HAYATI, MALI VE ZAMANI ALLAH YOLUNDA ADAMAK
İnsan bu dünyaya sadece yaşamak için değil, anlam katmak için gönderilmiştir. Bu anlamın en güçlü tezahürü ise infaktır. İnfak; sadece cebimizden çıkan para değildir. İnfak; bazen bir saatimiz, bazen bir tebessümümüz, bazen de gerektiğinde hayatımızdır.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe asla iyiliğe ulaşamazsınız.” (Âl-i İmrân, 92)
Demek ki gerçek iman, sadece sözde değil; fedakârlıkta, paylaşmada ve vazgeçebilmede kendini gösterir.
İnfakın Hakikati: Vermekle Azalmayan Zenginlik
İnfak eden kişi, aslında eksilmez; bilakis çoğalır. Çünkü veren el, alan elden üstündür. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurur: “Sadaka malı eksiltmez.”
Bu ne büyük müjdedir! İnsan, dünyalık hesabıyla verdiğinde azalacağını zanneder; oysa Allah hesabıyla verdiğinde bereket kapıları açılır. İnfak, malın zekâtı olduğu gibi kalbin de arınmasıdır. Cimrilik kalbi daraltır, infak ise genişletir.
Büyük âlimlerden İmam Gazali der ki: “Mal sevgisi kalpte kök saldıkça, Allah sevgisi orada barınamaz.” İşte infak, bu kökü söküp atmanın en güçlü yoludur.
Hayatı İnfak Etmek: En Büyük Teslimiyet
İnfak sadece maddi değildir. Bazen bir ömür adanır bu yola… Sahabe efendilerimiz bunun en güzel örneğidir. Onlar gerektiğinde mallarını değil, canlarını ortaya koymuşlardır.
Rabbimiz buyurur: “Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır…” (Tevbe, 111)
Bu ayet bize şunu öğretir:
Müminin en büyük sermayesi, Allah yolunda harcadığıdır.
Bir insan düşünün ki zamanını hayra veriyor, bilgisini insanlara aktarıyor, gecesini dua ile süslüyor… İşte bu da bir infaktır. Çünkü zaman da bir nimettir ve israfı, en büyük kayıplardandır.
Zamanı İnfak Etmek: Sessiz Ama Büyük Sadaka
Bugün en çok israf edilen şeylerden biri zamandır. Oysa bir saatini bir gencin yetişmesine ayıran, bir çocuğun elinden tutan, bir hastayı ziyaret eden kişi aslında büyük bir infak yapmaktadır.
Hasan-ı Basri şöyle der: “Ey Âdemoğlu! Sen günlerden ibaretsin. Bir gün geçince, senin bir parçan da gider.”
O hâlde soralım kendimize:
Geçen günlerimiz Allah için ne kadar harcanıyor?
Fedakârlık: İmanın Zirvesi
İnfakın özü fedakârlıktır. Kendi nefsinden veremeyen, başkasına veremez. Sahabe-i kiram, açken başkasını doyurmuş, kendisi muhtaçken infak etmiştir.
Rabbimiz onları överek şöyle buyurur: “Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, kardeşlerini kendilerine tercih ederler.” (Haşr, 9)
İşte bu, gerçek imandır…
İşte bu, gerçek kardeşliktir…
Sonuç olarak
İnfak; bir kayıp değil, ebedî bir kazançtır. Bu dünyada verdiğimiz her şey, ahirette karşımıza kat kat çıkacaktır. Malımız, zamanımız, imkânımız… Hepsi bize emanet.
Unutmayalım:
Topladıklarımız değil, paylaştıklarımız bizimdir.
Geliniz…
Bir çocuğun yüzünü güldürelim…
Bir gencin elinden tutalım…
Bir yaşlının derdine ortak olalım.
Bir hayra omuz verelim…
Belki küçük bir adım…
Ama Allah katında büyük bir değer…
Duamız
Allah’ım…
Bize infak şuurunu nasip eyle…
Kalplerimizi cimrilikten arındır…
Vermeyi sevdirdiğin kullarından eyle…
Ya Rabbi…
Malımızı, zamanımızı ve ömrümüzü Senin rızan yolunda harcamayı nasip eyle…
Verdiklerimizi kabul eyle, eksiltmeden çoğalt…
Ve Allah’ım…
Bizi, verenlerden, vesile olanlardan ve hayırda yarışanlardan eyle…
Âmin…