|
Tweet |
Yazar bu kitapta, susturulmuş seslerin, unutturulmuş hakikatlerin ve kanla yazılmış bir direnişin hatıratı olarak dile getiriyor.
Kudüs'ün Yitik Nefesi Gazze, bir kitap ismi değil. Susturulmuş haykırışların, yarım kalmış duaların, toprağa düşmüş masum gözyaşlarının tercümesidir. Her harfiyle bir kalbin sancısını, bir annenin sabrını, bir çocuğun yetimliğini fısıldar. Bu eser, ümmetin sinesine sinmiş acının, tarihe nakşolmuş vakarının izini sürer.
Her sayfası bir secde, her kelimesi bir ağıttır. Söz, sadece kaleme değil; vicdana, inanca ve insana dokunsun diyedir. Çünkü bu kitap, yalnızca bir anlatı değil; bir yakarıştır. Gazze’de toprağın altına sığınan çocukların adını bile unutan dünyanın kalbine fısıldadığı dua, belki de bu satırlarda yankılanmaktadır. Mısra mısra dökülen her cümle, bir annenin dili tutulmuş çığlığı, bir yetimin gözbebeklerindeki sabırdır. Zira bu dava, bir coğrafya meselesi değil; bir iman imtihanıdır. Kudüs’ü sevmek, Gazze’ye sırt çevirmemeyi gerektirir. Mazlumun sesi olmak, zalimin karşısında susmamayı şart koşar
Kudüs... Semaya açılan kapı, secdeyle mühürlenmiş taşların dili, peygamberlerin soluklandığı mübarek yurt… Ve Gazze… O mübarek nefesin boğazında düğümlendiği, susturulmak istenen bir haykırış, bir çığlık… Kudüs düşerken, Gazze onun yitik nefesi olmuştur. Ve biz, o nefesi duymamış gibi yaşanan günlere uyandık.
Zaman aktı, çağlar değişti, kalpler kabuk bağladı. Kan içen cellatlar çağ atladı, ama Gazze hâlâ bir çocuğun avuçlarındaki taş kadar yalnız, bir annenin örtüsündeki gözyaşı kadar sessizdi. Her bomba bir ninniyi yarıda bıraktı, her kurşun bir hayalin kalbine saplandı. Biz gözlerimizi kapadık, ama Gazze, açık bir yara gibi yeryüzünde kanamaya devam etti.
Unutma, Gazze gökyüzünü delip geçecek kadar güçlü duaların, yerle bir olmuş evlerin arasında büyüyen sabrın adıdır. Bu kitap, o sabrın kelimelere dönüşmüş hâlidir. Bir taşın hafızasından, bir zeytin dalının fısıltısından, bir yetim çocuğun alnındaki secde izinden doğmuştur.
Bu eser, bir yürek borcunun, bir ümmet sızısının kalemden taşan niyazıdır. Ne yazabildiklerimiz yeterli olacak ne de gözyaşlarımız susacak. Ama bilinir ki, hakikati anlatmak susmaktan evladır. Zira her çağın bir sınavı vardır. Bizim sınavımız da Gazze’nin sustuğu yerde konuşmak, Kudüs’ün yere düşen sancağını yeniden kaldırmaktır. Kalem bu uğurda yazdıkça ibadettir, gözyaşı bu yolda aktıkça şehadete niyettir.
Kudüs düşerken Gazze direndi. Gazze susarken biz sustuk. Bu kitap, geciken bir mahcubiyetin kelâmıdır. Ve her kelimesi bir duadır; uyanan kalplere, titreşen vicdanlara, secdede ağlayan yüreklere armağandır.
Biz de muslumandunya.com.tr olarak bu Eserin insanlığın vicdanında yer edinmesini temenni ediyoruz.