Bugun...


Prof Dr Mirzahan Hızal

facebook-paylas
ZİKİR (1)
Tarih: 01-01-2026 20:30:00 Güncelleme: 01-01-2026 20:30:00



•   Alemleri  sonsuz bir  ilim,  hikmet  ve  kudret  ile  yaratan  Allah CC  için gizli  ile  aşikar,  gerçek  ile  görüntü  arasında  bir  fark  yoktur. “O  herşeyi  hakkıyla  işiten ve  bilendir.”(Şuara 220)  Ama  insanlar  için  böyle  değildir.  Son derece  sınırlı  olan  ilim  ve  kabiliyetleriyle çoğu  defa  gerçekle  görüntüyü  ayıredemezler.  Halbuki  biz  gerçek  olarak  bildiklerimizle  amel  etmek  zorundayız.  Dolayısıyla  bütün  mesele  bir  şeyin  Gerçek mi   yoksa  Görüntü  mü  olduğudur.  Özellikle  günümüzde  bir çok  yerde  gerçekler  değil  görüntü  ön  plandadır,   hatta  gerçeğin  yerini  almıştır.  Bu  ise  ilim  ve  hakikatın  değil   yalanın  ve  aldatmanın   hakim  olması  demektir.  Her şeyde  olduğu  gibi, zikrin de   gerçeği  ve   görüntüsü  vardır.  Bu  nedenle  değilmidir ki,  sadaka ve   zikrin  makbul   olanı  görülmeyen  ve  duyulmayanıdır.
 
•   Herhangi bir şeyi  yapmadan  önce  veya  yaparken,  onun  ne  olduğunu  bilmemiz  gerekmez mi?
Zikir  tam  olarak  ne demektir?   Kavram olarak  (istilȃh)  ve  kelime  olarak  ne  anlama gelir?
Lisan,  kelimeler  ve  beyan  Allah CC  ın  insanoğluna  lütfettiği  çok  büyük   nimetlerdir.  Bunlar  sayesinde    ilahi  hitap  ve  mesaja    nail  oluruz. 
 
•   Bu  itibarla  kelimelere   olduğundan  başka,     anlamını  saptırıcı,  eksik  veya  maksadını  aşan  manalar  vermek,  cehaletin ötesinde  çok  büyük  bir  kötülüktür.  Doğru  ve isabetli   anlam  vermek ise  ancak  ilim  ve  ahlȃkla  mümkündür.
 
Bir  mesaj   verildiği  orijinal  dilde   ne  ifade  ediyorsa   ona  sadık  kalmak,  sonradan  çeşitli  saikler  ve  maksatlarla   manayı  değiştirmek,  ilave  ve  çıkarmalar  yapmak  gelecek  nesillere  yapılan  asla  kabul  edilemez bir  ihanettir.   Dil  ve  tȃrih  ilmi   özellikle   bu  tür  sapmaları  önlemek  ve  gerçek  manayı  korumak  için  vardır.   Bu  yüzden   bir  milletin  dili  üzerinde  yapılan   değişiklikler   o  millete  yapılacak  en  büyük  ihanettir.
 
•    Özellikle  ilahi  mesajlar içeren  ifadelerde  orijinal  manaya  sadık  kalmak   çok  daha  önemlidir.
 
•   Bu  konuya  verilebilecek  çok  sayıda  örnek  vardır. Mesela   “Zikr,  zikretmek”  kelimesi  bir çok  yerde geçen  ve  çeşitli  anlamlara  gelen  bir  kelimedir.  Zikir, esas olarak   hatırlamak,  unutmamak,   anmak  gibi  manalara  gelir. İnsan,  unutkanlık  ile  malul  bir  varlık  olduğundan hatırlamak ve  zikretmek  yemek  içmek  kadar  lüzumludur.  Eğitim  ve  ilim,    öğrenmek  ve  unutmamaktır.
 
•    Her organın bir kulluk  görevi  ve   şekli vardır;  zikir,   kelime anlamıyla olduğu  kadar  hatta  ondan  daha   öncelikli  olarak,  Yaratıcıyı  unutmamak ve  O’ nun  rızasından  sapmamak  demektir. Zikretmeyen dil,  zikretmeyen el, ayak,  beyin,   görmeyen göz, işitmeyen kulak, tutmayan el gibidir. Nitekim bir hadiste, “Zikreden kimse ile zikretmeyen kimse diri ile ölü gibidir” denilmiştir (Buhârî, “Daʿavât”, 67).
 
•    Dil ile Allah’ı anmanın sesli ya da sessiz yapılması hususunda çeşitli rivayetler vardır. Kur’an’da Allah’ın içten yalvararak ve korkarak yüksek olmayan bir sesle tesbih edilmesi emredilmiş (el-A‘râf 7/205), Hz. Peygamber yüksek sesle tekbir getiren bir cemaati, “Siz ne sağıra sesleniyorsunuz ne de gāibe” sözleriyle uyarmıştır (Buhârî, “Daʿavât”, 50, 67; Müslim, “Ẕikir”, 44).
 
•   Ayrıca Allah’ı tesbih ve tâzime, hamd ve şükre dair sözleri söylemek dilin zikri, Allah’a inanmak, O’nun zât ve sıfatlarına delâlet eden  delilleri,  emir ve yasaklarının mâna ve hikmetlerini, yaratıklarının sırlarını düşünmek kalbin zikri, emredileni yerine getirip yasaklardan kaçınmak da organların zikri kabul edilmiştir. Hasan-ı Basrî hazretleri,  kimseye hissettirmeden Allah’ı anmanın sevabının çok büyük olacağını, ancak haram karşısında Allah’ı hatırlayıp haramdan kaçınmanın daha da üstün olduğunu belirtmiştir (Gazzâlî, I, 295). Halkı dine davet adına Allah’ı anma, dinini övme ve şeriat hükümlerinin güzelliklerinden söz etme de dilin zikri olarak kabul edilmektedir.   
    Hiç  konuşamayan,  dilsiz  bir  kimse   yaptığı  işlerde  Allaha CC  saygı  gösterip  rızasını  gözetse,  O nun  emir  ve  yasaklarına  uyma  konusunda  özen  gösterse, dili  olanlardan  daha mı  az  Allahı CC  zikretmiş  olur?
 
•   Yaptığı  işlerde  Allahı CC  hatırlamayan,  onun  emir  ve  yasaklarına  dikkat  etmeyen  bir  kimse,
kalbiyle  zikretmemiş   olacağından,  diliyle  yaptığı  zikirler  ne   kadar  anlam  taşır?



Bu yazı 21 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI