Şehit Seyyid Kutub'un yıllar önce ifade ettiği "Şu gördüğünüz Arap ordularının varlığı, İslam'ı ve Müslümanları korumak ve onları savunmak için değildir. Tam aksine bu ordular sizi, çocuklarınızı ve kadınlarınızı öldürmek için var olmuşlardır. Yahudi ve kâfirlere tek kurşun dahi sıkmazlar." sözü bugünlerde yeniden Ortadoğu'da tezahür etmektedir.
"14 Müslüman ülke! Yemen'in (Husiler) Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a başlattığı misilleme ablukasına karşı askeri ittifak ilan etti. Aslında bu ittifak kendi iradeleriyle değil İsrail'in isteğiyle direnen Ensarullah'ı pasifize etmek için oluşturulmuştur. Yemendeki Ensarullah hareketi Gazze'ye destek için İsrail'i vurdukça Amerika, Suudi Arabistan'ın eliyle Yemeni vurmak için senaryolar üretiyor. Bu senaryolar hep İsrail'in çıkarına göre dizayn edilmiştir. Yemen'e karşı oluşturulan ittifaka destek verenler: Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Yemen, Bangladeş, Nijerya, Sudan, Cibuti ve Somalidir. İttifak toplantısına ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri de katılım sağladı."
Gazze yerleyeksan olurken İsrail'e karşı bir taş dahi atmayanlar İsrail'e karşı mücadele edenlere karşı ittifak kuruyor. Yemen'de Ensarullah hareketi ablukaya alınıp cezalandırılıyor. Lübnan'da Hizbullah hareketi topyekün yok edilmek istendi lakin başarılı olunmayınca Hizbullah'ı silahsızlandırma girişimi hızlandırıldı. Irakta Bedir grupları hakeza aynı şekilde cezalandırılıyor, silahsızlandırılıyor. Bir yandan İsrail tüm yönleriyle silahlandırılıp desteklenirken diğer taraftan İsrail'e karşı direnen Hamas, Ensarullah, Hizbullah, Bedir Tugayları Amerika'nın aklı ve bölge ülkelerinin eliyle silahsızlandırılıyor.
Peki silahsızlandırma projeleri kimi korumaya yöneliktir? Silahsızlandırılan halkı, İsrail'e karşı kim koruyacaktır? Amerika ve İsrail, Gazze ve İran savaşı sürecinde hangi sözüne sadık kaldı? Garantör bölge ülkeler Amerika ve İsrail'e hangi yaptırımı yaptı? Tüm soruların cevabı İsrail'in lehine Müslümanların aleyhinedir. Hala akıllanmayacakmıyız?
İttifak ülkeleri Amerika, İsrail ve yandaşlarını korumak için gösterdiği dayanışmayı neden Gazze, Lübnan ve İran için göstermiyor. Çünkü iradelerine sahip değiller. Omurgasızlık onursuzluğu besler.
Biz İsrail'e karşı Müslüman ülkelerden! İttifak beklerken onlar İsrail'e karşı direnenlere karşı ittifak yaptılar.
İsrail'e karşı direnenlere karşı yer alan ittifak ülkeleri yakında "Ey İsrail senin canın yanmasın biz senin için can veririz, can alırız" noktasına gelirlerse şimdiden söylüyorum şaşmayın.
İSRAİL'E KARŞI HAMAS'I SİLAHDIRMAYI BEKLERKEN İSRAİL'İN GÜVENLİĞİ İÇİN HAMAS'I SİLAHSIZLANDIRMAYI BAŞARDILAR. Hamas'ı silahlandıran İran İslam Cumhuriyetini, Hizbullah'ı, Ensarullah'ı suçladılar, kınadılar, taşladılar. İran Devrimini ve Lübnan Hizbullah'ını Ortadoğu'nun en büyük sorunu olarak gören Amerika ve İsrail ile aynı bakış açısına sahip olarak ilişki kurdular. Oysa İran devriminden ve Lübnan Hizbullah'ından önce de işgal ve soykırım var idi.
Hamas'ı silahsızlandırmak İsrail'i silahlandırmakla eşdeğerdir.
Trump'ın riyaseti ve siyasetiyle GARANTÖRLER Hamas'ın silahlarını almaya çalışıyor. Hamas'a verdikleri göstermelik destekleri şantaja dönüştürerek Hamas'ı yalnızlığa ittiler. Yakında Hamas zaten "Aksa Tufanıyla" yanlış yaptı ve Ortadoğuyu ateşe sürükledi diyerek destekleme cesareti göstermedikleri bir direnişi taşlamaya başlarlar.
Şehit Yahya Sinvar bir konuşmasında: “Gazze tüm maskeleri düşürecek. Herkesin gerçek yüzünü ortaya çıkaracak.” diyordu. İlk etapta, bu sözün derinliği, içerdiği dehşet gerçeği ve bizim yüzeysel bakışımızdan dolayı pek anlaşılamadı. Ama şimdi bu sözün ne anlama geldiğini artık net olarak görebiliyoruz.
Gazze maskeleri düşürdükçe onlar yeni maskeler takmaya çalışıyor.
Bizi semboller, sloganlar , söylemlerle oyalıyorlar, kandırıyorlar. Harekete dönüşmeyen, duygusal duyarlıktan öteye geçmesine müsade edilmeyen bir Filistin hassasiyeti oluşturularak yöneticiler kendilerini ve halklarını kandırıyor.
Trump onları kandırıyor ve oyalıyor onlarda halklarını büyük bir deha ve kahramanlıkla! kandırıyor.
Gerçek bedel ödeyenler şeytanlaştırıp Müslümanlara taşlatıyorlar. Şeytanları ise Kabe örtüsünün altına alarak müslümanları kendilerine davet ediyorlar. Ortadoğu'da en büyük sorun "İran ve direniş örgütleridir." diyecek kadar alçalabiliyorlar. Oysa Ortadoğu'da en büyük sorun Amerika ve güdümündeki müslüman görünümlü devletlerdir.Lakin direnmeye cesareti olmayanın hakikati de söylemeye cesareti olmuyor. Kur'an-ı Kerim'de, Zuhruf Suresi 54. ayette vurgulandığı gibi, Firavun halkının akıllarını çelip, onları hakikatten uzaklaştırarak zihinsel ve ahlaki açıdan yönlendirilebilir hale getirmiştir. Bu durum, eleştirel düşünceyi yok ederek mutlak itaati sağlamak için kitleleri manipüle etmenin kadim bir sembolüdür. Medya sihirbazları Amerika'nın aklıyla, agzıyla, ahlakıyla olayları topluma empoze etmeye çalışıyor.
Ortadoğu'da mesele köle ve efendi ilişkisinde saklıdır. Köleler efendilerine karşı ses çıkaramazlar. İnanın bu ülkeler Amerika'nın emriyle kendilerini bile feda ederler. Efendileri büyüten kölelerin fedakarlıgıdır. Köleler fedakarlık yaptıkça özgürleşmezler sadece daha fazla köleleşirler. Kendi topraklarında efendi olmak yerine Amerika'nın kölesi olmayı seçenler şunu bilmelidir ki köleliğin sonu ve sınırı yoktur. Köleliğin geleceği yoktur.
Allah'ım aklımıza mukayet ol. Amerika ve İsrail'in siyasi, fikri ve ruhi esaretine girmeyip direnen bir avuç mümini sen muzaffer eyle.