beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



Dünyanın Siyonizm’le imtihanı

Genel Yayın Yönetmenimiz Eyüphan Kaya katıldığı Anti Siyonizm kongre hakkındaki düşüncelerini yazdı. İncelemeniz dileğiyle

facebook-paylas
Güncelleme: 08-01-2026 19:28:11 Tarih: 08-01-2026 19:13

Dünyanın Siyonizm’le imtihanı

Her insan bu hayatta mesuliyet itibariyle yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak yaratılmıştır. Kıyamet günü de teker teker Allah’a hesap verecektir. Dolayısıyla kişi olarak haktan yana, haksızlığa karşı bir duruşu daima olmalı, kalbiyle, kavliyle, filiyle; artık bunun dozajını ayarlamak kişinin samimiyetine kalmış; çünkü gücünü bir fert bilir bir de Allah.

İnsan bu dünyada yapabildiklerinden mesul olduğu gibi, gücü yettiği halde yapamadıklarından da sorumludur. Yani bir insan diğer bir insanın yakasına yapışmış, nerdeyse boğmak üzereyken bir başkası “bana ne?” deme lüksüne sahip değildir. Bunu Türkçeleştiren atalarımız; “Rızayı kabahat aynı kabahattir” demişler.

Bu pencereden dünyanın genel gidişatına baktığımız zaman son yüzyılda Siyonist kafaya sahip Yahudilerin ve avanelerinin dünyaya verdiği sıkıntının karşısında bir duruş sergilemek “ben insanım” diyen herkesin vazifesidir. Tabi herkes gücü nispetinde sorumludur.

Anlatılır ki; gök gürültüsü karşısında kendini sırt üstü atıp ayaklarını havaya kaldıran kuşa sormuşlar, “sen ne yapıyorsun?” kuş demiş ki, “her ihtimale karşı gök düşerse havada tutmaya çalışacağım” soran bir daha demiş ki, “senin ayaklarınla gök durur mu dersiniz”, kuş demiş ki, “benim yapacağım bu kadardır” kıssadan hisse. Demek istediğim Siyonist zihniyete karşı tarafını belli edip, gücü nispetinde mücadele etmek herkesin vazifesidir.

Anti Siyonizm için mücadele etmeyi dert edinen bir kesim duyarlı gençler, İstanbul’da Rami Kütüphanesinde 2025 yılı 7-14 Kasım tarihleri arasında önemli bir Kongreyi gerçekleştirdiler, üç gün ben de katılma fırsatı buldum, aslında ben ASSAM’ın düzenlediği İslam birliği Kongresine katılmak için İstanbul’a gitmiştim, demek Anti Siyonizm kongresine katılmak da nasipte varmış.

Bir sivil Toplumcu gözüyle işleyiş tarzı, katılımcıları, seyircileri gözden geçirince doğrusu hayran kaldım. Bunun sekreteryasını yürüten kimselerin bu çalışmayı topluma mal etmeleri için azami titizlik gösterdiği, mümkün olduğu kadar bir kesime mal edilip çalışmanın küçülmemesi için hal ve davranışlarına dikkat ediyorlardı.

Bir siyasetçiden duymuştum şöyle bir sloganı, “ben kimsenin bir şeyi değilim, herkesin her şeyiyim” diyordu. Dolayısıyla Aliya Vakfı adına gerçekleştirdikleri bu Anti Siyonizm kongresi için özellikle bu tarafsızlığa dikkat ediyorlardı. Özgür bir hava içinde gerçekleşen bu kongrede yaklaşık 120 kadar kişi konuştu ve bundan böyle Siyonist zihniyetin tuzağına düşmemek için, başka bir ifadeyle Siyonist mantığın hayata geçip insanların huzurunu kaçırmamak için yüz yıllar boyu ne yapmak gerektiği üzerinde duruluyordu. Ciddi bir çaba ile konuşmalar değerlendirilerek 15 sayfalık bir kongre netice bildirgesi hazırlandı, titizlikle okudum, öyle kapsayıcıydı ki, “ben insanım” diyen herkes kendini ona karşı mesul tutuyor, Anti Siyonizm konusunda kendine bir vazife çıkarabiliyor.

Zarif bir moderatör tarafından idare edilen kongre, dört ayrı kamera ile kayda alınıyordu, bana söylendiğine göre o konuşmaların tamamı metne dönüştürülerek kitaplaştırılacakmış, bu da tarihe not bırakma açısından önemli bir çalışma olsa gerek.

 

Yılda en az bir defa alınan kararların uygulanma düzeyini ve gidişatın kritiğini yapmak için yapılmaya karar verildiği bu kongre ayrıca yedi bölgede de bir eylem planı içinde gerçekleşeceği kararı alındı.

Ben Güneydoğu Bölge Temsilcisi olarak Diyarbakır’da yapılması talebinde bulundum ve kabul edildi, ilk baharda inşallah şehrimizde İstanbul’daki formatta Anti Siyonizm kongresini gerçekleştireceğiz. Umarım hayra vesile olur.

72 millet arasında yüce Allah’ın ayan beyan kötü olduklarını Kur’an-ı Kerim’de ifade ettiği tek kavim Yahudilerdir. Medine’yi münevvere ablukaya alındığı zaman Medine Sözleşmesine aykırı hareket edenlerin başında yine Yahudiler vardı.

Son yüzyılda Filistin’e yerleşmek için zulmün envai türlüsüne sebebiyet verdiler. Yarım asırdır her geçen gün bu haksızlığını pekiştirerek sürdürüyorlar. Hele ki Siyonist bakış açısı insanlığın başına ciddi bir bela olarak duruyor, üstün ırk zihniyeti ayrı bir musibet, ard-ı mevud hikayesi de ayrı bir safsata ve meydan boş kalınca da zulüm etmeye devam ediyorlar.

Ne yazık ki kimi dünya liderlerini korkutarak, kimisini nisa, masa, kasa ile yularını eline alarak sözde sınırlar içinde hapsederek her geçen gün ayağını uzatıyor.

Yetmiyor Tel Aviv’de İslam üniversitesi kurulmuş bir yandan günümüzün Lavrenslerini yetiştirip İslam dünyasına din adamı kılıfı altında ajan gönderirken, diğer yandan İslam’ın değerleriyle oynuyor.

Mesela dua konusunda; şu duayı okursanız şöyle olur, bu duayı okur ve birkaç kişiye ulaştırmazsanız başınıza bir musibet gelir gibi… safsatalar Yahudi kaynaklıdır.

Hatta ben salavat zincirleri, zikirmatik gibi işlerin altında da Yahudi parmağı olduğuna inanıyorum. Bir hadis hatırlıyorum Resul-i ekrem (sav) buyuruyor ki; “Durup dururken bana salat ve selam getirmeyin, adım anıldığı zaman bana salavat getirin ve dualarınızın başında, ortasında ve sonunda bana salavat getirin” diyor.

Ben meslek hayatında Kimya öğretmeniydim, ders anlatırken öğrencim zikirmatikle salavat getirdiğini gördüm, bir gün dayanamadın ve dedim ki, inanın bunda Yahudi parmağı var, çünkü Müslümanı oyalamak ve uyuşturmak vardı işin içinde.

Sözde sınırlar diyorum mesela 57 İslam ülkesi arasında neden sınırlar olsun ki, Osmanlı zamanında himayesindeki bir ülkeden diğerine geçmek için pasaport mu isteniyordu, Hilafetin ordusu sahayı koruyamıyor muydu? O zaman Hristiyan’ı, Yahudi’si bu kadar azgınlaşabiliyor muydu? Elbette ki hayır, ne yaptılar? önce o birlikteliği dağıttılar, Türkiye’nin de Kemalist sistemle elini ayağını bağladılar, vatandaşlarımızı aslan düzeyinden tenzil-i rütbe ederek tilki moduna getirdiler. Bunu bir türlü Anadolu insanına anlatamıyoruz, arkadaş biz böyle pısırık yaşayamayız/yaşamamalıyız, çünkü biz Müslümanız yeryüzünün düzeni/dizaynı bize ait olmalı, yoksa şunun bunun aklına vicdanına insanlık teslim edilirse hayat çekilmez oluyor, Gazze’de olanlar bunun en açık örneğidir.

Sözde Demokrasisiyle övünen Amerika’ya bakın 70 BİN masum insanın katili olan Netanyahu’yu kırmızı halı ile ağırlarken İsrail’in zulmüne hayır diye Maduro’yu bir hile le derdets etti. Çünkü beşeri sistemlerde “güçlü olan haklıdır,” halbuki ilahi öğretide “haklı olan güçlüdür,” işte bunu dünyaya anlatmamız lazım.

Anti Siyonist hareket olarak bekli Yahudiler gibi yüzyıllık eylem planımız olmayacak, ama bari çeyrek yüzyıllık bir eylem planımız olsun.

İslam dünyasını uyaracağız, insanlığı uyaracağız, İsrail’i yedi açıdan ablukaya alacağız, kimin gücü neye yetiyorsa elinden geleni yapmalıdır.

Bireysel düzeyde daimi boykota devam edilmelidir, velev ki Gazze barışçıl bir şekilde özgürlüğüne kavuşsa da, silahsızlanmış bir İsrail, 67 sınırında Filistin devletine cizye verecek şartıyla yaşamasına devam edebilir. Kara, hava ve deniz ulaşımını İsrail’e kapatmakla yükümlüyüz, ona sadece ekmek, su yeter, kelam-i kibar ile tabir edebileceğimiz “kut-i layemut” dışında yaşamlarına bir konfora müsaade etmemeliyiz. Evet zalimlerin de yaşamaya hakkı vardır ama zulmünü engellemek için elindeki imkanı almak da bizim vazifemizdir.

Her türlü ticari ilişkiyi İsrail’den kesmeliyiz, ya bu şekilde yaşamaya razı olurlar ya da Sina çöllerinde yaşamayı tercih ederler.

Bugünün şartlarında savaşların kazananı yoktur, savaştan daha etkilisi irtibat kesmedir, biz de bu cezalandırma yöntemini kullanmalıyız. Bunun ne şekilde yapılacağını, ya da kimler hangi şekilde bu mücadeleyi verebileceği bundan sonraki kongrelerde daha iyi ortaya konur ve bu mücadele devam eder diye düşünüyorum.

İnsanlık için sulhu selamet isteyen herkes için “buyurun görev başına” diyorum. Hiçbir Müslüman’ın İsrail’e karşı pasif durması söz konusu olmadığı gibi, ehl-i vicdan tüm insanlığı bu konuda ortak hareket etmeleri gerekir diye düşünüyorum.

Evet insanlık bir arayış içindedir, görünen o ki Birleşmiş Milletler Gazze’de boğuldu, yapılan özeleştiriler sonucu dağılmak durumunda kalacak.

Bunun yerine İslam Birliği oluşturarak kimliğine bakmaksızın Hakkı üstün tutan, vahiy müktesebatı ile yönetilecekler, diğer devletler de ancak bundan esinlenerek huzur ve adalete imza atarlar.

Netice olarak şunu diyebilirim şayet ilk kongrenin kalitesinde Anti Siyonist kongreler devam ederse kongrenin birdirgesine uymak bütün Müslümanların üzerinde vacip olur.

Allah, takat, imkan ve başarı nasip etsin, çalışma bizden, tevfik Allah’tandır.

*Bu kongreye beni davet eden Adem çevik beye, Kongreyi nezaket ölçüleri içinde yöneten Talha Küçükkaya’ya, Aliya Vakfı Başkanı Ahmet Semih Özmekik’e ve bu nezih ortamı kongreye açan Rami Kütüphanesi Yöneticisi Ali Çelik beyefendiye huzurunuzda teşekkür ederim.

Eyüphan Kaya

İnsan Hakları Aktivisti/Srtatejist




Kaynak: Musluman Dunya

Editör: Editör

Bu haber 714 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MÜSLÜMAN DÜNYA Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI