Tarihçi bilim insanı dediğin belgelere dayalı, duygusallıktan uzak, hakikati olduğu gibi aktarmalıdır. Muharrem Coşkun’ın yönettiği Akit tv’deki Kırmızı koltuk programına konuk olan Prof.Dr.Bekir Biçer hoca Kürt ve Kürdistan konusunda ezber bozan bir çalışma ortaya koydu.
Çorum’un Elvan Çelebi ilçesinde doğan, İlk, orta ve liseyi orada okuyan. Kendi ifadesiyle Türk olan ama Türkçü olmayan, İmam-Hatip mezunu olan İmam Hatipçi olmayan, Gazi Tarih mezunu Bekir Biçer hoca, Kürt ve Kürdistan meselesi üzerinde tarafsız, belgelere dayalı, akademik bir çalışma yapan ender bilim adamlarından biridir.
Kürt ve Kürdistan meselesini dert edinmiş insanlar için bilimsel kaynaklar/eserler ortaya koymuş, artık ezbere, yuvarlak konuşmaya gerek kalmadı. Bu emeğinden dolayı kendisine müteşekkirim, Allah kendisinden razı olsun diyorum.
Gelin beraber bu konudaki çalışmalarından faydalanalım. Diyorki;
“Kürt tarihi üzerinde çalışma yapıp ceza almayan, terfi eden tek kişi benim. Ben belgelere dayalı, akademik araştırmanın disiplin ölçülerinde çalıştığım için maalesef bazı Kürtler ve Türkler çalışmalarımdan memnun değiller.
Akademi dünyası Kürtleri ihmal etti, yazık oldu.Dünyada bir çok akademisyen Kürtler üzerinde çalışırken bizim bu sahayı boş bırakmamız doğru olur mu? Bu alanda çalışanların az olması benim işimi kolaylaştırdı. Kürt coğrafyasını çok gezdim.
Abdulhalik Çay ile İsmail Beşikçi arasında bir ortada duruyorum. Çay’ın olumsuzlukta, Beşikçi de Kürtlerin lehine aşırı anlatımları akademik çalışmalarına gölge düşürüyor. Hele ki Abdulhalik Çay’ın çalışması bir akademisyene hiç yakıştıramıyorum.
Kürtleri ilk olarak Evliya Çelebi birçok yerleşim birimini sayıyor ve “buralarda Kürt ve Şafii bir halk yaşıyor” diyor. Var olan bazı belgeleri örtbas ederek bir halkı inkâr etmek ahlaki değil.
14.yy'da Kürdistan eyaleti kuruluyor. Bu eyaletin başkenti Bahar olan 16 şehri var. Cihan Piyade olduğu Selçuklu zamanında Kürdistan eyaletinin kurulduğunu belgelere dayalı makalesine yazmış, bu çalışmasından dolayı kendisine teşekkür ediyorum.
Kanuni muhatabına mektup gönderirken 32 bölgenin/halkın ismini sayarken “ben ki… Kürdistan’ın sultanı” diyor.
Mustafa Kemal’in yazışmalarında Kürt ve Kürdistan kavramları geçiyor. Coğrafya kitaplarında yazıyor, ancak 1928 yılı ve sonrasında siyasi gerekçeyle artık kitaplardan çıkarılıyor.
Abdulhamit zamanında haritalarda yay şeklinde “Kürdistan” yazıyordu. Sonra o haritayı yasaklıyoruz.
Tarih kitaplarında “Arz-ı ekrad” olarak geçiyor. “Kürtabad” olarak geçiyor.
Bazıları diyor ki, Kürdistan kavramı dışarıdan gelen ithal bir kavramdır, bu tamamen yanlış, tam tersine batılılar Kürdistan kavramını Müslümanlardan alıp kullanıyorlar. Ama tabi bu günkü siyasi anlamda hiç kullanılmamış, cumhuriyetin ilk yıllarında Şerefhanoğulları bu manada kullanmış, o kadar.
Bazı Kürt araştırmacılar Kürt hükümdarlarının yönettiği birimlere de devlet diyerek bu kadar Kürt devleti kurulmuş diyorlar, bu yanlış bir şeydir. Evet üç beş tane Kürt devleti kurulmuş; Mervaniler, Hazneviler, Revadiler, Şeddadiler ..gibi. Mesela Selahaddin-i Eyyubi’nin başında olduğu devlete Kürt devleti demek doğru değildir.
Müslümanlar Hz.Ömer(ra) döneminde Müslüman olmuşlar.
Türkiye Cumhuriyeti Kürtleri tanımadı, halbuki dünya Kürtleri çalışıyor/çalışıyordu.
Kürt-Türk iş birliği Selçuklular zamanında oluyor. Evet bin yıllık beraberliğimiz var, iki taraf da Müslüman olduktan sonra birlikte hareket ediyorlar. Maalesef, yıllardır Kürt-Türk çalışmasını akademik dünya ihmal etti.
Bu bin yıllık beraberliği ele alacak çalıştaylar, paneller, sempozyumlar yazmak lazım. Kardeşlik palavra ile olmaz ki.
Bugün bazı Kürtlerin Hz.Ömer’i(ra), onun zamanındaki İslami fetihleri kast ederek Arap çapulcuları diye nitelemeleri yanlış.
Eyyubiler dağıldıktan sonra Kürtler Mirlik olarak yaşıyorlar. Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki mükavele Kürtler ile ittifak değil iltihak ediyorlar. 300 yıl Kürtler Mirlik olarak yönetiliyor, II. Mahmud Kürt Mirlikleri kaldırınca Kürtler ve Osmanlı arasında sıkıntı oradan başladı. Mirlerin yerini Kürt Halidi Şeyhleri doldurdu. Bu süreci bilmeyen Şeyh Said'in kıyamını anlaymaz.
Şeyh Said hareketi islami değerlerin cumhuriyetle birlikte kalkmasına karşı yapılan bir harekettir.
Osmanlı hüviyet cüzdanında Milleti Hiristyan, Milleti Ermeni, Milleti İslam olarak yazılıyormuş. Yani Kürt milleti, Türk Milleti, Arap milleti son yüzyılın kavramlarıdır.
Türkiye’nin kara sınırlarının tamamında Kürtler var ve Türkler ile Kürtler bir arada yaşamak durumundalar.
Bitlis Emiri İstanbul fethinde Fatih Sultan Mehmet’e takdir edici mektup gönderiyor.
Türkler Kürtleri tanımak istiyorlarsa Şemsettin Sami’nin Kürtlerle ilgili yazdığı 6 sayfalık bir makalesi var onu okusunlar, bir de Ziya Gökalp'ın Kürtler üzerinde yazdığı sosyolojik tetkikler, bu iki kaynağı okusunlar Kürtleri az çok tanıyacaklar, ama eğer daha fazla tanımak isterlerse İsmet Paşa’nın raporları var onları okusunlar.
Siyasal Kürt hareketi İstanbul’da başlıyor, ittihatçıların katkılarıyla.Buna daha çok Bedirhan ailesi bu uyanışa öncülük ediyor. Kürt milliyetçiliği ikinci meşrutiyet zamanında başlıyor.
Miktat Bedirhan, Kürt hareketlerinin öncülerinden
Seyit Abdulkadir Kürdistan devletinin kurulması için mücadele ediyor
Diğer Kürt hareketinin öncülerin de tamamı dış saldırılara karşı cepheye giderek Osmanlı’nın tarafında yer alıyorlar.
Mustafa Kemal siyasi bir deha her halka karşı sosyolojik hassasiyetlerine göre yaklaşmış, halkı İslam adına, hilafeti kurtarma adına insanları toparladı ve fırsat eline geçince gerçek şahsiyeti ortaya çıkıyor.
Selçuklu, Osmanlı ve İslam tarihçileri şöyle bir Kürt tarihini doğru düzgün yazsınlar, Cumhuriyet Tarihinde Mustafa Kemal’ın yazışmalarına baksın, Kürt kimdir? Anlaşılması için yeterlidir.” Dedi.
1,5 saatlik bir programda bu kadarını özetleyebildim. Kalın sağlıcakla.
Eyüphan Kaya
muslumandunya.com.tr Genel Yayın Yönetmeni