beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...



Düzelmeye ve düzeltmeye önce kendimizden başlayalım! Nefsimizi hesaba çekelim!

Allah Resulü öyle bir konuda haber veriyor ki, Allah’tan haber almayan hiçbir muhabir, ajans ve haber kaynağı bu konuda bize haber iletemez. Bu haber, özünde dünyadaki eylemlerimizle ahiretteki akıbetimiz arasındaki bağa dikkat çekiyor. Dünya zaman ve mekânıyla, ahiret zaman ve mekânı arasındaki bağlantıya dikkat çekiyor diyen Yaşar Değirmenci; Düzelmeye ve düzeltmeye önce kendimizden başlayalım! Nefsimizi hesaba çekelim! diyor. Yaşar Değirmencinin açıklamalarını istifadenize sunuyoruz.

facebook-paylas
Güncelleme: 18-03-2026 11:14:53 Tarih: 18-03-2026 10:59

Düzelmeye ve düzeltmeye önce kendimizden başlayalım! Nefsimizi hesaba çekelim!

Öncelikle şu sualleri sormak lazım: Ramazan dışında rahmet kapıları kapalı mı ki, Ramazan gelince açılıyor? Allah’ın rahmetinin tek bir kapısı yoktur, birçok kapısı vardır. Sair zamanlarda bu kapılardan açık olanlar vardır, kulun talebiyle açılacak olanlar vardır. Burada iki şeyi birbirinden ayırmak lazım. Kilitli olmak ayrı bir şey, kapalı olmak daha farklı bir şey. Allah’ın rahmet kapılarından hiçbirisi kilitli değildir, sadece vurunca açılacak şekilde kapalıdır. Kul o kapının önüne iradesini kullanarak gelir. Bunun adına Kur’an “tevbe” (Allah’a yönelmek) ve “istiğfar” (Allah’tan af dilemek) diyor.

 

Tevbe ve istiğfar ile rahmet kapılarının önüne gelip o kapıyı tıklatana, samimiyeti oranında kapı açılacak ve o kula rahmet saçılacaktır. Ramazan’da ise bu kapılar ardına kadar açık tutulur. Ramazan’ı ihya eden ve oruçla ihya olan kimse, bu kapılardan girip rahmete gark olacaktır. İnşallah Ramazan’ı uğurlayışımız Bayram ile buluşmamız öyle olmuştur.

 

Ramazan ayının rahmet meltemleriyle arınan yürekler, şimdi de bir hak ediş olan bayram iklimini teneffüs ediyor. Bu teneffüs ayet ve hadislerle olur.

 

“Topyekûn Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, tefrikaya düşmeyin!” (Âl-i İmran, 3/103)

 

“Eğer tefrikaya düşer, birbirinizle çekişirseniz, rüzgârınız kesilir!” (Enfal, 8/46)

 

“Allah sizin şekillerinize, suretlerinize bakmaz, kalplerinize bakar.”

 

Kalıbımız değil önemli olan kalbimizdir. Esas olan niyet ve samimiyetimizdir.

 

Amellerimizle kime ve neye hizmet ediyoruz? Neyin peşindeyiz?

 

Sakın amellerimizi zayi etmeyelim. Kemiyete takılı kalıp keyfiyeti ihmal etmeyelim. Niceliği önemserken nitelikten kopmayalım. Rakamların kutsandığı reklam dünyasında rıza ve rıdvana uzak düşmeyelim. Bilelim ki, kıldığımız namazların rekatları önemli değil, namazdan bize kalacak olan huşu ve haşyetimizdir.

 

“Yazıklar olsun o namaz kılanlara” uyarısında olduğu gibi gaflet ve gösteriş ile içi boşaltılmış namazlar kılanın yüzüne çarpılacak… “Olmaz olsun namazınız” dercesine.

 

Yaptığımız hayır ve hasenattan dolayı aldığımız plaket, şilt, taktir belgesi, nişan o gün işe yaramayacak, yüreğimiz derinliklerindeki samimi duygular dile gelecek.

