Başarı Allah’tandır. Fakat bu başarıya ulaşmak, O’nun koyduğu ölçülere uymakla mümkündür. Hangi işi yaparsanız yapın; dininiz, diliniz, ırkınız, renginiz ne olursa olsun, eğer o işin kurallarına uyuyorsanız, bilgi ve beceriniz de varsa, şartlar uygunsa başarı kaçınılmazdır. Müslüman için bu başarıda Allah’ın yardımı da kaçınılmazdır.
SADAKAT NEDİR?
Sadakat, sağlam, güçlü ve içten bağlılık demektir. Müslüman, niyetinde, sözünde ve amelinde sadık olmalıdır:
Niyette sadakat: Niyet ettiği ameli yapmakta azimli ve kararlı olmasıdır.
Sözde sadakat: Doğru konuşmak ve verdiği sözü tutmaktır.
Amelde sadakat: Allah’a itaat etmek ve iman ettiği Rabbine verdiği sözde durmaktır.
Evlilikte eşler birbirlerine karşı sadakatle yükümlüdür. Sadakatin ihlali boşanma ve geçimsizlik sebeplerindendir.
İş hayatında da sadakat esastır. İşçinin iş sırlarını ifşa etmesi, sadakatsizliktir. Bu durum işveren için fesih ve tazminat sebebidir. Peygamberimiz (s.a.v):
“Bizi aldatan bizden değildir.” Buyurmuştur.
EMANET VE LİYAKAT
“Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ, 58)
Bu ayetin iniş sebebi, Peygamberimizin (s.a.v) Mekke’nin fethinde, Kâbe’nin anahtarını eski görevli Osman b. Talha’ya iade etmesiyle ilgilidir. Amcası Abbas bu görevi talep ettiğinde, Allah’tan gelen bu emir üzerine Efendimiz (s.a.v), akrabalığı değil; ehliyet ve liyakati esas almıştır.
EMANET ANLAYIŞI
Emanet; Allah’a, topluma ve kendimize karşı bir sorumluluktur:
Servet bir emanettir.
Sağlık bir emanettir.
Evlat, şöhret, devlet, makam, bilgi birer emanettir.
Bu emanetler ya ihanetle zayi edilir ya da sadakatle korunur. Peygamberimiz (s.a.v):
“İş, ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekle.” (Buhârî)
Mevdudî “İsrailoğulları’nın düştüğü en büyük hata, yetkiyi hep beceriksiz ve ehil olmayan kişilere vermeleriydi. Sonuç toplumun çöküşü oldu.”
EMANETİ EHLİNE VERMEMEK ÜÇ KEZ ZULÜMDÜR:
Emanetin kendisine,
Ehliyet sahibi olmayana,
Ehliyetli kişiye… Bu üçlü haksızlık, sahibini katmerli zalim yapar.
LİYAKATİN DÖRT ŞARTI
Allah’a karşı sorumluluk bilinci: Takva ve sadakat.
Kendisine karşı yeterlilik: Bilgi, beceri, karakter.
Emanete karşı meşruluk: Helal ve hakkaniyet.
Topluma karşı fayda: İnsanlığa hizmet.
LİYAKAT VE SADAKAT BİR ARADA OLMALI
Sadakat olmadan liyakat, kibir doğurur.
Liyakat olmadan sadakat, kör bağlılık üretir.
İkisi birlikte olursa adalet, güven, başarı ve huzur ortaya çıkar.
PEYGAMBERİMİZİN ÖLÇÜSÜ
“Emanete riayeti olmayanın imanı, ahdine sadık olmayanın dini yoktur.” (Ahmed b. Hanbel)
Sadakat ve liyakat ilkesinin hâkim olduğu toplumlarda:
Kaliteli ve güvenilir ürünler üretilir.
Adaletle yönetilen bir devlet düzeni kurulur.
Kamu kaynakları israf edilmez.
Tembellik ve dilencilik yerine çalışmak teşvik edilir.
Rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma sona erer.
Sevgi, saygı, kardeşlik ve güven ortamı oluşur.
SONUÇ: SADECE BİRİ YETMEZ!
Ne sadece sadakat, ne sadece liyakat yeterlidir.
Biri olmadan diğeri eksik kalır.
İkisi birlikte olmadığında hüsran, ihanet, yozlaşma ve gerilik kaçınılmaz olur.
DUAMIZ OLSUN:
Rabbim!
Fert, aile, toplum ve devlet olarak; yapacağımız her işte sadakat ve liyakat ölçülerine uymayı bizlere nasip eyle. Âmin.