Son zamanlarda sosyal medyayı kaplayan renkli bir rüzgâr var: 80’ler akımı. Birçoğumuz yapay zekâ filtreleriyle o dönemin saç modellerine, kıyafetlerine bürünüyor; nostaljik bir tebessümle geçmişe selam gönderiyoruz. Eğlenceli ve hoş bir deneyim, bunda şüphe yok. Ancak o dijital ekranların parıltısını bir an olsun kenara bıraktığımızda, karşımıza çok daha derin, çok daha gerçek bir tablo çıkıyor.
Bizler o yılların kıyafetleriyle dijital fotoğraflar üretip eğlenirken, 80’lerin o çetin, kıtlık ve zorluk dolu yıllarında dirsek çürüten, yokluk içinde varlık var eden gerçek kahramanları unutmuyor muyuz? Bizi o günlerin fırtınalı ikliminden koruyup bugünlere getiren, kendi yemeyip yediren, giymeyip giydiren anne ve babalarımızdan bahsediyorum.
Ne yazık ki günümüz dünyası, nostaljinin estetiğini severken onun ardındaki emeği çabuk unutuyor. Yıllarca her türlü sıkıntıya göğüs gerip evlatlarını büyüten ana-babalar, yaşlandıklarında birer yük gibi görülmeye başlanıyor. "Vaktim yok", "Evim dar", "İşim yoğun" gibi bahแถlerin arkasına sığınılarak huzurevlerinin kapısına bırakılan ya da yalnızlığa terk edilen çınarlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Onlar bize bir ömür sunarken, biz onlara birkaç yılı, hatta birkaç tatlı sözü çok görüyoruz.
Oysa vefa, yalnızca geçmişi fotoğraflarla anmak değil; geçmişin yükünü sırtlamış yüreklere sahip çıkmaktır.
Eğer anne ve babanız hâlâ hayattaysa, bu satırları okuduktan sonra sadece birkaç dakikanızı ayırın. Kapılarını çalın, elini öpün, bir halini hatırını sorun. Onların sizden beklediği ne lüks hediyeler ne de büyük vaatler; sadece sıcak bir tebessüm ve samimi bir "Nasılsın?".
Eğer onları ebediyete uğurladıysanız, hatıralarını sadece dijital albümlerde değil, dualarınızda yaşatın. Mezarlarını ziyaret edin, bir fatiha okuyun, topraklarını sulayın.
80'lerin nostaljisi güzeldir; ancak o günlerin cefasını çekip bugünlerimizi inşa eden anne-babalarımızın değeri her şeyden üstündür. Unutmayalım; yarın biz de ektiğimizi biçeceğiz. Çınarlarımıza sahip çıkalım, çünkü onların duası girmeden hiçbir hayat tam anlamıyla bereket bulmaz.
Mehmet TURA
Eğitim Yöneticisi