beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Prof Dr Mirzahan Hızal

facebook-paylas
DÜŞÜNMEMEK
Tarih: 19-03-2026 21:35:00 Güncelleme: 19-03-2026 21:35:00


   Düşünmemek   tehlikeli  bir  davranış  bozukluğudur.   Zararlı  alışkanlıktır.  Tabii ki    düşünmeyenler  bu  tehlikeyi  göremezler.  Aynen  akıl hastasının  kendisinin  hasta  olduğunu  bilmemesi gibi.

   Düşünmemek  basit  bir  yetersizlik  değil   ilk bakışta  görülemeyen  çok    vahim  sonuçlara  yol  açan   pasif  bir  saldırıdır.  Ters  bir  “felix culpa” dır,   mutlu  cinayettir.

  Bir  insan  hiç  düşünmeden,  hiç  bir  şeyi  dert etmeden  ömrünü   mutlu  bir  şekilde  geçirse  büyük  bir  ihtimalle    cehenneme  gider.  Sınavda  hiç  bir  şey  yapmadan  oturan  veya  gülümseyerek   kağıdına    şiir  yazan   öğrenci  başarılı  olabilir mi?

  Düşünmeyenler,  düşünemez  hale  gelirler.  Her  organ  gibi  beyin  de  kullanılmazsa,  gelişemez,  küçülür  ve   zamanla   dümura  uğrar.

  Düşünmemek,  anlamayı,   farketmeyi,  sorgulamayı,  hak  ile  batılı,   doğru  ile  yanlışı  ayırt etmeyi,   hakkı     savunmayı,   haksızlığa  karşı  çıkmayı   engeller,  insanı  insanlıktan  uzaklaştırır.

    Düşünmeyenler  üretemezler,  tüketirler,  başkalarına  yük olurlar.

    En   zararlı  eğitim   düşünmesini  öğretmeyen  eğitimdir.

     Talebelerine,  bağlılarına   düşünmeyi  yasaklayan  Hoca  katildir.  İlim  katili.

    Bilgi ile ilim arasındaki fark  düşüncedir.  Ham  kereste  ile  mobilya  arasındaki  fark  gibidir.  Bilgili    ile  Âlim arasındaki farktır.  Tefekkürdür.  Düşünmemek  cehaletin   anasıdır. Düşünmeyen insan  bilgiyi   işleyip  faydalı  ilim  haline  getiremez, ne  kadar  çok  bilgi  edinirse  edinsin   cahil  kalır.  Bilgi  onun  için  bir  nimet  olmaktan  çıkıp,  hesabını  veremeyeceği  bir  vebal,  bir  musibet  haline  gelir.

Düşünmeyenler tedbir alamazlar. Halbuki  hayat tedbirdir. Tedbirsizlik ve dikkatsizlik çok  ciddi  bir  suçtur.

  Düşünmemek   gaflet  ve  cehalettir.  Hakikatler  gözle  değil,  düşünce  ile  görülür. Düşünmeyenler  bakar - kör  gibidirler.
 
“ Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.”  (Araf suresi, 179)
 
  Bütün  bunlardan  çok  daha  kötüsü  var.   Düşünmeyen,   düşünemeyenler   mȃnȃyı  idrak  edemez,  mȃnȃdan  uzaklaşır,  maddeye,  şekillere  yoğunlaşır,  şekle  indirger,   muhtevȃya  değil  mahfazaya,   gerçeğe  değil  görüntüye  bakar,  araçları  amaç,  vȃsıtaları  meşru  yapar,    kavramları,  olayları  ve  kişileri  sembolize  eder, kutsallaştırır, ilah  edinir,  putlaştırır,  şirke  doğru  gider.    Bağımsız  düşünme  yeteneğini  kaybeder, sürü  psikolojisi  ile  hareket  eder. Koyunlaşır.  Herkes  ne  yapıyorsa  o da  aynısını  yapar.   Milyonlarcasını  bir   mason   sahte  hoca   peşine  takar.  Milyonlarcasını  bir    yalancı  aldatır.   Düşünmeyenler  hiçbir  yenilik  yapamaz,  hiçbir  şeyi  geliştiremez.  500  yıl  sonra  hala  aynı  yerdedir, 500  yılda  ilime  hiçbir  katkıda  bulunmamıştır. 

   Düşünmeyenler  İbadetlerinde  bile   samimiyetten  uzaklaşır,  kime  ve  neden  ibadet  ettiğini bilmez.    “içkiden sarhoşken  namaza yaklaşmaz”   ama  dünya  sevgisiyle  sarhoşken  yaklaşır. 
Okuduklarının  tersini  yapar,  münȃfıklaşır.   Kalbine  ve  zihnine    yerleştiremediği  bilgi  ve  hikmetleri  fiillerine  yansıtamaz,   kağıtlara  yazar,  duvara  asar  hatta  küçük  kağıtlara   yazar,  boynuna  asar. Kaynatıp  suyunu  içer.  Yazılara,   mürekkebe,  kağıda,  söze,  sese,  suya  kutsallık  atfeder,  hatta  daha  da  ileri  gider,  bunları  söyleyen,  yapan  insanlarda,  söylenen  mekanlarda,  eşyada,  taşlarda,  resimlerde  v.b   kutsallık    vehmeder,   onlara  saygı  gösterir, onların  bir  takım  güçleri  olduğuna   inanmaya  başlar,  şirke,  putperestliğe  başlar.  Aynı  şekilde  dünya  makam  ve  mevkilerine,  buralara  gelen  insanlara    tapmaya  başlar. Muhakeme  ve  idrak  eksikliğini  putlarla  kapatmaya  çalışır.
Bu  yüzden  Alemlerin  Rabbi CC,  düşünmeye  ve  düşünceye,  tefekküre  çok  önem vermiş,  insanlara,  ayetleri,  olayların  ve  eşyanın  hikmetleri   üzerinde  dikkatle   ve  samimiyetle  düşünmelerini  emretmiştir.
 
“Göklerde ve yerde Allah’ın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren öyle deliller var ki! Onlar, bu delillerle sürekli iç içe, yan yana bulunurlar, fakat üzerinde hiç düşünmeden tam bir aldırmazlık içinde onlardan yüz çevirirler!” (Yûsuf 12/105)
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sahipleri için pek çok delil ve ibretler vardır.”   (Âl-i İmrân Suresi 190.)

 Allah Resûlü (s.a.s.):

«–Allah’a çok şükreden bir kul olmayayım mı? Vallahi bu gece bana öyle âyetler indirildi ki, onları okuyup da üzerinde derin ve sistemli bir şekilde düşünmeyenlere yazıklar olsun!»  karşılığını verdi ve Âl-i İmrân sûresi 190-191. âyetleri okudu. (İbn Hibbân, es-Sahîh, II, 386)

Bugün  hala  Astronominin  faydasız  ve  gereksiz  bir  zaman  kaybı  olduğunu  söyleyen  Hocalar (!)   ve  onlara  ses  çıkarmayan  başka  Hocalar (!) vardır.

   Tarihteki   bütün   sapmalar  ve  putperestlikler  böyle  başlamıştır. Putlara  tapmak  insanın  en  büyük  tökezleyişi  ve  en  çok  tekrarladığı  aldanışıdır.   Taptığı  şeyler  hakkında    tamamen  yanılmıştır.   İnsan  tabiatında  bulunan takdir,  sevgi,  saygı,  korku  ve  hayranlık  hisleri  şeytanın    en  çok  kullandığı  araçlarıdır.  Cahil  insanlar, düşünmedikleri  ve  akıllarını  kullanamadıklarından  bu  duygularını  kontrol  edemezler,   ölçüyü  kaçırırlar.  Bunları  Şeytan  kullanır.   Bu  yüzden  Yaratıcı,   insanlar   için  tevhide en büyük  önemi  vermiş,   Zatından  başka,  büyük,  güçlü, koruyucu,  yardımcı,  gerçek  sevgi,    saygı,   övgü,  sakınma  ve   kulluğa  layık  hiç  bir  varlık  olmadığını  insanlara   çok  açık  şekilde  ve  kuvvetle  bildirmiştir.

“Allah'ın dışında taptıklarınızın ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.”(Araf, 197)



Bu yazı 5 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI