Dua etmek başlı başına bir ibadettir.
Allah Teâlâ duaya üç şekilde icabet eder:
Ya kulun istediğinin aynısını verir,
Ya ondan daha hayırlısını nasip eder,
Yahut da dünyada hiç vermez; ahirette öyle güzel makamlarla mükâfatlandırır ki kul hayret eder ve:
“Yâ Rabbi! Ben bu makama ulaşmak için ne yaptım?” diye sorar.
Lütfu ve inayeti sonsuz olan Rabbimiz buyurur ki:
“Sen dünyada Bana şu şekilde dua etmiştin. Ben onu kabul etmemiştim. İşte o duana karşılık bunları verdim.”
Bunun üzerine kul sevinçle:
“Yâ Rabbi! Keşke dünyada hiçbir duam kabul olmasaydı!” der.
Demek ki er ya da geç, dilimizden çıkan hatta gönlümüzden geçen dualar mutlaka karşılık bulacaktır. Yeter ki dua etmekten vazgeçmeyelim. Allah, boyun bükerek, tevazu ile yapılan; hele ki gönülde hüzün, gözde yaş varsa edilen duayı sever.
O, kuluna karşı sağır değildir. Bilakis Semî’dir, her şeyi işitir. O aynı zamanda Samed’dir; hiçbir şeye muhtaç değildir ama bütün kullar O’na muhtaçtır. Hâl böyle olunca, tek ihtiyaç kapımız olan Rabbimiz; çok bağışlayan, nimetleri bolca veren ve kullarına lütfuyla muamele edendir. Dolayısıyla kul, Rabbinden istemekten asla vazgeçmemelidir.
Duanın makbul olduğu zamanlar:
Hüzünlü anlarda
Yağmur yağarken
Oruç açmadan önce
Seher vakitlerinde
Cuma günü
Misafirlikte iken
Hastalık hâlinde
Namaz sonlarında
Duası Makbul Kimseler
Anne ve baba (özellikle babanın duası)
Hocanın talebesine duası
Misafirin duası
Hastanın duası
Bir Müslümanın, din kardeşine gıyabında yaptığı dua
Mazlumun duası
Yolcunun duası
Peygamber Efendimiz (sav), mazlumun duası ile Allah arasında perde olmadığını bildirmiştir.
Dua da beddua da ok gibidir; hedefini bulur. Bu hem müjde hem de uyarıdır. Ağızdan çıkana dikkat etmek gerekir; söylenen söz dönüp sahibini de bulabilir.
Allah Teâlâ buyurur:
“Kullarım Sana Beni sorarlarsa, de ki: Ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiklerinde dua edenin duasına mutlaka icabet ederim.”
Bu, ilahî bir vaattir ve Allah vaadinden dönmez.
Peygamber Efendimiz (sav) de şöyle buyurur:
“Dua ederken çekinmeyin, bol bol isteyin. Çünkü istediğiniz hiçbir şey Allah’a zor gelmez.”
Dua ederken dikkat edilmesi gerekenler:
Dua ederken kesin bir dil kullanılmalı;
“Eğer istersen ver” yerine “Yâ Rabbi, bana ver” denmelidir.
Aşırı, gereksiz ve hikmetsiz isteklerden kaçınılmalıdır.
En güzeli, her şeyin hayırlısını istemektir. Çünkü bize hayır gibi görünen şer, şer gibi görünen ise hayır olabilir.
Nitekim Rabbimiz buyurur:
“İnsan, hayrı ister gibi şerri de ister.” (İsra/11)
Bazen bir şey için çok dua ederiz; fakat gerçekleşmeyince üzülürüz. Sonra öyle hâller yaşarız ki: “İyi ki o duam kabul olmamış!” deriz.
Özellikle evlilik, mal ve evlat konusunda sadece “hayırlısı” demek en güvenli yoldur.
Kur’an’da bizim için öğretilen pek çok dua vardır. “Rabbena…” diye başlayan dualar bunlardandır.
Örneğin: “Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle birlikte al.” (Âl-i İmran /193)
Peygamber Efendimizin duaları da çok kapsamlıdır:
“Allah’ım! Senden sağlık, afiyet, emanete riayet, iffet, güzel ahlâk ve kadere rıza diliyorum.”
Sahabeden İbn Mes’ud’un (ra) duası da şöyledir:
“Allah’ım! Senden sarsılmaz bir iman, tükenmez nimet, kesintisiz rızık ve cennetin en güzel yerinde Peygamberine komşu olmayı isterim.”
O buna layıktı ama biz de ümitle isteyebiliriz. Çünkü hiçbir şey Allah’a zor değildir.
Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız olan Rabbim; hayra vesile olacak dualarımızı kabul, hayallerimizi hayırlısıyla nasip eyle. Âmin.