdır.
  2. Ehil insanlarla istişare edilmelidir.
  3. Herkes düşüncesini rahatça ifade edebilmelidir.
  4. Farklı görüşlere saygı gösterilmelidir.
  5. Kişiler değil, hak ve delil esas alınmalıdır.
  6. İstişare, önceden alınmış kararı onaylatma toplantısına dönüştürülmemelidir.
  7. Karar verildikten sonra gereksiz tartışmalarla birlik bozulmamalıdır.
  8. İstişare meclisinde konuşulan özel meseleler korunmalıdır.
  9. Kadınların, gençlerin ve tecrübe sahibi insanların görüşlerinden istifade edilmelidir.
  10. Karar alındıktan sonra Allah'a tevekkül edilmelidir.

Çünkü Kur'an'ın ifadesiyle: "...Karar verdiğin zaman Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever." (Âl-i İmrân, 3/159)

KÖŞEMİN ÖZÜ

İstişare, "Ben bilmiyorum." demek değildir.

Asıl anlamı şudur: "Benim bildiğimden daha fazlasını bilen insanlar olabilir."

İstişare, insanı küçültmez; büyütür.

Ailede eşleri birbirine yaklaştırır, çocuklara sorumluluk kazandırır, kurumlarda güven oluşturur, toplumda birlik ve kardeşliği güçlendirir.

Öyleyse geliniz; evlerimizi istişare mektebine dönüştürelim.

Eşlerimizi dinleyelim.

Çocuklarımızın fikrini soralım.

Büyüklerimizin tecrübesinden istifade edelim.

Gençlerimizin heyecanını küçümsemeyelim.

Âlimlerin ilmine, ehil insanların tecrübesine başvuralım.

Ve karar verirken nefsimizin değil, hakkın peşinden gidelim.

Çünkü istişare, sadece bir karar verme yöntemi değildir.

İstişare; tevazudur, kardeşliktir, emanettir, hikmettir ve Kur'an'ın gösterdiği bir hayat ahlakıdır.

Rabbimiz bizleri "ben" demekten ziyade "biz" diyebilen; kendi görüşünü mutlaklaştırmak yerine hakkı arayan; ailelerinde huzuru, kurumlarında bereketi, toplumlarında adaleti istişare ile yaşatan kullarından eylesin.

Allah'ım!

Ailelerimize sevgi, merhamet ve huzur ver.

Eşlerin birbirini dinlediği, çocukların kendilerini değerli hissettiği, büyüklerin tecrübesinden istifade edildiği yuvalar nasip eyle.

Bizlere doğruyu görme, doğruyu söyleme ve doğruyu kabul etme ahlakı ver.

Nefsimizi gurur ve kibirden, dillerimizi kırıcı sözlerden, kalplerimizi ayrılık ve düşmanlıktan muhafaza eyle.

Ümmet-i Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) birlik, kardeşlik, basiret ve hikmet nasip eyle.

Bizleri istişare eden, istişareye değer veren ve istişare sonucunda hakkın gereğini yerine getiren kullarından eyle.

Âmin.

 



Bu yazı 611 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI