Son yıllarda Mescid-i Haram'daki yoğunluğu yönetmek amacıyla Suudi Arabistan hükümeti tarafından uygulanan bir kural var:
Kâbe'nin çevresinde sadece kadınlar ve ihramlı erkekler tavaf edebilir. İhramı olmayan erkekler ise, Kâbe'nin civarında yapılmış olan tavaf katlarında gitmek zorundadır.
Peki ihram için ne gerekiyor?
Kişi, henüz Mekke’ye girmemiş ise, mikat mahalli olan belli yerlerden birinde niyet edip, ihramını giymesi ve telbiye getirerek Allah'ın evine gelmesi gerekir.
Ya bunu daha önceden yapmış, ihramdan çıkmış, oteline dönmüş ve daha sonra tekrar Kâbe'nin yakınında tavaf yapmak istiyorsa?
Bu durumda hükümetin koyduğu karar gereği mikat mahalline tekrar gidecek, rida ve izarina bürünüp öyle gelecek. "Yok efendim, ben eşofmanımla veya üstüm başımla girerim" diyorsa görevliler ensesinden tutup kapı önüne koyuyor.
Her derde ve her yerde hîleli bir çözüm bulmada ve insanları aldatarak işini kolayaca görme kabiliyetine sahip er kişi bu durumda ne yapıyor?
Otelinde ihramını giyip, neye niyet ediyorsa ediyor ve Kâbe'nin yanına sokuluyor.
Peki bu durumda, metafta ibadet gereği yüzünü açmak zorunda olan kadınların durumu ne oluyor? Zira farklı ülkelerden gelen kadınların bir kısmı özel hayatında peçeli veya yüzü yarım kapalı. Ama tavaf esnasında erkeklere rağmen yüzlerini açmak zorundalar. Çünkü, enselerinde nefeslerini duydukları bu "erkek kardeşleri" gözlerini haram bakışlardan korumaya ihramla birlikte niyet etmişler. Ancak yukarıdaki mevzubahis davranış halinde hüküm ne oluyor?
Fıkhi açıdan bu durumu "niyet" ve "Mikat" kuralları çerçevesinde analiz etmek gerekir.
Geleneksel fıkıhta ihram, sadece şekilsel bir kıyafet değil; niyet ve telbiye ile başlayan bir ibadet halidir.
1. Durum: Gerçekten Umre veya Nafile Tavaf Niyetiyle Giymek:
Eğer bir erkek, otel odasında ihramını giyer, usulüne uygun şekilde Umre yapmaya niyet eder ve Mikat sınırları dışına (Ten’im gibi) gidip niyetini pekiştirerek Kâbe’ye gelirse, bu kişi zaten ihramlıdır. Alt katta tavaf yapmasında hiçbir sakınca yoktur.
2. Durum: Sadece Alt Kata Girmek İçin İhram Giymek (Hileli Durum):
Bizim bahsettiğiniz ve "sahte ihram" olarak nitelendirilebilecek durum; kişinin aslında bir Umre niyeti olmadığı halde, sadece Kabe'nin yanındaki Metaf alanına (zemin kata) girebilmek için ihram kıyafetine bürünmesidir. Bu durumun hükmü şöyledir:
Şekli Hile ve Etik Boyutu: Eğer kişi ihramlı olmadığı halde ihramlı gibi davranarak görevlileri yanıltıyorsa, bu bir yalan beyan ve hiledir. İbadetin ruhu olan "sıdk" (doğruluk) ile bağdaşmaz.
İhram Yasakları: Kişi bu kıyafeti giyip "niyet ettim" dediği andan itibaren ihramlı sayılır. Eğer niyet etmeden sadece kıyafeti giymişse, fıkhî olarak "ihramlı" değildir ancak yalan söyleyerek bir düzeni ihlal etmektedir.
Kamu Düzeni ve Kul Hakkı: Kabe'deki bu kural, izdihamı önlemek ve gerçekten Umre yapanların (ihramlıların) ibadetini kolaylaştırmak için konulmuştur. Bu kuralı delmek, oradaki gerçek ihramlıların alanını daraltmak anlamına geldiği için kul hakkına girme riski taşır.
Bu hîleli durum karşısında, yüzünü açan kadınlar mı yoksa bu şekilde gelen erkekler mi daha çok vebaldedir?
Kadınların Durumu: Kadınların ihramdayken yüzlerini açmaları bizzat dinin emridir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ihramlı kadının yüzünü örtmesini yasaklamıştır. Dolayısıyla bir kadın, Allah’ın emrine uyduğu için asla vebal altında olmaz. Onlara bakıp günaha giren erkeklerin günahı tamamen kendilerinedir.
Hileli Erkeklerin Durumu: Kuralı aşmak için ihram kıyafetini bir "pasaport" veya "maske" gibi kullanan erkekler; hem yanıltma (yalan), hem kamu düzenini bozma hem de başkalarının hakkına girme ihtimali nedeniyle asıl vebal altında olan taraftır.
Hülasa, ibadet mekânlarında dürüstlük esastır. Kadınların yüzlerini açması bir ibadet gereğiyken, erkeklerin sadece yer avantajı sağlamak için ihram "taklidi" yapması fıkhen ve ahlâken sorunlu bir davranıştır.
Söz konusu bu "ihram şartı" sadece Umre yapanları korumak amaçlıdır.
Bu arada, Hac veya umre esnasında herkesin kalbi temiz ve şeytanı bağlı olsaydı bazı cürümler işlenmez, kavgalar olmaz, tavaf esnasında bile insanlar birbirini ezercesine, ibadet olmayan bazı hedeflere doğru koşmaz, dolambaçlı işlere girmezdi, değil mi?
Şeytanı tavafta görmek garip değil, çok mümkün!..
(çeşitli kaynaklardan istifade edilmiştir)