beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Nihat Güç

facebook-paylas
İsrail-ABD, İran Ve Biz
Tarih: 10-03-2026 08:42:00 Güncelleme: 10-03-2026 08:42:00


Bir haftadır İsrail ve eli silahlı eşkıya ABD, İran’a var gücüyle saldırıyor. İran, elinden geldiği kadarıyla da cevap vermeye çalışıyor. İsrail hiç olmadığı kadar zor duruma düştüğünü görüyoruz. Zor duruma düşmeseydi Epstein dosyalarıyla ABD’yi yanına çekmeye çalışmazdı. Üçüncü dünya savaşının başladığını söyleyebilirim. Dünya ticareti dar boğaza girdi, güvenlik sıfır, insanlar diken üstünde. İran’ın verdiği silahlı cevaplar, ABD’nin karakol görevini üstlenen civar ülkelerine rağmen başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

İran’ın hatası yok mu? Elbette var, elbette yanlışları çok. İslam âleminden aldıkları, verdiklerinden çok daha fazla olduğunu söyleyebilirim. Ancak söz konusu ABD ve İsrail olunca İran’ın safında durmamızın gerekliliğini bilmem söylemeye gerek var mı?

Bu savaş sadece İsrail ve İran savaşı değildir. Bu savaş Ümmetin mazlumu Filistin ve İsrail savaşıdır. İsrail bu savaşla, İran’ın Gazze’ye yaptığı yardımlarının ulaşmasını engellemek adına giriştiğini de hatırlatmak istiyorum.

Bu savaş yıllardır dünyanın gözü önünde Gazze’de masum insanların üzerine akıtılan ateşin, civar ülkelerin üzerine de sıçradığını görmek durumundayız. Gazze’de yıllardır yanan bu ateş, durdurmaya gücü yettiği halde söndürmeye çalışmayan, yardıma koşmayan herkesi yakacak gibi görünüyor. İnşaAllah harlanan bu ateşte masum insanlar da yanmaz. Ancak Sünnetüllah’ın her zaman işlediği gibi şimdi de işleyecektir: “Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.” (Enfal/25)

ABD ve Siyonist İsrail içten müdahale ettiği, sevk ve idare ettiği, kanun ve kurallarını çıkarına uygun olarak düzenlediği hatta üs kurarak içeriye elini kolunu sallayarak girdiği ve hemen her masanın başköşesini kaptığı bir ülkede silah kullanmayı gerekli görmesi akla ziyan olacaktır. Bu vesileyle yaptıklarına karşılık kimseden gık çıkmasına tahammülü etmediğini de ispatlamak istiyordur. İran’a saldırmakla azı dişlerini gösterdiğini söyleyebiliriz. İran’a saldırmasının arkasında yatan diğer bir gerçek de çok yakın bir zamanda Ürdün ve Lübnan’ı kendi topraklarına ilhak ettiğinde kimsenin alkıştan başka bir ses çıkarmasını istemiyordur.

Gazze bağlamında sürekli dile getirdiğimiz boykotu, sadece eşya ile yani nesneler ile sınırlı kalması gereken sıradan bir eylem olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. Siyonist İsrail’i, eli kanlı ABD’yi, bunlarla iş tutan devletleri ve şirketleri, onlar adına silah kullanarak efelenen örgütleri de boykot etmemiz gerektiğine inanıyorum. Askeri üs vererek ABD’yi Orta doğu’nun teröristi yapan, yardım eden ülkeleri de protesto etmemiz kaçınılmaz bir görevdir. Boykot, Müslüman’ın Müslümanca yaşamasıdır. Çünkü boykot; Yahudiler, Hristiyanlar, Ateistler, Müşrikler ve bilumum kâfirler ile iş tutan hemen herkesi yok saymak için yapılması gereken özel ve nadide bir eylemdir. Bu eylem herkese nasip olacak bir eylem olmadığını daha önce defaeten dile getirmiştim.

ABD’ye destek çıkan İran’ın komşu ülkelerine ve boykotu hafife alan insanlara baktığım vakit rezil insanlardan beklenen rezaletten başka bir şey olmadığını görüyorum. Konunun tam da burasında şu ayete kulak vermemiz gerekecektir. Anlayanlar için güzel bir ayet, güzel bir ifade, güzel bir irade… Mü’minlere yol ve yordam göstermekle kalmayan aynı zamanda kâfir ve münafıkları da çatlatan bir ayet olduğunu düşünüyorum. Keşke hayatımızda uygulayabilseydik: “Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” (Ahzap/48)

ABD’yi esir alan Siyonist İsrail; İran’a saldırmakla Orta doğu’da yer alan tüm ülkeleri boyunduruk altına almak istediğini ilan etmiş oldu. Epstein dosyalarıyla şahit olduğumuz üzere İsrail, kuyruğunu ele geçirdiği ABD’yi türuva atı olarak kullanmaktadır.

Terörist ABD ve arka bahçesi Siyonist Yahudi İsrail Devleti var oldukça dünyaya huzur da barış da mutluluk da gelmeyecektir. Çünkü eşkiyanın eline yetki, güç ve imkân verirseniz ya Trump olur meydana çıkar etrafı ateşe verir ya da Netenyahu olur Gazze’de taş üstünde taş bırakmaz ya da ikisi olur, el ele vererek dünyayi cehenneme çevirirler. Düşmanlarımızı daha iyi tanınmamız adına “Trump” diye yazılan bu yazıyı “Firavun”, “Netenyahu” diye yazılan bu yazıyı da “Nemrut” diye okumamız gerektiğini söylemek durumundayım.

Buradan yola çıkarak şunu hatırlatmakta fayda var. Şeytan; “Ben şeytanım, sizi kandırmaya, dinsizleştirmeye, hepinizi Allah’a asi kılarak kendim ile beraber cehenneme sevk ve idare etmeye geldim.” diyerek karşımıza çıkmayacaktır. ABD ve Siyonist İsrail de; “Ben Firavun’um, ben Nemrut’um çocuklarınızı boğazlamaya, ülkelerinizi parçalamaya, yeni icat ettiğimiz silahları üzerinizde denemeye, sistemlerinizi bozmaya; servetinize, mal varlığınıza, paranıza ve tarlanıza el koymaya, sizi ve kadınlarınızı köleleştirmeye geldim.” diyerek karşımıza çıkmayacaktır. Ya özgürlük müjdecisi olarak lanse edecekler kendilerini ya da demokrasi havarisi olarak cirit atacaklar.

Onların bir hesabı varsa iyi bilin ki Yüce Allah’ın da bir hesabı vardır. Bu devran böyle gitmeyecektir. Ancak sürekli içine düştüğümüz bir hatamız var. Bir yanlışa karşı çıkmak için başka bir yanlışa sarılıyoruz. Bu Müslümana yakışan bir durum değildir. Öyle işler yapalım ki kötülük işleyen muhataplarımız utansınlar.

“Hristiyan Amerikalılar, Yahudi İsrailliler kâfir mi?”

“Evet!”

O halde şu ayete kulak ver. Bu ayeti belle ve ezberle ve hayatında yansıt: “Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi.” (Hud/42) O halde ne olursa olsun biz, inkârcılar ile iş yapamayız ve onlar ile aynı safta yer alamayız.

İçinde debelenip durduğumuz hal-i pürmelalimizin sebebi entellektüel düşünemiyor, medeniyete sahip değiliz veya Avrupa tarzı yaşamıyoruz diye değil Müslümanca düşünemiyor ve Müslümanca davranmıyor olmamızdan kaynaklandığını söylemek istiyorum. Bunu kavramamız ve bellememiz gerekir. Biz istersek çıkış kapısını aralayabiliriz. Yeter ki arayalım...

Baksanıza adamlar bize “Müslüman” diye saldırıyorlar.

İran’ı takdir etmemiz lazım. ABD ve Siyonist İsrail ile giriştiği bu savaşta İran, çok ciddi bir stratejik hamle yaptı. İran civar ülkelerde var olan ABD'ye ait tüm üsleri vurmaya başladı. İran üsleri vurmakla kalmamalı aynı zamanda imha etmeli ki bir daha kurulmasın. “Düşmanımın dostu düşmandır.” hesabı. Savaşın başını her ne kadar ABD ve İsrail çekiyor olsa da toprak vererek üs kurdurtan, siyonist ve işgalci askerlerin nefes almasını sağlayan, lojistik destek vermek suretiyle yardımda bulunan her ülke bu savaşta büyük bir pay sahibidir. Şayet civar ülkeleri ABD ve İsrail’i sınır dışı edecek olsalar bu savaş bir gün bile sürmez. İt sürüsü gibi kuyruklarını kıstırıp çekip giderler.

Körfez ülkelerinin ferasetli(!) yönetici kadrosu küçük şeytan ABD ve büyük şeytan Siyonist İsrail'in arkasında imama uyarak namaz kılan insanların el pençe divan durdukları gibi el bağlayarak saf tuttular, sırayı bozmadan yan yana dizildiler. Yat denince yatıyorlar, kalk denince kalkıyorlar. Bremen mızıkacıları gibi aynı şarkıyı terennüm edip duruyorlar. Bu konuda tâlimleri, koordinasyonları ve kondisyonları da gayet iyi. Emir ve komuta eden ABD’nin önüne geçmedikleri gibi arkalarında da kalmıyorlar. Uygun adım ilerliyorlar.

İngiliz valiliğini hakkıyla yerine getiren körfez ülkelerinin liderleri sadece Allah’a secde etmeleri gerektiğini unutuyorlar galiba.

Geri kalmış toplumlarda sahip oldukları ve günlük dilde kullandıkları felsefenin bir numaralı konusunun ABD ve Avrupa’nın medeni olduğu iddiası yer almaktadır. Bu sadece bir iddiadan ibarettir. İran savaşında yüzlerce çocuğu öldürmekle işe başladılar. Buna Gazze’de çocuk bırakmadıklarını da ilave edebilirsiniz. Bu durum onların medeni(!) olduklarını değil canavar olduklarını, insanlıktan nasiplenmediklerini ispatlamak açısından da son derece yeterli bir delildir.

Unutmayın insanlık tarihinde Batı medeniyeti ya çocuk eti yiyerek hayatını idame ettirmiştir ya da çocuk öldürerek, kan ve göz yaşı dökerek var olduğunu ispatlamaya çalışmıştır.



Bu yazı 11 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI