“Ey iman edenler!
Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir.
(Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir.” Maide 54
(Mâide 54’ün Bugüne Bakan Yüzü)
Tarih boyunca iman ile küfür, hak ile bâtıl arasındaki mücadele hiç kesilmedi. Kimi zaman saflar netti, kimi zaman zihinler karışık… İşte Mâide Sûresi’nin 54. ayeti, böyle zamanlar için bir ilahi ikaz, bir teselli ve aynı zamanda bir uyanış çağrısıdır.
Allah Teâlâ bu ayette bize şunu haber verir: Birileri dinden dönerse, Allah’ın dini zarar görmez. O, dinine sadık kullar getirir. Çünkü bu din, insanların omuzlarında değil, Allah’ın kudretiyle ayaktadır.
“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven bir topluluk getirecektir…” (Mâide, 5/54)
Bu ayet, sadece bir tehdit değil; müminler için aynı zamanda bir kimlik tarifidir.
1. Dinden Dönme Nedir?
Dinden dönme (irtidad), sadece kelime-i şehadeti inkâr etmek değildir. İnancı hayattan dışlamak, Allah’ın hükmünü değersiz görmek, İslam’ı vicdana hapsedip hayatın dışına itmek de kalbi irtidat çeşitlerindendir. Kur’an’da bu tehlikeye sıkça dikkat çekilir:
“Onlar dünya hayatını ahirete tercih ettiler.” (İbrahim, 14/3)
Bugün din, yaşanması gereken bir hakikat değil de “saygı duyulan bir gelenek” hâline geliyorsa, ayetin uyarısı tam da buraya dokunmaktadır.
2. Allah Kimleri Sever?
Ayet çok net: Allah, bazı kullarını sever. Bu sevgi iddiasız bir sevgi değildir; bedeli vardır. Kur’an’da bu bedel şöyle açıklanır:
“Allah, sabredenleri sever.” (Âl-i İmrân, 3/146)
“Allah sakınanları sever.” (Âl-i İmrân, 3/76)
“Allah işini güzel yapanları sever” (Âl-i İmrân, 3/134)
“Allah, adaletli olanları sever.” (Mâide, 5/42)
“Allah kendisine güvenenleri sever. (Âl-i İmrân, 3/159
“Allah iyilik edenleri sever.” (Bakara 2/195)
“Allah çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.” (Bakara 2/222)
“Allah iyi ve güzel davrananları sever.” (Maide 5/93) Bu konuda çok ayet var.
Yani Allah’ın sevgisi; duruşu olan, hakkı ayakta tutan, sabırla direnen, Salih amel işleyen, takva sahibi olan kullaradır. Bu sevgi, pasif bir iman değil; sorumluluk taşıyan bir imandır.
3. Kimler Allah’ı Sever?
Allah’a hakkıyla iman eden, Allah’ı bilen, tanıyan Allah’ı sever.
Allah’ı sevdiğini söylemek kolaydır; zor olan, bu sevginin gereğini yerine getirmektir. Kur’an ölçüyü koyar:
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” (Âl-i İmrân, 3/31)
Resûlullah’a (s.a.v.) ittiba, Allah sevgisinin ispatıdır. Sözde değil, hayatta… Ahlakta, ticarette, ailede, mücadelede…
4. Müminlere Karşı Şefkatli, Kâfirlere Karşı Onurlu ve Zorlu
Bu ifade, İslam’ın denge ahlakını gösterir. Mümin, kardeşine karşı yumuşak kalpli, merhametli ve bağışlayıcıdır:
“Müminler birbirlerine karşı merhametlidir.” (Fetih, 48/29)
Ama küfre, zulme ve haksızlığa karşı ezik değildir. Onurludur, ilkeli ve diridir. Bu sertlik insanlara değil; zulme, tuğyana ve hakikati yok sayan zalimlere, kâfirlere, sistem ve çarklarına karşıdır.
5. Allah Yolunda Cihadı Bugün Nasıl Anlamalıyız?
Cihad, sadece savaş değildir. Cihad; Allah’ın razı olmadığı her şeye karşı verilen çok yönlü bir mücadeledir. Nefisle, cehaletle, ahlaksızlıkla, adaletsizlikle…
“Allah'ın sistemini yeryüzüne yerleştirmek, insanlar üzerinde Allah'ın otoritesini duyurmak ve insanlar adına iyilik, doğruluk ve gelişme sağlamak, O'nun şeriatını hayata egemen kılmak uğruna yapılan Allah yolunda cihad; onlar aracılığıyla yeryüzünde dilediğini gerçekleştirmek için, yüce Allah'ın seçtiği mümin topluluğun sıfatıdır.” Fizilali Kuran tefsirinden
Onlar Allah yolunda cihad ederler. Kendileri, ulusları, ülkeleri ve ırkları uğruna değil,
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Gerçek mücahid, Allah’a itaat yolunda nefsiyle mücadele edendir.” (Tirmizî)
Bugün cihad; kalemiyle hakkı savunmak, ailesini korumak, nesli ifsattan muhafaza etmek, adalet için bedel ödemeyi göze almaktır.
6. Kınayıcının Kınamasından Korkmamak Bugün Nasıl Yaşanır?
Bu, çağımızın en zor imtihanlarından biridir. Sosyal baskı, alay, dışlanma korkusu… Mümin, ölçüsünü toplumdan değil, vahiyden alır. Ne derler putuna boyun eğmezler. İnsanlar ne der değil, onların derdi Allah rızasıdır. Allahın rızasından büyük rıza mı var..
“Onlar, Allah’tan gelen mesajları tebliğ ederler ve O’ndan başkasından korkmazlar.” (Ahzâb, 33/39)
Bugün bu duruş; doğru bildiğini savunurken popüler olmaya çalışmamaktır. Alkış değil, rıza aramaktır.
7. Allah’ın Dilediğine Verdiği Lütuf ve İlmi
Bu ayetle Allah bize şunu öğretir: Hidayet bir lütuftur, hak edene verilir. Kim samimi olursa, Allah ona yol açar.
“Allah, dilediğini hidayete erdirir.” (Bakara, 2/213)
Allah’ın ilmi geniştir; kimin ne taşıdığını, kimin neye layık olduğunu en iyi O bilir. Bu da mümine hem umut hem sorumluluk yükler.
Sonuç: Ayet Bize Ne Söylüyor?
Bu ayet, bize şunu haykırıyor:
Din Allah’ındır. Ama bu dinin şerefli taşıyıcıları olmaya adayız.
Şefkatliyiz ama zillet içinde değiliz.
Cesuruz ama ölçüsüz değiliz.
Severiz ama bedel ödemeden çekinmeyiz.
Dua
Allah’ım!
Bizi sevdiğin ve Seni seven kullarından eyle.
Kalplerimizi dinden dönenlerden değil, dini ayakta tutanlardan kıl.
Şefkati merhametimiz, izzeti duruşumuz eyle.
Hakkı söyleyen, bedel ödemekten korkmayan kullarından eyle bizleri. Âmin.
Selam, dua, tefekkür ve muhabetle..