Yaklaşık iki aydır telefonumun interneti ağırlaştı.
Bir paylaşım yapacağım zaman, ekranın ortasındaki daire hipnoz yapar gibi döne döne bir hâl oluyordu.
Bir video mu izleyeceğim, yine aynı sorun. Beklemekten sıkılıp sayfadan çıkıyordum.
Sürekli wi-fi bağlantısı kesiliyordu.
İnternetin müşteri hizmetlerini aradık, şöyle böyle dediler ama sıkıntım devam edip gitti
Mobil internette sorun yoktu ama o da yetmemeye başladı.
Bu arada, dikkatimi bir şey çekti.
Evde bu problemi sadece ben yaşıyordum.
Bunun üzerine, çocuklar telefon ayarlarına yöneldi.
Değişen bir şey olmadı.
Biri dedi ki:
-Anne, senin bu telefon ölmüş. Yenisi lâzım.
-Ne ölmesi, oğlum? Daha dört yıllık. Bir yerinde çiziği bile yok.
Derken, diğer oğlan aldı. Baktı-etti, teşhis ve tedaviyi söyledi:
-Hafızası yetersiz geliyor. Çok fazla uygulama var onları silelim.
-Ama hepsi de bana lazım. Şununla şunu, bununla bunu yapıyorum.
-O zaman hafıza takalım, güçlensin. Bir de format atayım.
-Yani?!
-Fabrika ayarlarına dönecek. Aldığın ilk günkü gibi olacak. Kendinden olanlar kalacak, sonradan olan bütün uygulamalar, rehber dahil her şey silinecek.
-Haydaaa! Ben o kadar insanın numarasını tekrar nasıl yazacağım?
-G-mail hesabına yedek olarak göndereceğiz, sonra hepsini geri alacağız. Diğer hesaplarını da tek tek yeniden yükleyeceğiz.
Çaresiz kabul ettim. İşlemi başlattı.
Yarım saat sonra telefonda bana özel hiçbir şey kalmamıştı.
Sonra hafızayı güçlendirdi.
Sıra yeniden kuruluma geldi.
Önce rehber, sonra WhatsApp, Facebook, Instagram...
Rehberi yeniden düzenledim. Oraya da ben format attım. Vefat etmişleri hüzünle gömdüm, kim olduğunu hatırlayamadıklarımı sildim. Benim hafızamdan gittiklerine göre hayatımdan çıkalı epey olmuş demekki.
Arayan bulur, aranan bulur.
Zil sesleri bile orijinaldi.
Deneme amaçlı hemen bir video açtım. Anında görüntü akmaya başladı. Mesaj gönderdim, "trink" diye gitti. Paylaşım yaptım, yorum yazdım hiç beklemedi.
Ağzım açık kaldı. Olanları hayretle izledim.
Telefonum, sanki tevbe etmiş, kendine ağırlık yapan günahlarından arınmış ve yeniden doğmuş gibiydi.
Gayr-i ihtiyari ağzımda şu cümleler çıktı:
"Allah'ım! Bana da format at. Fabrika ayarlarıma geri dönmek istiyorum."
Öyle değil mi ama?!!
Günahlarımız, bize öyle ağır geliyor ki, yapmamız gerekenleri yapamıyor,
Olmamız gereken yerde olamıyoruz.
Sonradan edindiğimiz kötü alışkanlıklar, lüzumsuz işler ve faydasız arkadaşlarla hem hafızamız doldu hem bedenimiz yoruldu. Amel defterimizin sol tarafı kabardıkça kabardı.
Ciddi bir tevbe ile bu fazlalıklardan arınmalı, Allah Teala'nın; fıtratımıza uygun emirlerini yüklemeli, uygulamaya geçirmeliyiz. Rehberimiz, faydalı insanlardan olmalı.
Böylece, O'nunla aramızdaki çekim gücü artsın ve müslüman olarak daha işlevsel olalım, vazifelerimizi yerine getirelim.
Biz arındıkça gönül gözümüz açılsın, ilim ve hikmetle dolsun. Tüm âzâlarımız, bu nurdan nasiplensin.
Yoksa, kılıfımıza bakıp adam sanan, içimizdeki ağırlığı anlayınca başından atacak yer arayacak.
"Öldü" diye gömülmeden önce belki yapacağımız bir şeyler vardır.
Yaşıyorsak, bunu fırsat bilerek tevbe edelim. Kendimize format atmış oluruz.
Hülasa, fabrika ayarlarımıza dönmek imkânsız değil, sadece biraz zaman alır.