beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Suna İlhan

facebook-paylas
SALINCAĞIN DİLİ
Tarih: 27-06-2026 08:25:00 Güncelleme: 27-06-2026 08:25:00


Salıncağa binmeyen yok gibidir aramızda. Daha bebekken alışırız onun dingin havasına; ya beşikte sağa sola gidip geliriz ya da bir anne dizinde uykuya dalarken...

​Biraz büyüyüp salıncakla asıl anlamında tanışınca, bu gitgellerin yönü değişir; hareket artık yukarı ve aşağı olmaya başlar. Önce kısa mesafelerle yetiniriz, sonra ulu ağaçların gölgesinde "Uçur beni!" çığlıkları yükselir.

​İnsan salıncağa bindiği zaman, bilerek veya bilmeyerek birkaç unsurun etkisi altına girer:

-​Ağaç: O salıncağa bindiysen, ağaca güvendin demektir. Dalın bir kaldırma kuvveti olacak, tam havadayken kırılmayıp seni taşıyacak.

-​İp: Önce ipine, sonra tipine bakacaksın. İpte bir yıpranma veya kopma var mı? İnce mi, kalın mı, seni çeker mi? O da ağaç dalı gibi güvenli olmalı ki sen tatlı tatlı uçarken lifleri bir bir ayrılmasın. Allah muhafaza, fena çakılırsın yere. İşin daha kötüsü de var: Ayağın ipe dolanırsa, ağız tadıyla  düşemezsin bile...Ayağını kurtarana kadar sen de yerde sürünürsün. 

-​Seni Sallayan Kişi: Bu unsur o kadar önemli ki! Seni mutlu edecek, havalara uçmanı sağlayacak biri mi? Yoksa tedbirsiz mi? Ya da boş bir anını kollayıp, sen henüz hazır değilken sallanman için değil de düşmen için iten bir düşman mı?

-​Üstüne Oturduğun Tahta: İnsanın oturduğu yer de önemlidir; karşımıza yine bir "kaldırma kuvveti" çıkar. Diğerleri ne kadar güvenli ve sağlam olursa olsun, tahta çürük çıkarsa yine yerdesin. Dengeli yerleştirilmiş olmalı; ondaki yamukluk seni de yamultur. Oturduğun mekan geniş olmalı ki ip kenarlardan seni sıkıştırmamalı. Yoksa dar ayakkabı giymiş gibi dünyan daralır; istediğin mutluluğu bulamaz, çabucak inersin.

-​Hava Şartları: Fırtınalı veya aşırı sıcak bir havada, yağmurun veya karın altında salıncağa binen "normal bir insan" gördünüz mü hiç?

-​Manzara: Bazı salıncaklar vardır ki yerdeyken göremediğin güzellikleri yukardan bakınca görmeni sağlar. Kuşlar gibi doyumsuz bir manzaraya kanat çırparken, aşağıya kuş bakışı bakarsın. Bulunduğun yerden az da olsa uzaklaşmak, geride kalanları daha net gösterir sana. Yine de arada bir geriye dönüp bakman lazım; arkanda kimlerin olduğunu görmek için...

-​Kendin: Sanırım her şey insanda başlıyor ve bitiyor. Bütün bu hesaplamaları yapan; kendini yoklayan, kollayan, ipe sımsıkı sarılan ve dengeyi ayarlayan yine sen olacaksın. Bu salıncak seni mutlu mu ediyor, mideni mi bulandırıyor? Sallanırken iç âleminde neler oluyor? Kılık kıyafetin müsait mi? Sağlam oturup ipe iyice yapıştın mı? Sallanmaya gerçekten hazır mısın?

​Eğer o salıncağa bindiysen, tüm bu ortaklara da "güvendin" demektir. Her şey yerli yerindeyken ve sen güzel güzel sallanırken birdenbire düştüysen, demek ki fark ettirmeden ipi kesen biri var. Bunu önceden görmek ve hesap etmek neredeyse imkânsızdır. Artık "kader" deyip düştüğün yerden kalkmaya bakacaksın. Kırık-çıkık, yara-bere olmadan kalktıysan şükredeceksin.  Yapacak bir şey yok; sen bütün tedbirleri almıştın, değil mi? O halde gerisi Allah'ın takdiridir ve bunda da bir hayır vardır.

​Hayat da bir salıncağa benzer.

​Güvenilir biri arkandan güç verir; havalara uçar, mutluluk veya hayal âleminde gider gelirsin. Rüzgâr tatlı tatlı eser, şefkatle okşar yüzünü. Ağaç dalındaki meyvelere uzanırsın; nazlanır, önce eline gelmezler. İkinci, üçüncü hamleyi yapar ve kopartırsın. Yerde bulamadığını gökte bulursun sanki.

​Kimi zaman her şey yerli yerindedir de iç âlemin rahat durmaz; bir şeyler mideni bulandırır. Bazen de tam birine ardını verecek olursun, dayandığın dal ortadan ikiye ayrılır. Çürüdüğünü veya seni kaldıramadığını ancak o zaman anlarsın.

​Salıncağın en büyük özelliği gelip gitmesidir. Hayatta da öyle olmuyor mu? Bazı anlar, sıkıntılar, nimetler, dostluklar, düşmanlıklar, pişmanlıklar, mutluluklar ve hüzünler... Geliyor, gidiyor; gidiyor, geliyor... Kendimizi kısır bir döngünün içinde buluyoruz.

​Bazı şeyler ne kadar güzel gitse de bir gün inme vakti mutlaka gelir. En güzeli; kendini iyi bilmek, ineceğini bile bile binmek ve düşmeden inmektir. Bir ayağını direyip salıncağa kendini bağlamayacak, efendi efendi kabul edeceksin ayrılık vaktini...Yoksa sürünürsün. 

​Salıncak dediğin seni sallayacak ama sallandırmayacak (sarsmayacak).

​Rabbim, her şeyi tadıyla ve kararında yaşamayı nasip etsin. Umduklarımıza nail, korktuklarımızdan da emin eylesin.



Bu yazı 8 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI