Bugun...



30 Ağustos İmanla Kazanılan İslam zaferi

TİHEK Eski Başkanı Süleyman Aslan 30 Ağustos aferini analiz eden bir yazı yazdı. İşte o yazı...

facebook-paylas
Tarih: 29-08-2025 19:07

30 Ağustos İmanla Kazanılan İslam zaferi

Hakk’a tapan milletimizin varlık-yokluk mücadelesinde, imanıyla ayağa kalkan, topu ve tüfeği olmasa da kalbinde Allah’a güveni taşıyan aziz ordumuzun, şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz hatırasını bugün bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

30 Ağustos, yalnızca bir askerî zafer değil, milletimizin iman ve istiklal davasındaki azminin, varoluş mücadelesinin zirvesidir. Sadece bir kaç kişinin değil, topyekûn bir milletin imanla kazandığı zaferdir.

O günlerde Meclis’teki her temsilci, cephedeki her asker, köyünde dua eden her anne ve evladını cepheye gönderen her baba, aynı imanla aynı davada birleşmişti: Vatanı, milleti, dini ve imanını savunmak ve  bu uğurda savaşmak. Milletin ortak hissiyatı buydu; liderler de bu hissiyatı temsil ediyordu. İstiklâl Marşı da bu ruhu ifade ediyordu.

İstiklal Marşı İstiklâl Harbi sırasında Hakk’a tapan milletimiz adına Büyük Millet Meclisi tarafından ‘Kahraman ordumuza’ motivasyon kaynağı olmak üzere kabul edilmiş, tüm milletimize mâl edilmişti.

Henüz meclis görüşmeleri başlamadan ordu üzerinde büyük bir etki uyandıran Marş, tesliminden on gün sonra 17 Şubat 1921’de Sebîlürreşâd dergisinin 468. sayısında “Kahraman Ordumuza” ithafıyla ve ayrıca Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin baş sayfasında yayımlanmıştı[1]. Kahraman ordumuz İstiklal Marşı’ndan aldığı mesaj doğrultusunda savaşmış, iman dolu göğsünü garbın hayasızca akınlarına siper etmiş,  yurdumuzu alçaklardan kurtarmış, Hakk’ın vaad ettiği zafere ermişti.

Yahya Kemal Beyatlı bu ruhu şu dizelerle dile getirmiştir:

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi,
Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın.”

Bu dizeler, mücadelenin özünü göstermektedir. Milletin ruhunda İstiklâl Harbi, ezanın susmaması ve Allah’ın adının yüceltilmesi için verilen bir mücadele ve kazanılmış bir zaferdir.

Mehmet Akif de, o günleri anlatırken şöyle demiştir:

“Ankara… Ya Rabbi ne heyecanlı, helecanlı günler geçirmiştik… hele Bursa’nın düştüğü gün… Ya Sakarya günleri… Fakat bir gün bile ümidimizi kaybetmedik, asla ye’se düşmedik. Zaten başka türlü çalışabilir miydik? Ne topumuz vardı, ne tüfeğimiz… Fakat imanımız büyüktü. “Doğacaktır sana vaadettiği günler Hakk’ın, Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.” Bu ümitle, imanla yazılır. O zamanı düşünün. İmanım olmasaydı yazabilir miydim? Zaten ben başka türlü düşünüp, başka türlü yazanlardan değilim. Bu elimden gelmez. İçimde ne varsa, bütün duygularım yazılarımdadır… O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halâs dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hâtırasıdır.”

İstiklal Marşı, Hakk’a tapan milletimizin kahraman ordumuza hem talimatı, hem duası, hem de istikbal çağrısıydı. İstiklâl Harbi’nin manevî cephesinde yapılmış büyük bir taarruzdu. Millî Mücadele’nin mutlaka zaferle neticeleneceğine inanmış olan sağlam iman sahipleri İstiklâl Marşı’ndan manevî kuvvet almışlardı. İşte bu iman, milletimizi esaretten kurtarmış, Allah’ın yardımıyla zaferi nasip etmişti.

26 Ağustos 1071’deHakk’a tapan milletimizin Malazgirt’te sergilediği iman dolu kahramanlık, yüzyıllar sonra 30 Ağustos 1922’de de aynı hissiyatla zaferin anahtarı olmuştur. Her iki zafer de milletimizin imanla ve kararlılıkla yazdığı destanlardır.

Bugün, 30 Ağustos’u yalnızca tek bir liderin zaferi gibi yorumlamak ve bir “laiklik zaferi” gibi okuyup İslâm’dan uzaklaşma törenlerine dönüştürmek tarihî ve manevi gerçeğe, “ruhları semada uçuşan şehitlerimize” büyük bir haksızlık, hatta hıyanet olur. Bu zafer, Hakk’a tapan milletimizin, Allah’a güvenip dayanarak kazandığı bir iman zaferidir.

Bugün bize düşen görev, bu büyük zaferi sadece bir anma günü olarak değil, “medeniyet” maskeli emperyalist saldırı karşısında kurtuluş ve kuruluş değerlerimize sahip çıkmanın, imanımızı ve vatan sevgimizi diri tutmanın günü olarak yaşamaktır.

Bu vesileyle, bir kez daha 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor; bu toprakları bir İslam yurdu olarak bizlere emanet eden şehitlerimizi, gazilerimizi ve bu uğurda mücadele eden tüm kahramanlarımızı rahmetle ve minnetle yâd ediyoruz.

Av. Süleyman Arslan




Kaynak: müslüman dünya

Editör: Editör

Bu haber 145 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI