beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Maksut

facebook-paylas
"ÖLMEK DEĞİL BOYUN EĞMEKTİR YENİLMEK."
Tarih: 14-01-2026 22:52:00 Güncelleme: 14-01-2026 23:29:00


"ABD emperyalizmine ve İsrail Siyonizm’ine karşı "Direnen İran İslam Cumhuriyeti’nin yanındayız.”  Kıvırmaya gerek yok. Emperyalizmin öncüsü ABD ve onun Ortadoğu’daki tüm pis işlerinin taşeronluğunu yapan (Almanya Başbakanı Friedrich Merz, G7 Zirvesi'nde: "İsrail, İran'da bizim pis işlerimizi yapıyor!") İsrail’e karşı duruş sergileyen, bedel ödeyen İran İslam Cumhuriyetindeki iç karışıklıklar gün geçtikçe küresel şer güçlerinin desteğiyle daha da ağırlaşıyor. Başta ABD ve İsrail olmak üzere birçok direniş karşıtı yapı, İran’daki eylemlerin ardında yine aynı ezberlere sarılıp elini ovuşturmaktadır.  Başta ABD’deki Şah Rıza Pehlevi Donald Trump'a seslenerek "Sayın Başkan, siz zaten barışa ve kötülükle mücadeleye adanmış bir insan olarak mirasınızı oluşturdunuz. Umarım İran'ı özgürleştirerek bu mirası kalıcı hale getirebiliriz, böylece biz ve siz İran'ı yeniden büyük bir ülke yapabiliriz. Bu konuda birlikte çalışalım. İlk fırsatta İran'a dönmeye hazırım" niyetini belirtmektedir. Özgürlük dedikleri de kölelikten başka bir şey değildir.

Düşmanın "ajanlarıyla, ajanslarıyla, ajandalarıyla" İran'a yönelik operasyonu inşallah başarısız olacaktır. Direnen cephe İran’ın düşmesi durumunda azgınlaşan ABD emperyalizmi daha da azgınlaşacaktır. Başta Filistin davamız daha da yaralı hale gelecektir. Zira sahada Hamas’a en büyük desteği İran İslam Cumhuriyeti ve onun desteklediği Yemen Ensarullah’ı, Lübnan Hizbullah’ı vermektedir. Zaten İran Filistin’e verdiği desteğin bedelini çok açık ödemektedir. Daha birkaç ay önce Filistin'e desteğinden ötürü ABD ve beslemesi İsrail saldırılarıyla yüzlerce İranlı öldürüldü. Şimdi aynı ABD ve İsrail "İran halkı" diyerek kurtarıcı rolüyle mesajlar veriyor. Necasetten necat (kurtarıcı) çıkmaz.

Yıllarca ambargoya alınanlar, bombalananlar "halk" değildir. Çünkü kendilerine karşı direnen herkes öldürülmesi gereken düşmanlar iken kendilerine yarayan herkes halktır, özgür bireylerdir, model insanlardır. Onların gözünde kendilerine itaat eden herkes insandır lakin kendilerine isyan eden herkes teröristtir. Ellerindeki güçle hiçbir hukuk, sınır, değer tanımadan senin hayatın üzerinde her türlü tasarrufu yapıyorlar. Terörün tanımını teröristler yapıyor, kanununu kanunsuzlar yazıyor. Tramp; “Beni hiçbir hukuk bağlayamaz. Beni aklım ve ahlakım bağlar.” diyerek adeta tanrısallığını ilan ediyor. Herkesi kendi yalanlarına, hesaplarına, çıkarlarına uyması için gözdağı veriyor. “Direnen herkes düşmandır, teröristtir” mantığıyla Latin Amerika’da, Ortadoğu’da ülkelerin yeraltı zenginliklerine çöküyor. Modern barbarlığını, modern hırsızlığıyla taçlandırıyor.

Zalimlerin ne yaptığını aklını, ruhunu, inancını kaybetmemiş herkes görüyor. Lakin ülkemizde birçok medya ajansı ABD‘nin ajansı gibi davranıyor. Yayınlarıyla, yaydıklarıyla, yaptıklarıyla ABD’nin algı operasyonu için yaydığı her türlü iddia ve habere mutlak doğruymuş gibi yaklaşıyor. Mücrimlerin haberlerine mutlaklık atfediyor. İran’a karşı çıkan yürüyüşleri felaket tellalı olarak paylaşan ajanslar; İran’ı desteklemek amacıyla milyonlarca kişinin yaptığı yürüyüşleri görmek istemiyor. İran aleyhine hareketliliği büyük heyecanlarla ve puntolarla paylaşanlar, ABD ve İsrail'le aynı heyecanı ve sevinci paylaşmaktan utanmalılar.

ABD ve İsrail her operasyon öncesi İran'da içeriyi karıştırır. Evet, İran'da ekonomik sıkıntılar var lakin yıllardır ambargoya uğrayan; ABD, İsrail gibi en azılı gibi düşmanla uğraşan bir devlette bunlar normal değil midir? Direnmenin bedeli değil midir? Onlarda direnmeyip teslim olsaydı bir BAE, bir Katar olmaz mıydı? İran’ı yoksul bırakan “İran halkını kurtarmak için” canhıraş olan batının ambargoları değil midir? Bırakın İran’a ambargo uygulamayı, İran’la ticaret yapanları dahi tehdit eden ABD emperyalizmi İran halkının yoksullaşmasının baş müsebbibidir. Politikaları bellidir: “Ambargo ve açlık ile halkın iradesini esir almak.”  ABD, İran halkının ekonomik sıkıntısını bahane ederek kendisine karşı direnen rejimi zayıflatmak istiyor. Yani ABD’nin derdi halkın ekonomik durumu değil rejimin ABD emperyalizmine karşı duruşudur. İran’ın diğer bölge devletleri gibi ABD hegemonyasına baş eğmemesi, sömürge olmayı ret etmesidir. 

ABD ile “Büyük İran söylemi” tamamen şeytanın dile gelmesidir. Lakin aklını şeytana verenler bu yalanlara iman ediyorlar. Irak, Libya, Afganistan’da ABD’nin ne yaptığını; Gazze’de nasıl bir katliam tablosu çizdiğini görmesine rağmen hala bunlara inanan zavallılar var.

Daha önce Mehsa Amini olayı üzerinden “kadın ve özgürlük” sloganlarıyla denenen oyunlar bu sefer “ekonomi” gibi herkesi etkileyen sebeplerle sahnededir. Amin Maalouf’un dediği gibi “etnik kıyımlar hep en güzel bahanelere sığınılarak gerçekleştirilir.” İşgalin dili hep aynıdır: ABD’nin 20 Mart 2003’te Irak’ı işgal ederken dünyaya pazarladığı “nükleer silah” yalanı ne kadar sahteyse, bugün Venezuela’ya yönelttiği “uyuşturucu devleti” bahanesi ne kadar gerçekten uzaksa, İran’a için ekranlara sunulan “ekonomi, insan hakları, özgürlükler” de o kadar sahtedir.

Küresel ekonomi ABD ve İsrail'in tekelindedir. Ve küreselleşen bir dünyada insanların algıları ve ihtiyaçları kolay bir şekilde manipüle edilmektedir. Sorun içsel midir dışsal mıdır tartışmaları da bu süreçte beyhudedir. Düşmanınız ABD ve İsrail ise iç ve dış birbirinden ayrılmayacak kadar grifttir. Küresel dünyada iç dış ayrımı artık mümkün değildir. Bu protestocuların hepsini düşmanlaştırmak doğru değilse de bu protestolar üzerinden İran'ın tamamını değerlendirmek de doğru değil. Mesela meydanlarda rejime karşı çıkanlar halk ise rejimi savunanlarda halktır. Ki bu protestocular halkın yüzde kaçını temsil eder. İran'la ilgili her olumsuzu medyanın da etkisiyle İran'ın tamamı imiş gibi göstermek doğru bir okuma biçimi değildir.

İran'ı eleştirmek ayrıdır eleştirilebilir zira hiçbir devlet kutsal değildir. Lakin İran'ı düşmanlaştırmak veya düşmanların bakışıyla bakmak,  tanımlarıyla tanımlamak, yargılarıyla yargılamak ahlaki değildir. Türkiye’deki bazı İslami kesimler sürekli İran karşıtlığı üzerinden İran'da siyasi istikrarsızlığı arzulamaları tam bir akıl tutulmasıdır. Bu arzunun gerçekleşmesi başta Türkiye olmak üzere hiçbir Müslüman coğrafyaya yarar getirmeyecektir.

Mesele yoksulluk ve zenginlik değil mesele onurlu yaşamak. ABD ve İsrail'in emellerine ekmek olmamak.  Bugün Ortadoğu'daki birçok ülkenin zenginliği var lakin onuru maalesef ayaklar altında.

ABD silahlarında politikalarında "Barış ve Kurtuluşu" arayan her halkın, her hareketin sonu kölelik, kan ve gözyaşı olmuştur. İnşallah yalanlarla, hilelerle, düşmanın nefesiyle şişirilen bu balon da patlayacaktır. Düşmanın "ajanlarıyla, ajanslarıyla, ajandalarıyla" İran'a yönelik operasyonuna karşı uyanık olmalıyız. Şeytanları taşlamak yerine Şeytanları alkışlamakla mümince bir iş yapılmış sayılmaz. Adorno’nun ifadesiyle “Hiçbir kötülük, kötülükten söz etmekle son bulmamıştır.” Bize düşen kötülüğün öncüsü olan ABD ve İsrail emperyalizmine karşı aynı safta durabilmektir. “ORTADOĞU’DA PUTLAR ve PUŞTLARLA” mücadele etmeliyiz.

Şehit Seyyid Kutub: “Amerika’dan nefret ediyorum ancak en çokta Amerika’nın vicdanına sığınan Müslümanlardan nefret ediyorum.”

 



Bu yazı 66 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI