beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Nihat Güç

facebook-paylas
Zuhruf Suresi'ne Başlarken
Tarih: 23-04-2026 11:38:00 Güncelleme: 23-04-2026 11:38:00


Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınarak okumaya başlayalım ayetleri. Rabbimizin kelamını bir taraftan okuyalım diğer taraftan da anlamaya, kavramaya ve yaşamaya çalışalım. Sessizce, sakince, diz çökerek kulak verelim. Bağışlayan O, Rahmeti ile yargılayacak, Cenneti ile mükafatlandıracak olan O. O’ndan istiyoruz, O’na yalvarıyoruz, O’nun azabından yine O’nun rahmetine ve mağfiretine sığınıyoruz. 

Muhteşem bir sure ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Bu surede vurgulanan konuları pür dikkat dinliyor, öncesine de sonrasına da ilavelerde bulunmaktan haya ediyoruz. Çevreden devşirdiğimiz düşünceler ile ayetleri şekillendirmeye kalkışmıyoruz. Ne dediyse o, neyi vurguladıysa baş göz üstüne, benim bundan başka söyleyecek bir sözüm, ileri sürecek bir fikrim, bağlanacak bir kuralım yok, diyoruz. Her bir emre teslim olmaktan, her bir yasağa harfi harfine uymaktan başka bir çıkar yolumuz yok. 

Okuduğumuz her ayetin karşısında Hz. İbrahim (a.s.)’in; “Ben Müslümanların ilkiyim.” (En’am/163) dediği gibi diyeceğiz, Hz. Musa (a.s.)’nın; “Ben mü’minlerin ilkiyim.” (A’raf/143) sözünü de dillendireceğiz. Rabbimizin dile getirdiği her bir emir, her bir nehiy karşısında “İşittik ve itaat ettik.” (Bakara/286) diyenlerden olacağız. 
Hesabımıza gelmeyen, yaşantımıza uymayan, örf ve adetlerimizle çelişen, kural ve kanunlarımız ile zıtlık gösteren işler hususunda Yahudiler gibi; “İşittik ve karşı geldik.” (Bakara/93) demekten imtina edeceğiz. Yahudileşmeyeceğiz, yahudileşme hasletlerinden de uzak duracağız. Davranışlarımızla bunu dile getirmek zorundayız. Çünkü biz Müslümanız, biz mü’miniz, hakka teslim olmuş müvahidleriz. Hesabımıza gelse de hesabımızla çelişse de Allah-u Teala’nın dile getirdiği her ne emir varsa başımız üstüne diyerek “İşittik ve itaat ettik” diyenlerden olmak zorundayız. Bundan kaçışımız yok, kurtuluş çaremiz yok, bundan başka dört elle sarılacağımız alternatiflerimiz de yok. Ya bu yolda öleceğiz ya da bu yolda yürümeye devam edeceğiz. 
Her an ölebiliriz. Varlığımız ne ki, direncimiz ne olsun? Her an el etek çekebiliriz bu hayattan, bu imtihandan. Hesaba çekilmek üzere kıpırdamayabiliriz yerimizden. Akşama ulaştığımız zaman sabaha, sabaha çıktığımız zaman da akşama ulaşamayabiliriz. Bu yüzden Müslüman olmak, Müslüman olarak yaşamak ve Müslüman olarak ölmek zorundayız. Başka bir çıkış kapısı yok bizim için. Yüce Allah; “Ancak Müslüman olarak ölün.” (Al-i İmran/102) diye ferman buyurmaktadır. Kürt olarak, Türk olarak, Arap veya bir İngiliz olarak ölmek yok bizim için. Direneceğiz. Direnmek zorundayız. Öne çıkan, dört elle sarıldığımız, varımızı yoğumuzu sarf ettiğimiz ana vasfımız “Müslüman”dan başka bir şey ise vay halimize. O zaman biz kurtuluştan bahsedemeyiz. Ölüm geleceği zaman Müslüman olmak, müslümanca yaşamak zorundayız. Yoksa halimiz harap olur Allah muhafaza!

Madem Yüce Allah’a teslim olmuş insanlarız, söylediklerine de kulak vermek durumundayız. İlahi emirleri anlamak ve kavramak zorundayız. Hayatımızı bu minvalde değiştirmek, düşüncelerimizi bu istikamette şekillendirmek, giyim ve kuşamımızı toparlamak, örf ve adetlerimizi ayetler ışığında yeniden ve olması gerektiği vechiyle oluşturmak zorundayız. Karşı koyacak bir gücümüz, diklenecek bir kuvvetimiz yok bizim. Sabah varız, akşam yokuz. Teslim olmaktan, buyurun demekten başka yapacak bir şeyimiz yok. 

Daha önce ret eden insanların sonlarını gördük, terk ettikleri harabelere şahit olduk. Karşılaştıkları akibeti fotoğrafladık. Sonumuzun, diklenen insanların sonu gibi olmaması için didineceğiz. Ancak zayıf insanlar olduğumuzu unutmayacağız. Zayıflığımızı Zuhruf Suresi gibi sureleri okuyarak, anlayarak ve yaşayarak gidermeye çalışacağız. Verilen emirler doğrultusunda kulluğumuzu ve itaatimizi ölünceye kadar sürdüreceğiz. Çünkü bizi bizden daha iyi bilen Rabbimiz bizden; “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr/99) diyordu ya. İşte bizler de o bilinçle hareket edeceğiz.

Rabbim bizi muhafaza buyursun, ayaklarımızı sabit kılsın, üstümüze sabır yağdırsın! Omuzlarımıza yükleyemeyeceğimiz sorumluluklar, kaldıramayacak görevler bindirmesin! O’ndan istiyoruz, O’na yalvarıyoruz. Bizi bizden daha iyi bilen O. Sığınacak başka sığınağımız yok. Yardım edecek başka yardımcımız yok. 
Rabbim! Kelimelerimizin etkisini arttır. Feraset ve fesahat ver bize! Hz. Musa (a.s.)’nın senden istediklerini biz de istiyoruz; “Genişlet göğsümü, kolaylaştır işimi, çözüver şu dilimin bağını. Ta ki anlasınlar sözümü!..” (Taha/25-28)



Bu yazı 109 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI