beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Suna İlhan

facebook-paylas
SAHİL MÜZİK VE NAMAZ
Tarih: 28-07-2026 08:38:00 Güncelleme: 28-07-2026 08:38:00


​Bu aralar mevsim gereği sahiller, biz mestüre hanımlar için pek de "iç açıcı" değil.

​Denizi uzaktan görüp de yanına gidememek, onun varlığını yakinen hissedememek; pek çok insan onun eşsiz güzelliğinden faydalanırken bizim uzakta kalmamız, helâl bir nimetin bize haram olması gibi hissettiriyor bazen.

​Neyse ki gündüz olmasa da akşam ve gece vakitleri ortam biraz daha bize uygun hale geliyor. Siz ne demek istediğimi anladınız...

​Bir akşamüzeri, elimize yiyecek içecek bir şeyler alıp sahile indik. İçimde öyle bir heyecan var ki sormayın; sanki çok sevdiğim birine oturmaya gidiyorum. 

Uçsuz bucaksız deniz bana öyle bir huzur, ferahlık ve genişlik veriyor ki anlatamam. Havasını içime çektikçe tazeleniyorum. Verdiğim her nefes; bütün dertlerimi, dünyaya ait yorgunluklarımı dalgalarla birlikte alıp götürüyor. Onların çıkardığı o ahenkli musikiyi hiçbir müzik aleti veremez bana.

​İşte bu hislerle, deniz havası alalım diye çoluk çocuk sahile indik. Ama o da ne? Belediye bir canlı müzik platformu kurmuş! Bir başladı ki yanındakini duymak mümkün değil. Şarkıcı beyefendi, Türk sanat müziğinin nostaljik eserlerini terennüm ederken gayet mutlu; arada sohbet ediyor, havadan sudan bahsediyordu.

​Yine de ilerledik... Sandalyelerimizi müzikten uzak, dalgalara yakın bir yere kurduk.

​Bir müddet sonra akşam ezanı okundu. "Eve dönsek mi, biraz daha kalsak mı, namazı ne yapsak?" derken sahnenin hemen yanındaki çadır mescit dikkatimizi çekti. Demek ki belediye hâlden anlıyormuş. Çölde su bulmuş bedevi gibi sevindik.

​Fakat içimden de düşünmeden edemedim: "Ben daha kendi sesimi bile duyamazken nasıl namaz kılacağım?" Zira namazda kıraatin ölçüsü, kişinin en azından kendi duyacağı kadar okumasıdır.

​Tam bu sıkıntılı anı yaşarken içimde bir tefekkür belirdi: "Allah, kapkaranlık gecede, kapkara bir kayanın üzerindeki kara karıncanın ayak sesini bile duyar."

​Aman Allah’ım! İçimdeki bir dost bana rehberlik ediyor gibiydi. İnsanın Rabbini böylesine tanıması ne güzel bir duygu... 

O an deniz içimde yeniden dalgalandı.
​Sırayla mescide gittik. Namaz kılarken dudaklarım ezberlediğim âyetleri ve tesbihleri art arda sıralıyordu. Dışarıda bas gitar mı vuruyordu, davul mu bilemiyorum; ama ritimler içimde "güm güm" ediyordu. Sahneye yakın olduğumuz için müzik aletlerinin her titreşimini bedenimde hissettim.

​Ama inanın, öyle huzurlu bir namaz kıldım ki anlatamam! Rabbime hamdolsun. İnsan gücünü imanından alıyor; nerede ve hangi şartta olursa olsun... İnanıyorsanız, sizden daha güçlüsü yoktur. İman varsa imkân da vardır.

​Duamı yapıp çıkınca yürümüyor, sanki uçuyordum. Bunları asla bir riya veya ücub olsun diye yazmıyorum. Allah razı olmadıktan sonra kul bilse ne yazar, övse neye yarar?

​Niyetim çok başka...

​"Rabbini bilen kendini bilir, kendini bilen Rabbini bilir."

​Bütün isim ve sıfatlarıyla tek olan Allah’ı tanıyalım istedim. Çünkü O’nu bilmek; her alanda huzur bulmanın, güven ve teslimiyet içinde olmanın en büyük vesilesidir.

​İlahiyat fakültesinde okurken Dinler Tarihi dersi görmüştük. Başka ilahî ve beşeri dinlerî inceleme fırsatımız oldu. Sizi temin ederim; bizim Rabbimizi eşi, benzeri, dengi ve hatta ne bileyim akla gelebilecek hiçbir bir tanrı kırıntısı yok! Çünkü Allah’tan başka ilâh yok!

Özellikle Hint alt kıtasında öyle enteresan ritüeller, öyle çıkmaz durumlar var ki insanın dudağı uçuklar. Elbette iyiliği emretme adına bazı ortak noktalar var, onların da en başındaki kaynağın veya şahsın 124 bin Peygamberden birine rastladığını düşünüyorum. Beşerî düşünceler araya girdikçe suyun rengi bulanmış ve bizlerin midesini kaldıran ritüeller peydahlanmış...

Bunun yanı sıra ​diğer inançlardaki sözde huzur, tatmin ya da teslimiyetin çok daha hakikisi bizde fazlasıyla var. 

Fakat bizdeki o saadet, sağduyulu, fıtrata hitap eden ve "en son din"e mahsus ecir ve kabul diğerlerinde yok. Olsaydı zaten herkes müslüman olurdu. Biz bu kadar manevi bir zenginlik içinde yaşarken, onların her yönden kısıtlı, kendi aralarında iş bölümü  yapmış tanrılarla yaşaması gerçekten çok üzücü. İpin ucu kaçmış gibi... Nereden, nasıl tutarlar bilmem. Allah hepsine hidayet nasip etsin, bizim tattığımız bu zenginliği onlara da tattırsın.

İçlerinden ​bazıları nefis terbiyesi, ahlâk ve ibadet konusunda öyle gayretli ki... "Şunlar bir kelime-i şehadet getirseler kim bilir nasıl güzel Müslüman olurlardı," diye hayıflandıklarım bile oluyor. Keşke bilselerdi... 

Yine de inançlarına saygı duymak zorundayız çünkü herkes inandığını yaşıyor.

​Biz Müslümanlar bazen denizdeki balık gibiyiz. Balık denizin kıymetini bilmezmiş; ne zaman ki sudan çıkar, işte o zaman bir damla suyun değerini anlarmış. Bütün dünyayı denizden ibaret sandığı için yokluğunun ne demek olduğunu kavrayamazmış.

​İslâm dışındaki dinleri ve koydukları esasları görünce insan imanına bir kat daha sarılıyor. Hangi din kurucusu isim ve sıfatlarında ezelî ve ebedîdir? Hangi ilah kulun kalbinden geçeni bilir, dudağını kıpırdatsa duyar, ona şah damarından daha yakındır?

​Terbiye ve teselli eden, yardımda bulunan, hayatın tam içinde olan Hayy ve Kayyûm, Mecîd ve Vedûd... Daha sayamadığım onlarca güzellikle kendini gösteren, rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız böyle bir İlah kimde var?

​Kıyas bile kabul etmez ama hakikati izah etmek için bu mukayeseyi yapmak zorundayız.

​Rabbimizi tanıdıkça ufkumuz açılır, içimiz denizler kadar genişler. Sıkıntılarımızı her şeye gücü yeten el-Kadîr’e, darlığımızı es-Selâm’a, dualarımızı el-Mucîb’e, işlerimizi el-Vekîl’e, kendimizi el-Mü’min’e, rızkımızı er-Rezzâk’a, başlangıcımızı el-Evvel’e, sonumuzu el-Âhir’e teslim etmek ne büyük bir mutluluk!

​Yürekleri gümbürdeten müzikten bana ne? Rabbim beni duyuyor, görüyor, biliyor. Ben de O’nun tecellilerini gittiğim her yerde görüyorum.
​Allah’ım, bizi Müslümanlardan kıldığın için sana sonsuz şükür ve hamdolsun.

​"Şüphesiz Rabbim duaları işitendir." (İbrâhim, 14/39)

"Yoksa biz onların sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmez miyiz sanıyorlar?" (Zuhruf, 43/80)

"...Allah konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, görendir." (Mücâdele, 58/1)

​Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Bizim kalplerimizi dinin üzere sabit kıl; her geçen gün imanımızı, ihlasımızı, salih amellerimizi ve güzel ahlâkımızı artır! Amîn.



Bu yazı 1185 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI