Bugun...


Prof Dr Mirzahan Hızal

facebook-paylas
Onların Anlayacağı Dilde
Tarih: 21-03-2025 16:37:00 Güncelleme: 21-03-2025 16:37:00


Şu  anda  öyle  bir  ortam  ortaya  çıkmıştır  ki,    İslamın  bayrağını  yeni  nesillere    devretmek  için  Müslüman  bilim  erbabı   ve   aydınları   İslam  inancının  temellerini   ve  mesajını   gençlere  onların  anlayacağı  dilde  anlatmaktan  başka   hiç  bir  çareleri  kalmamıştır.  Onların  anlayacağı  dilde!  Bu  ne  demektir?  Bu  pozitif  bilimler  diye  adlandırılan,  fizik,  matematik,  astronomi,   biyoloji, genetik  v.b    demektir.   Bu  bilimlerle  İslam inancı  arasında  hiçbir  çelişki  olmadığını,  olamayacağını   ortaya  koymaktır.   Örneğin  biz  Mir’ac  olayını,  Ashab-ı  Kehf   kıssasını,  cennet  ve  cehennemi   v.b    gençlere  nasıl  anlatacağız?  Nasıl  inandıracağız? “ İnanmazlarsa  inanmasınlar hepsi  cehenneme  gider ” kolaycılığı  ve  ucuzluğunu  tercih ederseniz?  Ya da,

Bir  taraftan  İslam  akıl  dinidir ,  akla  aykırı  hiçbir  şey  yoktur  derken,  diğer  taraftan da  bu  kıssalar   akılla  anlaşılamaz   aklınızı  kullanmayın,  hiç  düşünmeden  öylece  kabul  edin  derseniz,  sizi  çağdışı ,  dogmatik,   hurafeci,  bilim dışı   hatta  sahtekar  din  adamları  olarak  görmeleri  ve  yaftalamaları ile karşılaşırsınız. Yoksa,  boşverin   ister  inansınlar  ister  inanmasınlar,  bu  onların  sorunu  mu  diyeceğiz?  Hani  nerede  kaldı  tebliğ  ve  irşad?   Bu  gençler  Allah(CC)  yarattığı   insanlar  değil mi?   Müslüman  aydınların    işi  çok  zor  değil mi?   Evet,  günümüzde  modern  bilim  ve  teknoloji   karşısında   veya  yanında   İslam  inancını  anlatmak  ve  savunmak   o  kadar  kolay  değil.   Bu  müslüman aydınların  en  büyük  sınavıdır.   Artık   yüzlerce  yıl  önceki   yorum  ve  açıklamalar   gençlere  bir şey    ifade  etmiyor. “Bizim  gençlerimize  ediyor,  öteki  gençler  bizi  ilgilendirmez“  diyebilir misiniz?  Peygamberimiz  böyle mi  yaptı?  Biz  tarihin  derinliklerinde   saplanıp  kalmış  bir  toplum mu  olacağız?  Aynen  İslam  düşmanlarının,  ateist  ve  pozitivistlerin   iddia  ettikleri  gibi!  Hani  İslam   kıyamete  kadar   baki,  çağlar  ötesi  bir  mesaj    değil miydi?

 Bunun  hiç  kaçışı  yok  değerli  kardeşlerim.  Ya  İslamı  gençlere  onların  anlayacağı  dilde anlatacağız, ya  da  önümüzdeki  yüzyılda  İslam   birkaç   bin  kişinin   inandığı   büyücülük   kültü   gibi  bir  şey  olacak!.

Gerçekten mi?  elbetteki  hayır!   Allah(CC)  bu  mesajın  yok olmasına izin vermez,  bu  emanetin    sorumluluğunu  üstlenmeyen  bir  toplumu  yok  eder  yerine  başkasını  getirir.  Bu  yok  edilecek  toplum  biz   olmak  ister miyiz?  Günümüz  Müslümanlarının    gerileye  gerileye   teknik  olarak  ve  ahlaken,  siyaseten  çöküp  yok  olduklarını,   onların  yerine  İslam  güneşinin  mesela  Norveç  veya  japonyadan  doğduğunu   hayal  edebiliyor musunuz.   Böyle  bir  şey  olursa  bunun  sorumlusu  bizler  olmaz mıyız?

“Efendim,  Miraç,  Ashab-ı Kehf   kıssası,  Süleyman  Aleyhisselam ın   Saba  melikesinin  tahtını  göz açıp  kapayan  kadar   getirmesi   gibi  konular  pozitif  bilimlerle,   fizikle  falan  açıklanamaz.  O  yüzden   ya  fiziği, bilimi  inkar  edeceğiz,   ya  bu  kıssaları.”

 Birinci  şık  bizi  bilim  dışına   ve   hurafeye,  ikinci  şık  küfre  götürür.   Nasıl  çıkacağız  bu  ikilemden?

Aklınızı  kullanırsanız çok  kolay,  yeter ki  tefekkür  edelim.  Allah(CC)  ın  lütfettiği  ipe  sarılalım. 

Nasıl?

Efendim,  pozitif  bilim  dedikleri,  fizik,  kimya  v.s. , Miraç,  Ashab-ı Kehf, Saba  melikesinin  Tahtı, dünya  gezegeni,  güneş  sistemi,  galaksiler,  zaman  ve  mekan, İslam  inancı    v.s    hepsi  Allah(CC)  ın  Ol!  emriyle  yoktan  yarattığı  şeyler  değil midir?  

“ siz  alemde   bir  eksiklik  ve  hata  bulamazsınız “  ayetini  unuttuk mu?  Bütün  bunlar  arasında   herhangi bir    eksiklik  ve   uyuşmazlık  olması  tamamen  muhaldir.  Bizzat  Allah(CC)  inancına  aykırıdır.  Biz   yukarıda  neden  sadece  iki  şık  görelim  ve   ya  hurafeye  ya  küfre  ve   üçüncü  şık  olan   aklı  inkara  yönelelim?.

 İki  muhtemel  açıklama  vardır  ve  ikisi de  tamamen  bilimseldir,  ikisi de  tamamen  inanca  muvafıktır.

ATabiat  kanunlarını  yaratan  Allah(CC)  dilerse  bunları  bir  süreliğine  yürürlükten  kaldırabilir   ve  sonsuz  kudretiyle   bazı işleri  bu  kanunlar  olmadan da  gerçekleştirebilir. Bizler  gibi  Allah(CC)  inancı  başka binlerce  delil  ile  yerleşmiş   kişiler için  bu  hiç de   şaşılacak  bir  şey  değildir. Hatta  biz  bu  tür  mucizelere  şahit  olmasak da  inancımız çok  şükür   yerindedir.

Ancak  inanmayan  birisini  veya  kalbi  şüphelerle  dolu  bir  kişiyi    böyle  bir  açıklama  tatmin  ve  ikna  edemez.

BCenab-ı Hak,  yüce  kitabında “ size  ilimden  çok  az  bir şey  verilmiştir “ diye  bizleri  uyarıyor.   Az  ilim  demek,   birçok  şeyi  bilmiyoruz  ve  açıklayamıyoruz  demektir.  Yani  açıklayabildiğimiz  şeyler  ilmimizle  sınırlıdır.

 büyük  bir  düşünürün  şu  sözü  ne  kadar  manidardır

 “ bildiğim  bir  şey  varsa  o  da  hiçbir şey   bilmediğimdir! “

Örneğin  Fizik  bilimi  bundan  yaklaşık  80-100  sene  öncesine  kadar  ( Newton Fiziği )  maddenin  hareketleri  v.s  konusunda  hiç  tartışmasız   kesin  ve  doğru  kabul  edilirken   Yüzyılın  başlarında   bilim  adamlarınca   maddenin  yapısı,  atomlar,  atom  altı  parçacıklar,   bunların  davranış  ve  ilişkileri   konularında   yapılan  çalışmalar ( Kuantum Fiziği), Einstein’in  teorileri  önceki  fizik  yasaları  ve yapılan  açılamaların, hesapların   sadece  makro  düzeyde,   düşük  hızlarda  ve  yaklaşık  olarak   doğru  olduğunu, Atom,  atom  altı  parçacıklarda  ve   kuantum  düzeyinde  ise  tamamen   yanlış  ve  yetersiz  olduğunu  ortaya  çıkarmıştır.  Bilim  çevreleri ve  İnsanlar  önlerinde  açılan  bu  çok  büyük  ufuk  karşısında    büyük  bir  şaşkınlık  geçirmişler,  hala  bir çoğu  bu  şaşkınlığı    üzerlerinden  atamamışlarken, birkaç  yıl  önce   ve  bugün  kuantum  fiziğinin  de  pek  doğru  olmadığını   bir  çok  şeyin  anlaşılamadığını    ve  açıklanamadığını,  bu  konuda  da  ezberleri  bozan  keşiflerin  yapıldığı  ortaya  çıkmıştır.

 Mesela   kuantum  fiziğinde (Einstein, Max Planck   v.b )  açıklanan  meşhur  izafiyet  teorisi  ve   ışık   hızıyla  ilgili   hesaplar:

 ( insanoğlu  bu  bilgilerden   yola  çıkarak   Şeytanın da   yardımıyla  Atom  bombası  yapmış  ve  yüzbinlerce  insanı    saniyenin  binde  birinde  yok  etmeyi  başarmıştır (!) )    kainatta  hiçbir cisim  ve  etkinin   ışıktan   daha  hızla  gidemeyeceği   gibi  çok  temel  bir  kavram  ortaya  koymuşken,  bu  konudaki  en son   çalışmalar  ( İngiltere ,  Amerika ,  Çin )  ışıktan da  hızlı  giden  hatta  sonsuz  hıza  sahip  etkilerin de  var  olduğunu sadece   hesapla  değil  deneysel  yöntemlerle de  tesbit  etmiştir.   Bu   tür  deneyler  kapsamında (entangled  photon pair- dolaşık foton çifti)   aralarında  1500  km  bulunan  iki  noktada   aynı  anda  bilgi   ve  etki   taşınabildiği  gösterilmiştir.  Yani  daha  açık  söylemek  gerekirse   burada  bir  düğmeye  basıldığında 1500 km   veya  daha  fazla   uzaklıkta  bir  yerde   aynı  anda    ( zaman  farkı  ölçülememiştir.)   başka  bir  düğme  kapanıyor.  Belkısın  tahtının  göz açıp  kapayana  kadar,  veya  daha  çabuk,  binlerce  km  den  Hz. Süleyman (AS)  ın  önüne  gelmesine   ne  kadar  da  benziyor  değil mi?   Bu  gün  bir şeyin   ızık  hızından  daha  hızlı  gitmesi   konunun  uzmanı  olmayan  fizikçiler  için  dahi   mucizeden  farksızdır.

Buradan    mutlak  doğru  ve  şaşmaz  sanılan  Modern  Fiziğin de    bazı  olayları  açıklayamadığı  ve  mucize  olarak  görünen   olayları    açıklayamadığı  için    ateistlerin   bunları  uydurma  ve  hurafe  diye   yaftaladığı   ortaya  çıkmıyor mu?

Daha  kötüsü,  Müslümanların  bu  konuları  araştırıp  bilmedikleri  için   adeta  özür  dilercesine,    “ ne  yapalım  bizim  dinimizde  fiziğe  aykırı  şeyler  var  ama  bunları  düşünmeden  kabul  etmek  zorundayız,    bilim  ayrı  din  ayrı “  tarzında   ateistlerin  ekmeğine yağ  süren  görüşler  ileriye  sürmeleri değil midir?

Halbuki  söylememiz  gereken  şey   “sizin  mutlak  doğru  zannettiğiniz  bilgilerin   bazı  durumlarda   geçersiz  olduğu  bizzat   sizin  savunduğunuz  ve  güvendiğiniz  bilim  adamları  kanıtlamışken   nasıl  olurda   anlayamadığınız  olayları,  mucizeleri  inkar  ediyorsunuz?  Bilim,  anlamadığını  inkar  etmek  midir?  “   olmalı   değil midir?  işte  bunu  gençlere  anlatabilirsiniz!

Cuma gününüz hayırlı ve bereketli olsun

Mirzahan Hızal



Bu yazı 24 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI