beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Maksut

facebook-paylas
ÖZELEŞTİRİYİ ÖNCELLEMEK
Tarih: 12-02-2026 09:30:00 Güncelleme: 12-02-2026 09:30:00


Günümüzde Müslümanlar olarak yaşadığımız sorunlar karşısında çözümü sürekli siyasal bir dil kullanarak konuşuyoruz. Oturup kalkıp İslam’ın siyasallığını gündeme alıyoruz. Oysaki siyasallıktan öte bugün Müslümanların kendi inanç değerlerini sosyalleştirme problemi vardır. Sosyal programlarla, sosyal yapılarla kendi inanç ve ilkelerini sosyalleştiremeyenler siyasallıklarını hangi söylem ve yapılar üzerine oturtuyorlar. Sosyalleşme noktasındaki en büyük sorun, İslam’ı hareketin ideolojik sol formatlar gibi bir vakte kadar sürekli kapalı örgüt mantığına büründürülmesidir. Bir vakte kadar dedikleri o vakit Türkiye örneği başta olmak üzere birçok ülkede ister sistemlerden kaynaklı ister Müslümanların kendi iç sistemlerini kuramamaktan kaynaklı sıkıntılarından dolayı hiçbir zaman gelmemiştir. Oysaki tüm Risalet önderleri -bazı baskı dönemleri hariç- kendi dönemlerinde mesaj ve yapı olarak hiçbir zaman kapalı kalmamıştır. Vahyin gelişiyle birlikte vahye karşı olan tüm şahıslar vahyin mesajını da vahyin yapılanmasını da görüyordu. Bu anlamda İslami düşüncenin doğruluğunu mahzenlerde değil mahallelerde, kendi aramızda değil halkın arasında yaşayarak, yayarak insanları sosyal ve dinamik din olan İslam ile buluşturabiliriz. Müslümanlar olarak sürekli İslam sosyal bir dindir dedik fakat sosyal alanlarda genelde görülmedik. Yaşadığımız toplumun acı, sıkıntı ve sorunlarını konuşmadan, paylaşmadan, kuşanmadan toplumu kuşatamayız. Ali Şeriat’inin ifadesiyle “Soyut bir din algısı egemenlerin din anlayışıdır.”

 

Tevhidi Müslümanların sosyal hayatta olmaması insanları Müslümanların doğru mesajlarına bile mesafeli yaklaşmalarına sebep oluyor. Doğruların sosyal hayatta olmaması yanlışları güç veriyor. Vahyin doğrularını kendi yanlışlarıyla yalnızlaştıranlar, doğrularla da yalnızlıklarını meşrulaştırma gayreti içerisinde ya tarihe sığınarak ya da “zaten her vakit doğruların müntesipleri az olmuştur” gibi ifadelerle kendilerini temize çıkarmaktadırlar. Bu hal iyi bir hal değildir. Kendimizden başlamak üzere çok ciddi özeleştiri yapmamız gerekiyorken sürekli geçmişe sığınarak veya mazeretler üreterek sorunlarımızla yüzleşmiyoruz. Yüzleşmediğimiz her sorun maalesef tekrar tekrar yüreğimizi yakıyor; gelecek nesillerin yükümlülüklerini artırıyor. Müslümanlar olarak geçmişin mutluluğuna sığınmaktan kurtulup geleceğin zorluklarına atılmalıyız.

 

Yaşanan yanlışlar karşısında içimizdeki dünyayı düzenlemeden dışımızdaki dünyayı düzenlemek doğru bir kalkış noktası değildir. Hepimiz aziz İslam’ın muvaffakiyeti ve muzafferiyeti için özeleştiri yapmak zorundayız. Bunu yapmadan başka adresleri sorgulamak doğru sonuca götürmez. Yenilgilerimizin çoğu yanılgılarımızdandır. Müslümanlar olarak psikolojik yenilgi ve yılgınlık durumundan kurtulup cesur ve özgün başlangıçlar yapabilmemiz, mevcudiyetimizdeki yetenekleri geliştirip kapasitemizi harekete geçirmeliyiz. İmanımızı da öfkemizi de en güzel şekilde en güzel yöntemle ifade etmeliyiz. Akıl ve ahlakı birlikte kuşanmalıyız. Birbirimizi anlayamadığımız için gittikçe birbirimize yabancılaşıyor ve uzaklaşıyoruz. Rabbani bir yolu seçenler rahmani bir ilişki kurmakla sorumludurlar. Rabbani yolda rahmani ilişki kuramadığımız için birbirimize karşı sertleşiyoruz. Birbirimize kolay zulmettiğimiz için kolayca zulme uğruyoruz.

 

Müslümanlar olarak şunu bilmeliyiz ki biz sömürülmeye müsait olduğumuz için sömürüye uğruyoruz. Sömürülmeye müsait olma durumundan çıkmadan sömürenler bizden umut kesmeyecektir. En büyük sömürü ise fiziksel değil fikirsel olanıdır. Aslında işgalciler kadar korkak kimseler yoktur. Lakin işgale müsait olan zihinler, yürekler ve topraklarda kolay barınabilir işgalciler. Ve çoğu zaman korkaklıklarını mazlumların müsaitliğinden faydalanarak cesarete dönüştürürler. İşgale direnmenin en iyi yolu müsaitlikten kurtulmaktır...

Müslümanlar olarak varlığımızı binalarla, niceliklerle değil insanlarla ve niteliklerle hesaplamalıyız. Bugün en büyük problemimiz NITELIK problemidir. Bu anlamda yatırımları binalara değil insanlara yapmalı ve binaları insana İslam’ı anlamda hizmet ediyorsa anlamlı kılmalıyız. Yürekten sözcüklerle kalplere yatırım yapmalıyız. Anlık değil asırlık düşünebilmeliyiz. Sürekli kulluk ruhuyla hayatımızı hareketli kılmalıyız. Dinamik ve duyarlı bir dinin müntesipleri hareketli bir hayata talip olmalılardır. Hareketli hayatlardan dolayı uğradığımız hakaretler bizi yıldırmamalıdır. Azimden, ihlâstan, samimiyetten, her türlü pislikten arınmış bir ruh ve kalpten, kahramanlık duygusundan ve sağlam bir inançtan kaynaklanmayan bir mücadelenin başarı ile sonuçlanması düşünülemez. Bütün davalar; hiçbir şeyden korkmayan, uğruna canını, malını feda etmeye hazır olan inançlı, davasına bağlı, yolu sabit, görüşü kararlı, zorlukta sabırlı kişilerle ilerler. Böyle fedakâr insanlara sahip olan bir dava ile hedefe varılır…

Varlığımızı, düşüncelerimizi, inançlarımızı kısıtlayan güçlerle mücadele etmemiz kulluğumuzun bir gereği olmalıdır. İslam bir mücadele gerektirir. Mücadelesiz bir din inşa etmek isteyenler kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için böyle bir din tasarlıyor ve tasarıyı da insan hakları, demokrasi ve özgürlükler gibi okşayıcı kelimelerle gündemselleştirip dayatıyorlar. Bu anlamda kulluktan arınmış mücadelelerin süreç içerisinde ideolojik bir çatışmaya dönüştüğünü bilmeliyiz.

 

Müslümanlar geçmişi “inkâr” ile “tekrar” arasındaki uçlardan sakınmalı. Bugün kimi Müslümanlar geçmişini inkâr ederken kimisi sürekli geçmişi tekrar ediyor. Bize düşen davamızı inkâr ve tekrardan sakındırıp “ikrar” etmektir. Miadını doldurmuş kimi sorunların tartışmalarını yapmak yerine bugün elimizden kayan insanın kurtuluşu için neler yapmalıyız. Vahyin ilkeleriyle yenilenme bilinciyle sorunlara yeni çözümlemeler getirmeli, çabalar ortaya koymalıyız. Kopyacı ve taklitçi tarzlarla sayılar ve alanlar çoğaltılabilir fakat evrensel ve kalıcı mücadele bu tarzlarla verilemez.

Özne kılabilecek bilinçler inşa etmeliyiz. Nesne olacak zihinler her zaman işgal zeminine müsaittir. Özne olabilmenin yolu inanmak ve düşünmektir.

 

Müslümanlar istedikleri yönetim, yaşam ve geleceğin niteliklerine, hayız olmadan salt istemekle bir yere varılamayacağını bilmeliler. İstediğimiz geleceğin özelliklerini, kendimizde barındıramıyorsak samimiyetimizi sorgulamalıyız. Yaşadığımız zaman ve zeminde “İslami davet” için seferber olmayanların “İslami devlet” hayalleri rüyadan ibarettir. Davet çalışmalarımız insanın gerçekliğini ve güncelliğini ıskalamamalıdır. İslam anlatılırken insan unutulmamalıdır.

Zihin, yürek ve ilişkilerimizde ümmet olma olgunluğuna erişmediğimiz sürece ümmeti yakalayamayız. Ve ümmet tekliği değil birliği esas alarak okunulmalıdır. Ümmet; inanç, fikir ve eylemlerle yaşarken; taklitçilik, ümitsizlik ve ataletten dolayı yıkılır. Ümmet inşasında kendilerini sorumlu hissedenler ilk olarak kendisininde ümmetin bir ferdi olduğunu ve kendisinde başlaması gerektiğini idrak etmelidir. İslam; inanç ve eylemden oluşan büyük bir inkilabî hareketti. Yanlış insanların elinde güce ve kültüre dönüştükten sonra ise en kutsal maske oldu... Bu maskeliler bir müddet sonra putlaştı... İslami ilkeler çerçevesinde bu maskeli putları ifşa etmek için çok ciddi okumalıyız, düşünmeliyiz, üretmeliyiz.  Okuma, düşünme ve üretmenin sancısını çekmeyenler zulmün, cehaletin acısını çekmeye mahkûm olurlar.

Allah’ım; bizi söz erlerinden değil sözünün erlerinden kıl. Bizi yolunda düşünüp yoluna düşenlerden kıl. Bizi yolundan düşenlerden kılma. Aczimizi azmimizle yenebilmeyi lütfeyle...



Bu yazı 51 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI