![]() |
Tweet |
Kurulduğu günden beri her fırsatta “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” komisyonunu için umut verici olduğunu dile getirip arkasında durmaya çalışıyoruz, siz en makul bir meseleyi sorun edip işimizi zorlaştırdınız, başka bir ifadeyle DEM partililerin ekmeğine yağ sürdünüz.
DEM partililerin bu komisyonun iyi bir iş çıkarması için bir çaba sarf edeceklerine inanmıyorum, çünkü onlar Kürtlükle alakası olmayan “Beyaz Kürtlerdir.” Edindiğim bilgiye göre bu anneleri de dolduruşa getiren onlar, Türkçe konuşmalarına rağmen, arada bir kaç cümle Kürtçe konuştukları olmuş, ama bu konuşmanın barışa yönelik bir katkı içermediği tam tersine zehir zenberek konuşma olduğu bilgisi bana geldi.
Bu DEM'liler arasında Leyla Zana ve Altan Tan misyonunda kimseler olmadığına göre bunlar Kürt sorunun çözümü için ne yapabilirler. Bunlar “tilili, dû tilî” (bir zılgıt ve zafer işaretiyle) malı götürüyorlar, ama en büyük destekçileri sizin gibi zaman zaman gaf yapan büyüklerimizdir. Bir yandan Kürtçe konuşmak ana sütü gibi Kürtlere helâldir diyordunuz, diğer yandan Kürtçe konuşmak yönetmeliğe aykırıdır diyorsunuz. Bu “ne perhiz, ne lahana turşusu.”
Bakınız iyi niyetli kötü niyetli orası beni ilgilendirmez ama facebook yaptığı çok yönlü değerlendirmesiyle dünya dilleri arasında Kürtçenin 8.sırada olduğunu ortaya koydu. Bu dili her yönüyle rahat bırakın.
Barış anneleri adına birileri Kürtçe konuşmak istemiş, ki konuşmasının bir cümlesi dahi barış ve huzura destek vereceğine inanmayanlardanım, ama Kürtçe konuşmasına müsaade etmemeniz sosyal medyaya bomba gibi düştü, artık bir Ak Partili olarak nerede konuşursak hemen bu yasağınızla ağzımızın payını verecekler.
Halbuki Kürtçe savunma hakkını veren yasayı çıkaran Ak partidir, ama her nedense böyle yanlışlar yaparak elimize yüzümüze bulaştırıyoruz.
Kürt meselesinin çözümü için kurulan bu komisyondan beklentimiz yüksekti, bu yanlıştan sonra acaba yanlış mı düşünüyoruz diye düşünmek durumuna kalacağız.
Bu komisyonda konuşan anne meclis kürsüsünde değildi, meclis grup başkanlığı kürsüsünde de değildi, konuştuğu yer oluşan sivil bir komisyon ve inisiyatif kullana bileceğiniz bir yerdi.
Hani Kürdün onurunu, Türkün gururunu muhafaza edecektiniz? Bu annenin Kürtçe konuşmasını engelleyerek onurunu kırdınız, bizim gibi sağduyulu Kürtleri de üzdünüz, ayrıca bu tavrınızla Türkün gururuna da bir çizik attınız diye düşünüyorum.
Bu anne Türkçe konuşunca başınız göğe mi değdi?
Türkün cebine fazla para mı girdi?
Birileri, oh canıma değsin mi dedi?
Bence hiç biri de olmadı. Sadece komisyonun saygınlığına bir gölge düşürdünüz.
Neymiş efendin yönetmeliğe aykırıymış, Kürt kültüründe muteber bir söz var, yararlanırsınız diye söylüyorum; “der heqê wî da ayet heye?”(Hakkında ayet mi var?) Demek ki, Ayet dışında var olan yasaklar geçicidir, düzeltilebilir, birilerine sıkıntı vermiyorsa, hukuka tecavüz yoksa o yasak delinebilir.
Ben 1987 yılında İmam-Hatip olarak göreve başlayınca maalesef, o başına yemin ettiğiniz 1982 Anayasasında Kürtçe konuşma yasağı vardı, ben cemaate dedim ki, “ben Kürtçe vaaz edeceğim, hutbeyi ise Türkçe okuyacağım” beni seven bazı sofiler dediler ki, “hocam sana zarar gelmesin, yasal olarak Kürtçe konuşmak yasaktır, isterseniz mesleğinizi riske atmayın” ben dedim ki, “akla uygun bir yasak değil, yakında o yasa kalkar”, üzerinde bir-iki yıl geçti ve o yasak kalktı.
Ben bir vatandaş olarak bu içtihadı yaparken siz niye inisiyatif kullanarak bu annenin Kürtçe konuşmasına müsaade etmediniz? Bu meclisten artık böyle yanlış uygulamalar istemiyoruz.
Cumhurbaşkanımız zamanın başbakanıyken Mardin’de alimlerle bir araya geliyor, alimlerden biri Kürtçe hutbe okumamanın yanlışlığı üzerinde duruyor, cumhurbaşkanımız müftü beyi çağırarak “Kürtçe hutbe okunmaz” diye bir hususi yasak var mı? müftü bey “hayır” diyor, o zaman gelecek Cuma Mardin’in en büyük camisinde Kürtçe hutbe okunsun diyor. İşte vizyon budur. Madem bir tereddüdünüz vardı o zaman komisyon üyelerinin oyuna sunsaydınız ya.
Olmadı Başkanım olmadı! Bu komisyonun misyonu ağırdır, ona göre vizyonunu da geniş tutun.
Benden söylemesi.
Eyüphan Kaya
Ah, ah.. bu dil kime ne zarar verdi ki bu şekilde baskılar altında tutuluyor?