beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...


Mehmet Maksut

facebook-paylas
İRAN'A YANLIŞ YERDEN BAKMAK
Tarih: 08-03-2026 05:13:00 Güncelleme: 08-03-2026 05:13:00


İran İslam Cumhuriyetine yönelik başlayan ABD ve İsrail saldırıları beraberinde bir çok tartışmaları getirdi. Bu anlamda İslam coğrafyalarının dağınıklığının sadece siyasi alanla sınırlı olmadığı aynı zamanda olayları okuma biçiminin de ne kadar dağınık olduğunu gösterdi. Bu yazımızda başta ulema olmak üzere Türkiye dış işleri bakanı hakan Fidanın beyanlarına bakacağız. 

El Ezher Şeyhi Ahmed et Tayyib:
"Arap ülkelerinin topraklarına yönelik saldırganlığı kınıyor, bölgedeki savaşın derhal sona ermesini talep ediyoruz."
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Karadaği: "Katar ve bölgedeki diğer ülkelerin maruz kaldığı bu kabul edilemez saldırılar, dinen haram kılınmış bir saldırganlıktır.  İzzet, hayır ve ıslah ülkesi Katar ile; emiriyle, hükümetiyle ve halkıyla beraberim."

Oysa vurulan Arap ülkelerinin toprağı değil ABD'nin işgalci üsleridir. Madem bu topraklar Arap ülkelerinin ise ABD elinde neden işgale zemin oluşturuyor.

Alim denilen insanların bu üslerin vurulmasını değil varlığını sorgulaması gerekmez mi? 
İmam Ebu Hanife derki: "Sultan'ın sofrasına oturan âlimin fetvasına itibar edilmez." 
Maalesef bazı alim denilen insanların saçma sapan yaklaşımlarını gördükçe sofraya bile oturtmayıp sadece kapı bekçiliği yaptıklarını üzülerek ifade etmeliyiz.

İLİM SAHİBİ OLMAKLA İZZET SAHİBİ OLMAK AYNI DEĞİLDİR. 

Hakan Fidan'ın "İran körfez ülkelerini hiçbir ayrım yapmaksızın vurması kabul edilemez" beyanı biraz da kendisini ABD ispatlama gayreti gibi duruyor. 

Zira İran körfezi bombalamıyor körfezde kendisini bombalamak için kurulan ABD üslerini bombalıyor. Düşmanına yardım ve yataklık eden bölgelerin vurulmasının neresi yanlıştır. Amerika okyanus ötesinde değil burnunun dibinde ise tabiki vuracak. 

Soruları doğru sormak lazım: 

Körfez ülkelerinin üsleri üzerinden ABD ve İsrail'in İran'ı vurması doğru mu? 
İsrail'e gönderilen füzelerin körfez ülkeleri tarafından düşürülmesi ve İsrail'in korunması kollanması doğru mu? 
Körfez ülkelerinde bu kadar askeri üssün İsrail'i korumak için kurulması doğru mu? 
Bugün İsrail'in güvenliği için İran'a karşı kullanılan bu üslerin yarın bir başka ülkeye saldırı için kullanılmamasının teminatı var mı? 

Yarın bu üsler üzerinden Allah muhafaza Türkiye saldırılar yapılsa aynı cümleleri kurarmıydınız?
Yıllarca Kuzey Irak'ta terör üslerini vurmanızdaki mantıkla İran'ın kendi ülkesine saldıran üsleri vurması arasında nasıl bir fark var?

Hakan Fidan aynı günlerde şöyle söylüyor: "İranlılar aslında Başkan Trump’ın karşı karşıya bulunduğu karar baskısını iyi okuyup onun eline daha önceden bir şey verselerdi İsrail’in baskısı bu kadar işe yaramayabilirdi!"
Mesela İran Başkan dediğiniz eşkıya Trump'a ne verseydi Trump memnun olurdu? 
Peki bu baskıları bertaraf etmek için bir şeyler verdiniz. Bu baskıların devamı gelmeyecek mi? Bunları bu kadar azdıran şey biraz da bizim verdiklerimiz değil mi?

Elinizi verince kolunuzu kaptırmayacağınızın garantisi var mı? 
ABD'nin Ortadoğu'daki varlığı ve Ortadoğu'nun mevcut hali birazda sizin dediğiniz gibi hep birşeyler vermenin sonucu değil mi? 

Aynı sebeblerde, aynı senaryolarda farklı sonuçlar çıkmayacağına göre neden hep verme üzerine siyasi pozisyon alınıyor. Bir kerede vermeyip topyekûn direnmek neden denenmiyor? 
Gazze, Rahip Brunson, Cemal Kaşıkçı, Mavi Marmara davası acaba bu siyasetin göstergesi olarak mı verildi? 
Peki sizin de içinde bulundugunuz Gazze'ye yönelik kurullarda Filistin adına sizden nice şeyler alınırken siz ne aldınız? 

Bugün İsrail'in başına düşen bombalar Kardeş ülke dediğiniz  Körfez ülkelerindeki ABD üslerinin vurulmasına bağlı değil mi? İsrail'e atılan her bomba önce kardeş ülkeler tarafından engellenmiyor mu?
Bazı dostlar kızacak lakin sürekli "Türkiye; bölgesinde büyüktür, güçlüdür, ümmetin son umudu ve adasıdır" gibi söylemlere uygun bir pozisyon sergilemiyor. Türkiye'nin söyleminin, özgül ağırlığının bu olmaması gerekiyor. Her seferinde sıra Türkiye'de deyip içeriyi konsolide edip dışarıya farklı bir pozisyonla yaklaşmak doğru değildir. 
Türkiye'nin bu duruşunu, ifadelerini eleştirmek asla düşmanı olmak değildir. Her eleştiriyi düşman olarak okumaktan vazgeçilmelidir. 

Bu ayeti topluca ne zaman anlayıp uygulayacağız: 
"Dinlerine (siyasetlerine, hesaplarına) uymadıkça yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır."
Bakara Süresi 120



Bu yazı 64 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI