![]() |
Tweet |
Ne yazık ki 12 yıllık mecburi eğitim sonunda “laf olsun, torba dolsun” şeklinde konuşan bir gençlik yetiştirdik. Meslek yok, mesnet yok , emek yok, şükür yok, kanaat yok, bazıları da ülkenin başkomutanına kılıç çekiyor, sizi çakallar!
Soruyorlar sokak röportajında, ülke ekonomisi nasıl gidiyor? Çoğu muzdarip, evet ekonomide kısmi bir duraksama var ama devlet Pandemi ve Depremlere rağmen, dünyada olup biten savaşlara rağmen çalışan da emekli de maaşını alabildi, kimse aç ve açıkta kalmadı, ama haberimizin olmadığı garibanlar da yok değil.
Gençlerimizin çoğu masa işi arıyor; çalışayım, üreteyim, ekonomiye bir katkım olsun diyen yok, çünkü meslek yok. Burada 12 yıl mecburi eğitimin de payı büyüktür, madem 12 yıl sonra bir işe yaramayan, makul bir yorum ve değerlendirmeyi bile yaparken gerçekten bu yorum doğru mu? değil mi? Düşünmeyen bir gençlik yetişiyor o aman neden 4 yıllık liseyi mecburi eğitim haline getiriyorsunuz Arkadaş!
Ekonomi röportajlarında,
Ben nasıl evleneceğim?
Ben araba alabilir miyim?
Ben tatile gidebiliyor miyim?
Asgari ücretli/emekli 15 Bin kirayı nasıl versin?
Benim de dışarıda yemek yeme hakkım yok mu?...vs.
18-20 yaşlarında biri bunu söylüyorsa kafasının içi boş olduğu ve bu söyledikleri piyasanın ezber cevapları olduğunu insan rahatlıkla anlıyor.
Bu tür taleplerin olması için 20 yaşında olmak yetmiyor, 20 yıl çalışmak lazım. Sen hayata ne emek verdin ki ne istiyorsun?
Mesela benim evim var, arabam var, kıt kanaat geçinecek bir maaşım da var ama ben 28 yıl çalıştıktan sonra emekli olunca araba aldım, evi de Morgeç kredisiyle almıştım. Memurluk böyle bir şey, ha diye bir şeyin sahibi olamıyorsunuz, sabır ve akıl lazım.
Daha çok kazanmak istiyorsanız serbest çalışaksınız. Ne diyor ahir zaman peygamber Muhammed(sav); “Rızkın 9/10 ticaret ve cesarettedir.” Sen serbest çalışmaktan aciz isen devlete de katkın olmaz.
Ben 1997-2003 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığından istifa edip dershanelerde çalıştım, devlet o günün şartlarında maaş olarak 50 BİN veriyordu, ben 150BİN’de imza atmıştım, anlayacağınız bu süre içinde daima öğretmenin üç katı kadar maaş alıyordum, çünkü ben başarılı bir Kimya öğretmeniydim elhemdulillah.
Bak bakayım devlet memurları arasında kaç tane zengin görebilirsiniz bazı beyaz yakalı hısız arsılar dışında. Onların da sonu geliyor.
Tabi biz de ekonomik durumla ilgili, emekli maaşlarıyla ilgili eleştiri yapıyoruz, ama eleştirimiz muhatabımıza dokunmuyor, onları düşündürüyor.
Geçende yazıştım “emekliye dokunmayın yanarsınız” şayet birilerinden bir şey talep ediyorsanız, talep tarzınız itici olmamalı, kadim kültürümüz de bir ifade var; “Amaç üzüm yemek olmalı, bağcıyı dövmek olmamalı”
Peki bu gençlere bir nitelik kazandırmak için ne yapılabilir? Bu soruna cevap verecek şöyle bir projemiz var.
e-gençlik adıyla bir portal oluşturup 18-30 yaş arası gençlerimizi buraya alalım ve bu vesileyle her gün gençlerimize bir şeyler öğretmeliyiz.
Bu portalde;
1-Gençlik nerede? En az yedi puton olmalı.
2-Yerel ve ulusal, kamu ve özel iş alımları,
3-Bazı faydalı kitaplar PDF ortamında portalde olmalı.
4-Bazı eğitici videolar,
5-Günün sözü… vs.
Ayrıca iş bulana kadar bu gençlere asgari ücretin 1/5’i oranında bir cep harçlığını vermek lazım.
Bu portalın bir ihtiyaç olduğuna inanıyorum.
Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Fikrinizi paylaşmayı ihmal etmeyin.
Selam ve selametle kalın.