beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Nihat Güç

facebook-paylas
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Tarih: 23-05-2026 13:24:00 Güncelleme: 23-05-2026 13:24:00


"Uyarıcı; “Ben size babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz.” dediler."

Elçilerin getirdikleri Allah-u Teâla’nın emir ve yasaklarıdır. Yüce Allah’ın emir ve yasakları her zaman ve her mekânda her insan için geçerlidir. İlahi kurallar insanların emir ve yasaklarından kat kat hayırlıdır, üstündür ve değerlidir. Hangisi üstün, hangisi değerli hangisi geçerli diye bir kıyas dahi yapılamaz. Biri insan eseri, diğeri Yüce Allah’ın ortaya koyduğu kurallardır. Biri kendi çıkarlarını korumak üzere yapılan kurallardır, diğeri insanların içini-dışını en iyi bilen Yaratıcı'nın ortaya koyduğu insanlar üstü değişmeyen kanunlardır. Biri dünyayı kendi bakış açısına göre düzenleme stiline dayanır, diğeri dünya ve ahiteri düzenleyen Allah’ın isteklerinden kaynaklanır.

İnsanların akıllarını çalıştırmalarını ve kör bir taklitten uzaklaşmalarını sağlamak üzere doğru ile yanlışın mukayesesini yapmalarını isteyen Elçiler; dünden bugüne babalarınızın sürdürdüğü dava boş, batıl ve atıl bir davaysa yine de mi taklit edeceksiniz atalarınızın dinini, izini? Atalarınızın uygulamakta oldukları kural ve kaideler insanları çıkmaz bir sokağa sürüklerken, bunalımdan bunalıma saplarken, her yerde kan ve göz yaşına sebebiyet verirken, batıl ve atıl da olsa hayatınızda sergilemeye, dört elle sarılmaya devam mı edeceksiniz? Sizi cennetten uzaklaştıracak, cehenneme sevk edecek olsa da mı vazgeçmeyeceksiniz? Düşünmez misiniz, akletmez misiniz, tefekkür ve tedebbür etmez misiniz?

Bizim getirdiğimiz dava daha hayırlı, daha doğru, daha güzel, daha faydalı olsa da mı bize karşı çıkacaksınız? Bunu bildiğiniz ve gördüğünüz halde nasıl isyan edersiniz? Cennete sevk eden bir davayı terk ederek cehenneme götüren fısıltılara nasıl kulak vereceksiniz? Biraz düşünün! Aklınızı kullanın! Olması gereken vechiyle vahyi ve sahip olduklarınızı bir mukayeseye tabi tutun! Gelin ölmeden önce Şaytanın ayartmalarına tabi olmaktan vazgeçin! “Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?” (Bakara/170)

İlahi davete karşı gelmeniz, Elçileri yok saymanız, Kitapları yalan saymanız için sahip olduğunuz düşüncenin daha değerli, daha kıymetli olması gerekmez mi? Elçilerin getirdiği dava hem dünya hayatını hem de ahiret yurdunu düzenlemeli değil mi? 

Sosyal hayatta eşitliği ve adaleti sağlayan vahiy; ticarette hakkaniyeti, cezada adaleti, eğitimde vicdanı, ailede mutluluk ve huzuru temin etmektedir. Böyle bir dine nasıl karşı çıkarsınız? Nasıl yok sayarsınız? Nasıl gelmemiş gibi kulak ardı eder, bildiğinizi okumaya, atalarınızın ardından gözü kapalı bir şekilde hayatınızı sürdürmeye devam edersiniz? 

Sahip olduğu makamını, elinde bulundurduğu parasını kaybetmek istemeyen, bunun için babalarını gözü kapalı taklit eden mukallitler; Elçilerin yanında bulunan şeyi (vahyi) inkâr ettiler, karşı çıktılar, yok saydılar. Yokmuş gibi davrandılar. Doğruluğuna, yanlışlığına, mutluluk getirmesine, huzuru temin etmesine dikkat etmeden karşı çıktılar. 

Şehrin ileri gelen şımarıkları; “Babalarımızdan kalan örf ve adetler bizim için çok iyidir ve son derece gereklidir. Bunun getirisini ve götürüsünü gayet iyi biliyoruz. Neye karşı çıktığımızın, neyi kabul ettiğimizin farkındayız. O yüzden Ey Elçiler! Sizin yanınızda bulunan ayetleri, getirdiğiniz hükümleri aklımızla uyuşmadığı, örf ve adetlerimiz ile çeliştiği, babalarımızın yolunu yok saydığı için kabul etmiyoruz. Biz akıllı varlıklarız. Aklımızı vahye tabi kılmak suretiyle yok sayamayız. Vicdanımız bize yeter. Getirdikleriniz ile babalarımızdan kalan örf ve adetler, kanun ve kurallar apayrı şeyler, aynı hayatta hemcem edilemezler. Bizim sahip olduklarımız, babalarımızdan kalma gelenekler, kafamıza uyan kurallardır. Babalarımızı yalancı çıkarmayız, çıkaramayız.” dediler.

Firavun; Hz. Musa (a.s.)’yı köşeye sıkıştırmak, kötü göstermek ve Elçilere karşı toplumun ayaklanmalarını sağlamak üzere madem senin getirdiğin dava doğru, bizim sahip olduğumuz dava batıl, senin getirdiğin davanın müntesipleri cennete, bizim davanın savunucuları cehenneme gidiyor, o halde; …“Ya geçmiş nesillerin hâli ne olacak?” dedi.” (Ta-Ha/51) Hz. Musa (a.s.) Firavun’a; “Eğer sizin babalarınız cehenneme gittiler diye cevap verecek olursa halk ayaklanacak, yok eğer cennete gittiler diye cevap verecek olursa bu sefer de işte bizler de babalarımızın izinden cennete doğru gidiyoruz.” diye sevinecekti. Hz. Musa (a.s.) verdiği bu cevap ile; vahyi kullanmak suretiyle hiç kimsenin pratik cevap verme ve aklını kullanma konusunda Elçiler ile bir yarışın içine giremeyeceğini en güzel şekilde ispat etti; “Musa, şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz.” (Ta-Ha/52) diyerek cevapladı. Verilen bu cevap, Firavun ve Mele’sini susturmakla kalmadı konuyu çabucak kapatmalarına da sebebiyet de verdi.

Firavun gibi şımarıklar, babalarımızın adımlarına tabi olur, peşlerinden gitmeye gayret gösteririz dediler. Bu bizim için ölüm kalım meselesidir. Sizin getirdiğiniz ile babalarımızdan kalan dinin bir mukayesesini yapmayı gerekli bile görmüyoruz. Bu doğru veya bu yanlış diye düşünmeyiz. Yaptığımız ve yapacağımız ilk ve tek şey; Ey Elçiler! Sizinle gelen şeyleri toptan ret ederiz, karşı çıkarız. Çünkü çok iyi biliyoruz ki iki davayı mukayeseye tabi tutacak değiliz. Getirdiğiniz davanın daha doğru, daha değerli olduğunu zaten biliyoruz. Ancak hesabımıza gelmiyor, kitabımıza uymuyor. Dediklerinizi kabul edecek olursak; ticarette istediğimizi yapamayız, eğitimde istediklerimizi dayatamayız, hukukta kendimizi haklı kılamayız, sosyal yaşamda kendimize bir üstünlük atfedemeyiz. Dil ve renkte, vatan ve millette bir farklılık, bir üstünlük dayatamayız kimseye.

Ve yine toplumun ileri gelen şımarıkları; bir çelişkiye düşmemek, zihinlerde ve gelecek nesillerde bir kuşku uyandırmamak, dünya düzeni ile karşı karşıya kalmamak adına sizin getirdiklerinizi toptan ret ediyoruz, dediler.



Bu yazı 172 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI