beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Namet Aktuz

facebook-paylas
Gönül Kitabını Okumak
Tarih: 12-07-2026 22:19:00 Güncelleme: 12-07-2026 22:19:00


Her insan bir kitaptır. İnsan kendini açıp okumalıdır. Ama bu kitap; kâğıdı ten, mürekkebi aşk, harfleri ise bizzat senin yaşadığın haller olan bir kitaptır. Dışarıdaki kitaplar sadece birer işaret fişeğidir; asıl yolculuk senin içindeki o "Oku" emrinin tecelli ettiği makamadır. İbn Arabi Hazretleri'nin eserlerinde (özellikle Füsûsu'l-Hikem ve Fütûhât-ı Mekkiyye şerhlerinde) bu yolculuğu ona nispet edilen meşhur sözü vardır: "Bütün yolculuk, kendinden kendinedir. Hakikat şudur ki; yol da sensin, yolcu da sensin, varılacak menzil de sensin." Kendinden kendine yapılan yolculukta, insanın kalbi bir ayna gibidir. Yolculuk başladığında ayna tozlu ve paslıdır; kişi sadece kendi benliğini (gölgesini) görür. Yolculuk ilerleyip ayna parladıkça, kişi aynada kendi suretinin ötesindeki asıl tecelliyi (Hakk'ı) görmeye başlar. Yani yolculuk yine aynı aynanın başındadır, ama görülen şey değişmiştir. Farklı bir bakış açısı yahut pencere açılmıştır. Dışarıdaki kitap sana sabrı tarif eder; gönül kitabı ise bizzat sabrettirir. Dışarıdaki kitap sana Allah’ın isimlerini öğretir; gönül kitabı ise o isimlerin sendeki veya alemdeki tecellisini seyrettirir.

Kitaplığını binlerce ciltle donatıp, kendi içindeki tek bir karanlık dehlize ışık tutamayan kişi bilgin değil, olsa olsa bilgi hamalıdır. O, sırtında koca bir medeniyetin yükünü taşır da, taşıdığı hakikatin kokusunu bir kez olsun içine çekemez. Bilgi vardır ama idrak yoktur. Satır aralarında adaleti ararken, bir yetimin başını okşayacak şefkati ıskalayanın bilgisi; ruhu aydınlatan bir meşale değil, zihne vurulmuş ağır bir prangadır.

İnsan, kendini okumadıkça kainatı sadece heceler. Gerçek ilim satırların arasında değil, senin o yorgun gönlünün kıvrımlarında gizlidir. Sen kendi gönül kitabını açıp okumadıkça, kâinatın sırlarını bilsen ne yazar? Eğer okuduğun Elif seni Elif gibi dimdik ve mütevazı yapmıyorsa, okuduğun Vav seni secdeye bükmüyorsa; o bilgi sadece zihninde bir gürültüdür. Gerçek ilim, insanı hem dimdik bir vakara hem de toprağa yakın bir mütevazılığa ulaştırır.

Kendi kendine ne çok duvar ördün değil mi? "Ben şuyum, ben buyum, benim doğrum budur" diyerek. Oysa o duvarlar senin zindanındır. Sen Rabbini kendi zannına hapsettin; O’nu sadece kitaplarda, sadece belli kalıplarda aradın. Ama O, ne kitaplara sığar ne de senin o daracık kalıplarına. "Ben ne yere sığarım, ne de göğe; ancak mümin kulumun kalbine sığarım." buyurmadı mı?

Şu aleme bir bak; herkes bir telaşta, herkes bir şeylerin peşinde koşup duruyor. Kimi cebini doldurma derdinde, kimi adını göklere yazdırma hayalinde, kimi ünlü olma derdinde. Hepsi bir arayış içinde. Oysa bakmayı bilirsen görürsün ki, bu koşturmacanın altında yatan tek bir gerçek var: Ruhun vatan özlemi. Biz asıl vatanımızı özlüyoruz. Bizler ezel alemine aitiz. Biz; sonsuz bir huzurun, tarif edilemez bir sevginin kucağından koptuk da düştük bu daracık dünya zindanına.

Ey Gönül! Bil ki bu âlemde her nefis bir gurbettedir ve her özlem, aslında asli vatanına olan o sonsuz huzura duyulan bir iştiyaktır. İnsan, eline aldığı satırları okuyup araştırmayı kendi aklının bir mahareti sansa da hakikatte onu bu arayışa iten kendi öz varlığının, ruhunun feryadıdır.

Burası bir gurbet, geçici bir durak. Fakat ne acıdır ki insan, bu durağın aldatıcı ışıklarına kanıp asıl varacağı menzili unutuyor. Ruhunu beslemek yerine, elindeki üç beş kuruşluk bilgiyi ve satırlardan devşirdiği birkaç cümleyi "oldum, tamamlandım" sanarak sırtına yük ediyor. Oysa bilmiyor ki; hazmedilmemiş, fiiliyata geçmemiş ve tevazuyla harmanlanmamış her bilgi ruhuna kanat değil, ayağına pranga oluyor. İnsan, heybesindeki yükle yükseldiğini sanırken, aslında o yükün ağırlığı altında kendi hakikatine gömülüyor.

Naçizane asıl boşluk; hakikati hiç aramayanların, madde dünyasının geçici parıltılarına aldanıp gidenlerin sinesinde gizlidir. Onlar, ruhlarındaki o dinmek bilmeyen sızıyı susturabilmek için dünyaya daha sıkı sarılırlar. Oysa dünyaya bel bağlamak, susuzluğu deniz suyuyla gidermeye çalışmaya benzer; içtikçe yakar, yaktıkça daha çok içme arzusu uyandırır. Doyurduğunu sandığı her an, aslında içteki yangını daha da harlamaktadır. İnsan, maddeyle avundukça susuzluğu dinmez; aksine, çölde serap peşinde koşan bir yolcu gibi asıl pınardan biraz daha uzaklaşır.

Hakikat yolcusu için "Oku" emri; kâğıttan ve mürekkepten ibaret olan kitaplara değil, bizzat kendi gönül kitabınadır. Zira dışarıdan alınan her bilgi eğer gönül süzgecinden geçip "hâl" olmamışsa, insanı ancak bir bilgi hamalı eyler. Nice bilgi sahibi vardır ki zihnindeki kavramlar arasında kaybolmuş, bildiğini tekrar eden bir papağan gibi hakikatten uzak düşmüştür. Oysa gerçek bilgelik; bildiğini unutup "hiçlik" makamına ermekten, kendi acziyetini derinden idrak etmekten doğar.

İnsanın bu dünyada neye meylinden hangi mertebede olduğu aşikârdır. Kimisi maddeye, makama ve şöhrete ram olur; zanneder ki bu geçici gölgeler ona ebedi saadeti getirecektir. Oysa Rahman’ın kelimeleri denizler mürekkep olsa tükenmezken, insanın kendi zannına hapsolup sınırlı bilgiyle kibre düşmesi ne hazin bir şeydir.Sen ey Gönül, isme bakma, isimlerin Sahibine bak. Yıldızın parlaklığına değil, o yıldızı ışıldatanın nuruna nazar et.

"Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; ancak kalplerinize ve amellerinize bakar." hadiste belirtildiği gibi: Senin bu dünyadaki kıymetin, neye hasret duyduğunla ölçülür. Eğer hasretin maddeye, makama, geçici heveslere ise değerin de onlar kadardır; bugün var, yarın yok. Ama eğer hasretin o sonsuz vuslata, o asli vatana, o "Gönül Sultanı"na ise; o zaman sen bu gurbette bir sultan gibisin demektir. Kısaca senin Allah’ın yanındaki değerini merak ediyorsan, O’na hayatında ne kadar yer verdiğine bak.

Unutma ki bütün yollar en nihayetinde O’na varır. Zaten bütün yollar O’na varır. Ancak mühim olan bu yolu bilinçle, aşkla ve gönül gözüyle yürüyebilmektir. Gönül aynanı silmeye, yontmaya, parlatmaya bak; üzerindeki o zan tozlarını, o bilgi kibrini, o dünya telaşını bir kenara at. Bak o zaman o aynada ne cevherler, ne sırlar göreceksin. Sen büyük bir kitapsın, yeter ki okumasını bil.

|Namet AKTUZ

 

 

 



Bu yazı 817 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI