"Ailede kadın ve erkeğin rolleri" konulu bir sohbet ortamında, kadınlardan biri, bir arkadaşının şöyle bir anısını paylaştı:
Şofbenleri bozulmuş.
Evin erkeği tamirci çağırmamış.
Kadın da, "Bir eve tamirci çağırmak erkeğin işidir" diye oralı olmamış.
Tam bir sene boyunca, kettle/ketıl, tencere vs. ile su ısıtıp duş almışlar.
Nihayet bir gün, adamın annesi onlara gelmiş ve bir ara duş almak istemiş. Bakmış ki, şofben çalışmıyor.
Kadın durumu izah etmiş. Annesi oğluna öyle bir kızmış ki, ertesi gün tamirci gelmiş.
Ağzım açık kaldı.
-İkisi de çok inatçıymış, dedim. Şimdi, evde ampul patlasa, adam da tembellik edip değistirmezse karanlıkta mı durmam lâzım?
- Evde, herkes kendi rolünü yapmalı. Biri diğerinin vazifesini yapmaya başlarsa, ihale artık hep ona kalır. Takdir etmek veya onaylamak şöyle dursun, yapmadığı zaman suçlu bile olur. O yüzden, karanlıkta kalıp, sabredeceksin ve o adam görevini yapmayı öğrenecek, dediler.
Düşündüm, ölçtüm, biçtim, tarttım ve dedim ki:
- Yok canım sende! O, işini yapmayı öğrenecek diye karanlıkta bekleyeceğime, gider ampulü değiştiririm. Başkaları benim sebep olduğum aydınlıktan faydalansın... Adam olan; adamlıktan anlar, yapacağını yapar zaten.
Elbette her şeyi üstlenmek karşı tarafı tembelleştirir, ancak bunun çözümü karanlıkta oturmak değil; o ampulü değiştirirken veya sonrasında "Ben bunu hallettim ama bu süreç beni yordu, bir dahaki sefere desteğini bekliyorum" diyebilecek sağlıklı bir iletişim dili kurmaktır.
Tablo; anneye saygı, onun hatırını gözetmek gibi görünse de bu yanlış bir bakış açısı. Acı ama gerçek olan şey ise, adamın eşinin bir yıllık emeğini, sabrını ve şikayetini değil; annesinin bir günlük azarlarını ciddiye almasıdır. Bu, evlilikte tam bir yetişkin ilişkisinin kurulamadığını, adamın hâlâ bir "çocuk" gibi dış otoriteyle (annesiyle) hareket ettiğini gösterir.
Bugün annesinin öfkesini savmış olabilir ama yarın musluk bozulsa yine aynı kısır döngüye gireceklerine adım gibi eminim.
Esef verici başka bir gerçek daha var: Bazı insanlar sorumluluğu bir "görev" olarak değil, bir "dayatma" olarak görür. Ancak bir ömür, birilerinin "görevini öğrenmesi" için konforunuzdan ödün vererek (soğuk suyla duş alarak, karanlıkta oturarak) geçmez ki!..
Eğer bir ilişkide temel motivasyon "sevgi ve nezaket" değil de "mecburiyet ve azar" ise, o evdeki şofben tamir edilse bile huzur hep bozuk kalacaktır.
Allah, iyileri vicdan sahiplerine denk getirsin. Bazı şeyler olmayınca olmuyor.
Değişmek istemeyeni hiç bir güç değiştiremez! Kabuk değişse bile özü aynı kalır...