Bir Çim Biçme Makinesinin Öğrettiği Büyük Ahlâk
Bazı anlar vardır; uzun vaazlardan, kalın kitaplardan, gür sesli nutuklardan daha tesirlidir. Bir söz değil, bir duruş; bir anlatı değil, bir ahlâk öğretir insana hakikati. İşte Amerika’da yaşanan ve dilden dile dolaşan bu hadise, tam da böyle bir andır. İslam’ı anlatan kelimelerle değil, İslam’ı yaşayan bir şahsiyetle karşılaşmanın hikâyesidir bu.
Vakarlı Bir Giriş, Sessiz Bir Davet
Bir alışveriş merkezinin sıradan kasasında, sıradan bir gün… Derken içeri tesettürüyle, vakarıyla, yorgun ama onurlu bir Müslüman hanım girer. Elinde ağır bir çim biçme makinesi. Ne bağırır, ne dikkat çekmeye çalışır. Gösterişsizdir ama iz bırakır. Çünkü tesettür yalnızca örtünmek değil; şahsiyeti, iffet ve vakar ile taşımaktır.
Helâl Hassasiyeti: Görülmeyen Ama Hissedilen İman
Hanım, kasiyere yaklaşır ve “Bu makinenin bedelini ödemek istiyorum” der. Oysa dün almıştır. Kimse fark etmemiştir. Kimsenin haberi yoktur. İşte tam bu noktada iman, kameraların olmadığı yerde konuşur. Çünkü helâl-haram hassasiyeti, yalnızca yakalanma korkusu değil, Allah’a hesap verme bilincidir. İki saatlik yol, işten alınan izin, taşınan ağır yük… Bunların hiçbiri onu durdurmaz. Çünkü parasını ödemediği bir şeyi kullanmayı imanına yakıştıramaz.
“It Is AMANA” – Bir Kelime, Bir Medeniyet
Kasiyerin şaşkın sorusu karşısında verdiği cevap kısa ama derindir:
“It is AMANA… Bu bir emanettir.” Emanet… Bu kelime İslam’da yalnızca eşya değildir. Can, mal, makam, zaman, yetki ve hatta ahlâkın kendisi emanettir. Müslüman, emanet bilinciyle yaşar. Çünkü bilir ki her emanet, sahibine iade edilecektir; ya dünyada ya ahirette.
Kul Hakkı: Sessiz Ama Ağır Bir Sorumluluk
Kadın, kasiyere kul hakkını anlatır. Helâli ve haramı…
Kul hakkı, affı en zor olan yüktür. İnsan hakkı ihlali, ibadetle örtülemez. İşte bu yüzden Müslüman, başkasına zarar vermeme konusunda son derece hassastır. Görülmese bile, bilinmese bile… Bu hassasiyet, İslam’ın sosyal hayattaki en güçlü tebliğ yöntemidir.
Tebliğin En Güçlü Hâli: Ahlâk
Mağaza müdürü, çalışanları toplar ve bu olayı anlatır. İnsanlar sorular sorar:
“İslam nedir?” “Bu ahlâk nereden gelir?”
Kadın cevap verir; özgüvenli ama kibirsiz, tevazu sahibi ama ezik olmayan bir duruşla. Ne üstünlük taslar ne kendini gizler. Çünkü iman, insana dengeli bir şahsiyet kazandırır.
Rıza Bilinci: Sevabı Gölgede Bırakmamak
Müdür, hayranlıkla çim biçme makinesini hediye etmek ister. Ama Müslüman Hanım reddeder. Sebep nettir: “Bunu Allah rızası için yaptım. Sevabını istiyorum.” İşte burası yazının kalbidir.
Çünkü samimiyet, karşılık beklememektir.
Çünkü fedakârlık, menfaatle kirlenmediğinde ibadettir.
Çünkü Allah rızası hedeflenmişse, dünya nimetleri gölge bile olmamalıdır.
Konuşan Müslümanlar Değil, Yaşayan Müslümanlar
Bu olay bize şunu haykırıyor:
İslam, anlatıldığında değil; yaşandığında ikna eder.
En güçlü davet, ahlâktır.
En etkili tebliğ, hal ile olandır.
Bugün dünya, çok konuşan Müslümanlardan yoruldu.
Ama bir emaneti yerine getirmek için dört saat yol giden bir Müslüman, binlerce kelimeden daha fazla şey anlatır.
Sonuç: Sessiz Bir Kadın, Gür Bir Hakikat
O gün orada bir vaiz yoktu.
Bir kürsü yoktu.
Ama İslam vardı.
Canlıydı.
Ayaktaydı.
İkna ediciydi.
Tesettür vardı; ama bezden ibaret değildi.
İffet vardı; ama yalnızca bedende değil, niyetteydi.
İman vardı; ama slogan değil, sorumluluktu.
Ve geriye şu hakikat kaldı:
İslam konuşulmak için değil, yaşanmak içindir.
DUA
Allah’ım!
Bizi konuşanlardan değil, yaşayanlardan eyle…
Emanete riayet eden, kul hakkından titreyen, Helâli az da olsa tercih eden, harama yaklaşmaktan haya eden kullarından eyle.
Kalplerimizi ihlâsla doldur, amellerimizi rızanla güzelleştir.
Tesettürümüzü edep, edebimizi şahsiyet, şahsiyetimizi imanla kemale erdir.
Bizi kibirden, gösterişten ve riya kokan hayırlardan muhafaza buyur.
Ya Rabbi!
İslam’ı sözlerimizle değil, ahlâkımızla anlatmayı nasip et.
İnsanların kalbine, senin dinini sevdiren duruşlar lütfet.
Yaptığımız her iyiliği yalnız Senin için yapmayı, Karşılığını yalnız Sen’den beklemeyi bize öğret. Bizleri emanet bilinciyle yaşayan, Hayatı bir imtihan, ahireti bir hedef bilen kullarından eyle.
Son nefesimizi imanla, hesabımızı kolay,Rızanı daim eyle Allah’ım.
Âmin.