beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Ahmet Yoldaş

facebook-paylas
DAVET
Tarih: 02-02-2026 10:49:00 Güncelleme: 02-02-2026 10:49:00


Beşeri kanunlar mümin mahkûm ederken,

Haksız yere insanlar hep zülüm görür iken,

Zalimler ve kâfirler hep canları alırken,

Allah aşkına söyle daha ne bekliyorsun?

 

Bu yazımızda inşallah Davet diyoruz.

 

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (Nahl 125). Bu ayet, İslam davetinin usulünü ve ruhunu bize öğretir. Davet, kaba kuvvetle değil, hikmetle ve güzel öğütle yapılır. İnsanların kalbine giden yol, merhametten, hikmetten ve samimiyetten geçer. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” buyurarak davetin özünü ifade etmiştir.

Davetin Anlamı

Davet, insanları Allah’ın dinine çağırmaktır. Sadece sözle değil, hal, ahlak, adalet ve yaşayışla yapılan bir çağrıdır.

Davet, Müslüman’ın şahsiyetini temsil eden bir görevdir. Aslında her mümin bir davetçidir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) “Benden bir ayet dahi olsa insanlara ulaştırınız” buyurmuştur.

Davet; bilerek inkâr edenlere, inatla hakka karşı gelenlere ve batıla meyledenlere hakkı bildirmek ve ulaştırmaktır.

Davet; Yeryüzünün en şerefli ve en kıymetli vazifesidir. Peygamberlerin gönderiliş gayesidir.

Davet; Varlık sebebimizdir. Sevdamızdır. Ve en güzel hediyelerimizdendir.

Sahabe Örnekleri

Sahabe-i Kiram, davetin en güzel örneklerini yaşadı. Habeşistan’a hicret eden sahabeler, orada İslam’ı yaşayarak anlattılar.

Habeş kralı Necaşi, onların dürüstlüğünden etkilenerek İslam’ı kabul etti.

Selman-ı Farisi (r.a.), İslam’ı ararken birçok zahmete katlandı ve sonunda Resûlullah’a kavuştu. O, hayatıyla davetin azmini gösterdi.

Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) ailesinin baskısına rağmen İslam’dan dönmedi; bu, davetin bedelini ödemek gerektiğini anlatan bir örnektir.

Davetin Ruhunu Taşıyan Büyükler

İmam Rabbânî, davetin en önemli yönünü şöyle ifade eder: “İnsanların hidayetine vesile olmak, binlerce nafile ibadetten daha üstündür.”

Abdulkadir Geylânî de müridlerine nasihat ederken şöyle der: “Siz insanları Allah’a çağırın; ama davetiniz merhametle olsun, öfke ile değil.”

Hasan el-Bennâ daveti bir dava olarak gördü ve “Bizim gayemiz Allah’tır, önderimiz Resûlullah’tır, yolumuz cihaddır. Allah yolunda ölmek en büyük arzumuzdur.” diyerek davetin hedefini özetledi.

Seyyid Kutub, zindanlarda dahi davetten vazgeçmedi; “Kur’an yolunda bir şehadet, bütün bir hayata bedeldir” dedi.

Bediüzzaman Said Nursî ise “Zaman iman kurtarma zamanıdır” diyerek çağımızın en büyük davet ihtiyacını ortaya koydu.

Davetin Esasları

1. Hikmet: Davet, muhatabın anlayışına göre yapılmalıdır. İnsanlara seviyelerine uygun söz söylemek, Peygamberimizin sünnetidir.

2. Güzel öğüt: Kalpleri yumuşatan sözler, davetin temelidir. Kırıcı, küçültücü, öfkeli bir üslup davetin bereketini yok eder.

3. Güzel örneklik: En tesirli davet, insanın kendi hayatıdır. Peygamberimizin “İslam ahlaktır” buyruğu, davetin özü gibidir.

4. Sabır: Davet uzun bir yoldur. Neticesi hemen görülmeyebilir. Sabırla yürümek, sahabenin yoludur.

5. Tevazu: Davetçi, kendini üstün görmez; muhatabını kardeşi gibi görür.

Davetin Önündeki Engeller

Davetin önündeki en büyük engel, Müslümanların İslam’ı yaşamadan anlatmaya kalkışmasıdır. İnsanlar sözden çok halden etkilenir. Eğer Müslüman ticarette dürüst değilse, işinde güvenilir değilse, ailesinde adaletli değilse davet tesirsiz kalır.

Diğer engel ise korkudur. Müslümanlar bazen davalarını açıklamaktan çekinirler. Oysa Allah, Kur’an’da “Allah’ın dinine yardım ederseniz O da size yardım eder” (Muhammed 7) buyurmuştur.

Günümüzün Daveti

Bugün davet, sadece bir tebliğ faaliyeti değil, aynı zamanda bir diriliş çağrısıdır. Gençlerimiz materyalizm, ateizm ve seküler hayat tarzı ile kuşatılmış durumda. Davet, onların kalbine Allah sevgisini ve ahiret bilincini yerleştirmek için bir nefes gibidir. Bir insanın hidayeti dünyadan daha hayırlıdır. Bu çağda davet, ümmetin en acil ihtiyacıdır.

Davetin en büyük alanlarından biri de mazlum coğrafyalar için duyarlılık oluşturmaktır. Filistin, Doğu Türkistan, Arakan gibi yerlerdeki zulmü gündemde tutmak, insanlara anlatmak da bir davettir. Çünkü davet sadece bireysel ibadete değil, ümmetin dirilişine çağrıdır.

Filistin ve Davetin Mesajı

Bugün Gazze’de, Kudüs’te Müslümanlar zulüm altında inlerken, davetin sesi daha gür çıkmalıdır. İnsanlara yalnızca namazı anlatmak yetmez; adaleti, kardeşliği, ümmet bilincini de hatırlatmak gerekir. Filistin meselesi, davetin ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Eğer ümmet, Allah’ın davasına sarılsaydı, zalimler bu kadar güçlü olamazdı.

Davet, aynı zamanda mazlumların yanında durma çağrısıdır. Sosyal medya üzerinden bilinç oluşturmak, maddi yardımlara katılmak, dua etmek, zulme karşı ses yükseltmek davetin bir parçasıdır. Çünkü davet, sadece söz söylemek değil, fiili bir duruştur.

Davetin Sorumluluğu

Her Müslüman, bulunduğu yerde davetin sorumluluğunu taşımalıdır. Bir öğretmen, öğrencisini ahlakıyla davet eder. Bir esnaf, ticaretindeki dürüstlükle davet eder. Bir anne-baba, evladına sevgisi ve dini terbiyesiyle davet eder. Yani davet, hayatın her alanında yaşanır.

Bediüzzaman’ın dediği gibi, “Hizmet-i imaniyede samimiyet esastır.” Eğer samimiyet olmazsa davet kuru bir sözden ibaret kalır. Oysa samimi bir kalpten çıkan söz, en katı kalpleri bile yumuşatır.

Sonuç olarak

Ey kardeşim! Davet, İslam’ın kalbidir. İman eden her Müslüman, bu kalbin atışını yaşatmakla mükelleftir. Davet, yalnızca âlimlerin görevi değil; herkesin sorumluluğudur. Unutma ki Resûlullah (s.a.v.) “Benden bir ayet dahi olsa insanlara ulaştırınız” buyurdu. Senin bir sözün, bir tebessümün, bir güzel davranışın, bir insanın hidayetine vesile olabilir.

Davet, ümmeti ayağa kaldıracak güçtür.

İmam Rabbânî’nin hikmeti,

Abdulkadir Geylânî’nin merhameti,

Hasan el-Bennâ’nın gayreti,

Seyyid Kutub’un sabrı ve

Bediüzzaman’ın ihlâsı davet yolunda bize ışık olsun.

 

Bugün bu daveti yaşarsak, yarın ümmet yeniden izzete kavuşacaktır. Ama daveti unutursak, hem Müslümanlar hem insanlık zulümle boğuşmaya devam edecektir.

 

O halde ey mümin! Kutlu doğumun 1500 yılı münasebetiyle daha heyecanlı, daha candan, davet yolunda önderin, örneğin, sevgili peygamberin gibi kalk, daveti yaşa, daveti yaşat. Çünkü Allah’ın rızası, insanlığın kurtuluşu, ümmetin dirilişi bu davette gizlidir.

Ya Rabbi!

Daveti en güzel öğrenen, canı, malı ve zamanını davetle süsleyen ve bereketli kılan, yaşayan ve hayatıyla yaşatan kullarından eyle. Amin

Selam, dua, tefekkür, muhabbet ve davetle.



Bu yazı 12 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI