"Söz vardır baş keser, söz vardır savaş keser." Bu kadim atasözü, ağzımızdan çıkan tek bir cümlenin hayatımızı nasıl kökten değiştirebileceğini en veciz şekilde ifade eder.
Dünya hayatında hukuk, kelimeler üzerine inşa edilmiştir. Birbirine tamamen yabancı iki insan, sadece "aldım, kabul ettim" diyerek hukuki ve manevi bir bağ kurup aile olur; bir kağıda atılan tek bir imza sizi muazzam bir servetin sahibi yapabilir ya da büyük bir borç yükü altına sokabilir. Maddi dünyada durum böyleyken, manevi ve dini hayatta kelimelerin birer "anahtar" veya "kilit" olması kaçınılmazdır.
İslam inancına göre, bir kimse Kelime-i Şehadet getirerek bu kutlu daireye dahil olur. Bu kişi kırk yıllık bir putperest veya başka bir dinin mensubu olsa dahi, o an itibarıyla geçmişi silinir ve Müslüman olarak kabul edilir. Ancak giriş kapısı ne kadar netse, çıkış kapısı da o kadar hassastır.
Kırk yıllık bir Müslüman, inandığı değerleri bilerek inkâr eden, hafife alan veya kutsallarıyla alay eden bir söz sarf ettiğinde, farkında olmadan kendini İslam dairesinin dışında bulabilir.
Dinden çıkmaya sebep olan sözlerin (Elfaz-ı Küfür) söylenmesi, sadece bireysel bir günah değil, aynı zamanda medeni hukuku ilgilendiren sonuçlar doğurur:
Hanefi mezhebinin içtihadına göre, eşlerden birinin dinden çıkması (ridde), nikah akdini o anda fesheder. Bu kişi pişman olup tövbe etse ve şehadet getirse dahi, evliliğine devam edebilmesi için yeni bir nikah kıyılması şarttır. Şafii mezhebi ise daha müsamahalı bir kapı açarak; "iddet süresi" içinde tövbe edilirse eski nikahın geçerliliğini koruyacağını belirtir.
En sarsıcı sonuçlardan biri de şudur: Küfre düşen birinin geçmişte kazandığı sevaplar silinir. Eğer bu kişi daha önce Haccetmişse ve imana döndükten sonra maddi imkânı varsa, haccını iade etmesi gerekir. Çünkü o eski hesap, bilgisayardaki bir dosyanın silinmesi gibi tamamen yok olmuştur. İşlediği günahlar ise tövbe edilmedikçe dosyasında durmaya devam eder.
İnsanın ağzından çıkan her söz, kalpteki bir inkarın yansıması olmayabilir. Bazen "dil alışkanlığı" veya "cehalet" devreye girer. Alimlerin bu konudaki yaklaşımı şöyledir:
Eğer bir söz, inançsızlık maksadı gütmeden, cahillikten veya ağız alışkanlığıyla söylenmişse, bu büyük bir günahtır ve derhal tövbe gerektirir; ancak "tercih edilen görüşe göre" kişinin nikahı bozulmaz ve dinden çıkmış sayılmaz.
Ancak günümüz dünyasında bilgiye erişim bir tık uzağımızdayken "bilmiyordum" mazereti geçerliliğini yitirmektedir. Sadece yeni Müslüman olanlar veya ilme erişimi olmayan ücra yerlerdeki kişiler için "cehalet" bir özür sayılabilir. Diğerleri için bu durum, bilgiye erişme isteksizliğidir.
Toplumda "sözün nereye varacağı" düşünülmeden kullanılan bazı ifadeler akideyi zedelemektedir. Bunları şu şekilde kategorize etmek mümkündür:
- İlahilik Atfeden Sözler: "Allah baba", "Burası Allah'ın unuttuğu yer", "Ben bunun Allah'ını yaparım" gibi ifadeler Allah'ın zatına ve sıfatlarına yakışmayan, O'nu mahlukata benzeten çok tehlikeli sözlerdir.
- Kadere İsyan: "Zalim felek", "Kahpe kader" veya "Kader utansın" gibi sözler, aslında kainatın mutlak hakimi olan Allah'ın takdirine hakaret niteliği taşır.
- Şarkı Sözlerindeki "Mecazi" Şirk: Bazı sanatçıların eserlerinde geçen; "Bir sana taptım bir Tanrı'ya", "Secde ettim taparcasına", "Rabbim adaletin bu kadar mı?" veya "Cenneti değişmem saçının bir teline" gibi ifadeler, duygusal bir abartı gibi görünse de tevhid inancının temeline dinamit koyan, insanı şirke sürükleyebilecek beyanlardır.
Tüm bu açıklamalara rağmen, belirli bir sözü söyleyen kişiye doğrudan "kafir" demek doğru değildir. İslam alimleri "Elfaz-ı küfrü" (küfür sözlerini) belirlemişler ancak bunu söyleyen şahısları hemen damgalamamışlardır.
Bir insanın küfre düştüğüne ancak ilmi bir heyet karar verebilir. Kişi önce tövbeye davet edilir; inat eder ve reddederse o zaman hüküm verilir.
Netice itibarıyla; her Müslüman, ağzından çıkan kelimelerin birer "ateş parçası" olabileceğini bilmeli, dilini korumalı ve dînî hassasiyetlerini her türlü "mecaz" veya "edebiyatın" üstünde tutmalıdır.
Unutmamak gerekir ki; emekle örülen yılların birikimi, düşüncesizce söylenmiş tek bir cümle ile saniyeler içinde zayi olabilir.