 

Düşmanı titreten yumruğumuzdan önce Allah korkusu ile titreyen yüreğimiz var mı, bizden bu istenecek. Medyatik, sempatik yüzümüze itibar edilmeyecek, o yüzün arka yüzündeki yüreğimize bakılacak. Üstün zekâmız, başarı grafiğimiz bir yere kadar. Sonrasında samimiyet ve sadakatimiz konuşacak. Tanınırlığımız, taraftarlarımız, tirajımız, imajımız, karizmamız önemli değil, bizden istenen takvadır. Kullukta sınıfta kalanı, nesebi, kariyeri, kapitali kurtaramaz. Alkışlayanımız çok olabilir, adamız ve şanımızla dillere destan, gönüllere sultan da olabiliriz. Ama unutmayalım ki, tüm bunlar dünyevi değerlendirmelerdir. Allah katındaki değer ölçüsü ise sadece takvadır. Topraktan geldik toprağa döneceğiz. Tevazuyu elden bırakmayalım, takva yolundan kopmayalım.

 

Korkarım ki, iflasımız ve ifsadımız ihlassızlıktan olacak. Biz ittika ve ihlasla Rabbimizi yüceltelim ki, O’da bizi yüceltsin. Gerçekten işe nereden başlamak gerekiyor?

 

Kuşkusuz kendimizden başlamak zorundayız. Bir an önce kendimizden başlamayı başarabilirsek sorun büyük çapta çözülmüş olacaktır. O zaman tükenmişlik hissinden kurtulacağız. Başkalarından beklemek değil, kendimizden başladığımız zaman hayatımız ve hareketimiz bereketlenecektir, Bundan dolayı ilk başlatan, ilk terleyen, ilk bedel ödeyen, ilk işin çilesini çeken biz olursak zorlukları aşar amacımıza ulaşırız. Bu dava ısmarlama ile olmuyor, ihaleye çıkarmakla hiç olmuyor, elini taşın altına sokmadan sonuç vermiyor. Hele hele erteleyerek, bir şeyler yapıyormuş gibi görünerek, işi kurnazlığa dökerek hareket edersek kulluk yolunda sınıfta kalırız. Değişim diyoruz, ancak değişmesi gerekenlerden biri de kendimiz olduğunu unutuyoruz. Hep başkasından bekliyoruz, istiyoruz ve habire suçlu arıyoruz. Öncelikle sorgulanması, değişmesi, düzelmesi gerekenin kendimiz olduğu gerçeğini unutuyoruz. Kimseyi değil önce kendimizi konuşmak, kendimizi tanımak, kendimizi keşfetmek durumundayız. Kendimizi önemsemekle kalmayıp öne çıkmamız, elimizi taşın altına sokmamız, risk almamız kaçınılmazdır. Çünkü önce kendimize karşı samimi, dürüst ve ciddi olmamız gerekiyor. O zaman el attığımız işlerin hakkını verebilir ve başarırız. Varsın köyden kovulan, musibete maruz kalan, başına bela alan biz olalım. Güzel işlerde ilk ‘’Besmele’’ çeken biz olalım. İyiliğin ihyası, kötülüğün imhası bizim özelimizde. Kendi nefsimizde, ehlimizde, evimizde başlamalı.

 

İman edenler ne zaman inandırıcı olabilir? Kendi iç tutarlılıklarını sağladıkları vakit. İlkeli olmalıyız. Kendi inanç değerleri ile çelişmemek. İhlas, istikamet ve istikrardan kopmamaktır.  Kendi özümüze dönmeliyiz. Şu dini ölçülere uyarak:

 

“Andolsun nefsini kınayıp durana.” (75 Kıyame, 2) “Ben nefsimi temize çıkarmam…” (12 Yusuf, 53) “Kalbim temizdir”e sığınmadan, çirkin çağrılar karşısında “Ben Allah’a sığınırım”  diyebilmek. İşte marifet, keramet budur.

 

Müstağnileşmeden, mağrurlaşmadan mütevazı kimliklerimizle yeryüzü sınavımızı yani şahitliğimizi güzelce sürdürebiliriz.




Kaynak: Yeni akit gazetesi

Editör: abdlkerim kızıltoprak

Bu haber 8 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DİYANET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI